Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Verimsizlik Daha Kötü

“İki şişe süt çalanla,  ikisini birden sokağa döken arasında ne fark var?” KalDer Başkanı Argüden yolsuzluk ve verimsizliği bu örnekle anlatarak “Kamu yöneticileri gerçeğin yeni farkına vardı” dedi.

Tasarrufun öncelikle kamu kuruluşlarında yapılmasını öngören yeni ekonomik program,  yıllardır özel sektörde kalite ödülleri veren Kalite Derneği (KalDer)’in bu yılki misyonu ile ilginç bir biçimde örtüştü.   Bu yıl ilk kez 9-10 Mayıs tarihlerindeki sempozyumda kamu kuruluşları arasında kaliteyi değerlendirecek olan KalDer’in Başkanı Yılmaz Argüden,  Türkiye’de yolsuzluklar kadar önemli olan bir diğer sorunun verimsizlik olduğunu söyledi.   “Yolsuzluk önemli,  çünkü benim hakkımı siz alıyorsunuz.   Ve bu durum adalet duygusunu bozuyor.   Ama verimsizliğe baktığınız zaman sizin ve benim hakkım olan şeyi topluyoruz ve çöpe atıyoruz.   Dolayısıyla hiç kimseye fayda getirmiyor” diyen Argüden,  şu örneği verdi: “İki bardak süt düşünün.   Yolsuzluk bu sütlerin ikisinide hak etmediği halde bir kişinin içmesidir. Verimsizlik ise iki bardağında çöpe dökülmesidir.”

Kronik Kriz

Argüden, toplum olarak ana sorunun verimsizlik olduğunu vurgulayarak şöyle diyor:””Kamuda da ağırlıklı olarak verimsizlik var.   Sanıyoruz ki bir insana devlette iş verdiğimiz zaman onu işsizlikten kurtaracağız.   Aslında gelirsizlikten kurtarıyoruz,  işsizlikten değil.   Çünkü gerçekte öyle bir iş yok.   Boşu boşuna oturuyorsa verimsizliği alışkanlık haline getiriyoruz.   Esas hedef insanlara pozisyon açmak değil iş sahası açmaktır.   Bence kamunun esas krizi,  verimlilik üzerine odaklanmamış olması.  Üretmek üzerine değil bölüştürmek üzerine odaklanmış.   Halbuki büyütmediğimiz bir şeyi bölüştürmeye çalışarak bir süre sonra gelip duvara çarpıyoruz.”

Kamu kesiminde kronik bir kriz olduğunu söyleyen Argüden şöyle devam ediyor:

“Bu,  yönetim krizidir.  Bence yöneticiler değil, sistem kötü.  Sistemde hesap verebilirlik kriterleri,  şeffaflık kriterleri yok.  Biz her konuda dünya standartlarını benimsemeliyiz.  Kamuda aslında toplam kaliteyi uygulamaya başlayanlar var.  Ama ödüle başvurmak uzun bir süreç olduğu için şimdilik dört kuruluş başvurdu.  Bizim yaptırım gücümüz yok,  sadece motive edebiliriz.   Bir iş yapıyorsanız hesap verebilir olacaksınız, verimli olacaksınız.  Bu sadece kamu için değil herkes için geçerli.”

Bu yıl kamuda ödül verilmesinden sonra gelecek yıldan itibaren daha geniş bir katılım beklediklerini belirten Argüden, “Kamu kaliteden ne anlıyor, özel sektör ne anlıyor?” sorusuna da şu cevabı veriyor: “Kalite,  hizmet verdiğin insanları daha fazla tatmin etme çabasıdır.  Ancak burada fark şu; kamuda,  çıktılar değil girdiler ölçülür. O girdileri ne kadar verimli kullandığınızla ilgili bir performans göstergesi yok.  Bir pasaport dairesini incelersek,  ne bekler vatandaş? Fiyatının ucuz olmasını,  kuyrukta çok beklenmemesini.  Kaliteyi vatandaşın da talep etmesi gerekir.  Kamuda da özel sektörde de sadece bilançoya bakarak şirket idare etmenin yeterli olmadığı,  müşteriyi ve çalışanı sürekli dinleme gerekliliği ortaya çıkıyor.”

Sabah Gazetesi