Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globally recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

“Reçete Yazmıyoruz Uygulamaya Bakıyoruz”

Yönetim danışmanlığı sektörünün yeni ekonomiye bağlantılı olarak tamamen çehre değiştirdiğini belirten ARGE Danışmanlık’ın patronu Murat Yalnızoğlu, danışmanların eskiden akıl sattığını, ancak artık aklın herkeste olduğunu söyledi.  Yalnızoğlu ile danışmanların değişen yüzü üzerine söyleştik.

Ekonomi çehre değiştirdi.  İş süreçleri de değişti. Size çözüm için başvuran şirketlere nasıl bir reçete yazıyorsunuz?

Danışmanlık sektörü büyük bir yeniden yapılanmanın içinde. Artık eskisi gibi reçete yazmıyor,  teorideki bilgiyi hayata geçirme aşamasında devreye giriyoruz. Yani danışman eski tanımıyla akıl satan insan değil artık. Akıl eskiden işin yüzde 80’iydi.  Şimdi ancak yüzde 20’si. Kalanı,  işi hayata geçirme üzerine kurulu.

Danışmanlık sektörünü bu sürece yönlendiren faktörler neler?

Bu sadece Türkiye’de değil,  tüm dünyada olan bir şey. Eskiden bilgiye ulaşmak son derece zordu. O nedenle bilgili olmak danışman olmak için yetiyordu. Oysa şimdi hemen herkes, her istediği bilgiye anında ulaşma imkanına sahip. İnsanlar danışmanlardan bilmedikleri şeylerde akıl istiyor. Bilgiyi hayata geçirme süreci, yönetim danışmanlığının yeni uzmanlık alanı.

Türkiye ekonomisi bu duruma hangi ölçüde ayak uydurdu?

Türkiye ekonomisi son 4-5 yıldan bu yana büyük bir değişimin içinde. Hızlı bir liberalleşme atağı sözkonusu. Bu hem ülkenin iç dinamikleriyle hem de dış ilişkileriyle bağlantılı. Gümrük Birliği ile başlayan ve dünya ekonomisine entegrasyon süreci ile devam eden bir atılım bu. Eskiden sadece belirli şirketleri ilgilendiren bu durum, şimdi tüm şirketleri ilgilendiriyor.

Bu liberalleşmenin şirketlere etkisi ne oldu?

İki temel ve belirgin etkiden söz etmek mümkün. İlki, kuralsal etki. Hukuksal bazı düzenlemeler değişiyor, değişmeye devam edecek.  Bu kanunların bazı getirileri var. Örneğin Rekabet Kanunu son derece büyük değişiklikler yarattı. Dışarı kapalı olan çok az sektör var artık. Farklı oyuncular çıktı. Bankacılıktan sağlığa kadar çok sektörün stratejileri değişti.

İkinci önemli etki neydi?

Bu da enflasyonun düşmesi süreciyle birlikte ortaya çıktı. Şirketlerin bu güne kadar büyük gelir sağladıkları operasyon dışı gelirler artık yok.   Şirketler artık para kazanabilmek için asıl işlerine dönmek zorundalar. Bu da,  böyle bir ortama alışık olmayan şirketler için zor iş. Eğer bugüne kadar yaptığın tüm yönetim hatalarını enflasyon örtmüşse, iş hayatının acımasızlığına alışamadıysan bundan sonra durum çok zor.

Şirketlerde ne gibi strateji değişiklikleri gözlemliyorunuz?

Eskiden daha çok operasyon iyileştirme dediğimiz, daha çok ürünü daha ucuza üretme mantığı üzerine hareket edilirdi. Ama şirketler şimdi dış çevreyi analiz edip stratejik plan yapıyorlar. Eskiden genel strateji olan rakibi taklit etmenin yerini farklı kuramlar aldı.

Bu farklılığın yaratılması için yöntemler neler?

Burada da iki temel strateji var. İlki,  ürün bazında gerçek anlamda farklı olmak. İkincisi ise pazarın en ucuzu olma. Teori,  mutlaka bunlarda biri olun der. kisinden de biraz olmak dünyanın en kötü şeyidir.   Türkiye,  kısa süre öncesine kadar bunların ortasındaydı. Ama şimdi yavaş yavaş ayrıma varılıyor.

“Rekabete hazırız”

Önümüzde çetin bir AB süreci var. Bu süreçte gelecek yabancılarla rekabete hazır mıyız?

Bana kalırsa evet. Çünkü artık hemen her sektörün en büyük kuruluşları Türkiye’de yerleşik birer ofis edinmiş durumda. Yani aslında onlarla rekabetin tam göbeğindeyiz. Rekabetin birinci basamağında değiliz. Ama tam üyelik 5-6 yıllık bir süreç. Zaten gardını almamış olanlar o zamana kadar hazır konuma gelirler.

Bundan sonra değişmesi gerekenler neler?

Şirketlerde değişmesi gereken en önemli noktalardan biri,  insan kaynakları. Doğru insanın doğru işte çalışması çok önemli. Ardından bilgi teknolojilerine yeterli yatırımın yapılması gerekiyor. Bizim hesabımıza göre, bir şirketin sektörüne göre değişmekle birlikte,  cirosunun minimum yüzde 5’ini bilgi teknolojilerine yatırması gerekiyor. Stratejik planlama yanlışlarından söz ettik, son hata ise pazarlama.

Milliyet
30. 04. 2000