Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Ar-Ge Girdi mi? Çıktı mı?

Yeniliçilik şirketleri rekabette öne çıkaran önemli bir unsur. Bu nedenle, dünyada şirketlerin ar-ge harcamaları özenle takip ediliyor. Ancak, önemli olan ar-ge çalışmaları için ne kadar çok kaynak ayırıldığı mı? Yoksa, ne kadar iyi sonuç alındığı mı?

Girdi-çıktı ilişkisi bire bir olmasa da daha çok kaynağın, daha iyi sonuç üreteceği varsayılıyor. Ancak, ar-ge harcamaları karşısında elde edilenleri doğru ölçemezsek, bu varsayımı test etmek de güçleşir. Örneğin, ar-ge harcamaları sonucunda ne kadar patent alındığını ölçmek bu çabanın bir örneğidir. Ancak, her zaman patent sayısının kârlılığa dönüşmediği de bilinen bir gerçek. Bu nedenle, örneğin son iki senede piyasaya sunulan ürünlerin toplam ciro içindeki payı veya bu ürünlerin satışlarındaki büyüme hızı gibi ölçümlemeleri de ar-ge harcamalarıyla ilişkilendirmek gerekiyor.

Ar-ge harcamaları bilgi üretim sürecinin girdisidir. Ancak, bu sürecin iyi yönetilmesi girdilerden etkin sonuç alınabilmesinin ön şartıdır. Bilginin yaşam eğrisi dört boyutta incelenebilir: (i) fikir aşaması, (ii) test aşaması, (iii) yayılım aşaması, ve (iv) standart olma aşaması. Bilginin her aşamadaki yönetimi farklı yaklaşımlar gerektiriyor.

Bilginin fikir aşamasındaki konumu belirsizliklerle doludur. Bu aşamadaki birçok bilgi daha sonraki aşamalara ulaşamaz. Bu aşamadaki bilgiden değer yaratan kuruluşlar (yeni bir program üretmek, yeni bir molekül bulmak gibi) yaratıcılığı teşvik etmek zorundadır. Bu nedenle yaratıcı ancak uç davranış biçimleri sergileyen kişileri barındıracak bir insan kaynakları sistemine ihtiyaçları vardır. İnsanların rahatça deneyler yapabileceği, birbirleriyle hiyerarşik olmayan ortamlarda biraraya gelmelerini sağlayacak ortamlar yaratmak bu aşama için olumlu sonuçlar verir. Bilgi sistemlerinin de çok detaylı bilgi bankalarını değil, insanların iletişimini iyi yönetmeye öncelik vermesi gerekir. Bu aşamada çok sayıda paydaş ile ilişki kurmak yerine, mevcut bilgileri zorlayıcı ve yaratıcı fikirleri test etmeye eğilimi olan az sayıda paydaş ile sıkı bir işbirliği kurmak daha faydalıdır. Çünkü, henüz fikirler hamdır ve test edilmeye muhtaçtır. Üstelik bilginin bu aşamada rakiplerin eline geçmesi tercih edilmez.

Bilginin test aşamasındaki konumu faydalarının geniş alanda ispatının gerekmesidir. Bu aşamada bilgi güvenilir, bilgili kişi ve kurumlarla paylaşılır. Ancak, özellikle patent koruması olmayan bilginin bu aşamada rakiplerden özenle korunması gerekmektedir. Bu aşamada sadece yeni bilgi üretenlere değil, aynı zamanda uygulama deneyimi olan ve öncü müşteriler nezdinde saygınlığı olan uygulayıcılara da gereksinim vardır. Bilgi paylaşım ortamları için aynı konuya ilgi duyan sınırlı sayıdaki bilgili kişinin firmanın neresinde olursa birbirleriyle iletişim kurabilmeleri sağlanmalıdır. Bu konuda başarılı olan şirketler değer zincirinde güvendikleri halkalarla da test aşamasındaki bilgiyi paylaşarak daha iyi sonuçlar alıyorlar. Bu aşamada bilginin detaya girilmeden genel düzeyde duyurulması öncü benimseyicileri harekete geçirmek açısından faydalı olur.

Bilgi yayılım aşamasına geldiğinde onu saklamak değil, mümkün olduğunca hızlı bir şekilde paylaşmak gerekiyor. Çünkü, bu aşamada daha çok bilen değil, daha hızlı olan ve marka oluşturabilenler kazanıyor. Bu aşamadaki bilgiden değer yaratan şirketlerin ağırlıklı olarak uygulayıcılara ihtiyacı vardır. Bu aşamada, bilgi sadece uzmanlar arasında değil, aynı zamanda tüm kullanıcılar arasında da paylaşılmalıdır.

Bilgi standartlaşma aşamasına geldiğinde zaten yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle, insan kaynaklarında kontrat bazlı çalışmaya geçilebilir. Veri tabanları, kıyaslama bilgileri, farklı kaynaklarda biriken bilgiye erişim sağlama konuları ön plana çıkar.

Şirketlerin bilginin hayat eğrisinin tamamında değer yaratmaları çok güçtür. Çünkü, her aşama farklı yetkinlikler, farklı sistemler gerektirir. Bu nedenle, bilgi çağının şirketleri de hangi aşamaya odaklanacakları konusunda karar vermek zorundadır. Bilgi çağında, bilgiyi yöneterek değer yaratmak için bilgili ve odaklı olmak gerekir.

Özetle, ar-ge sürecini iyi yönetebilmek için girdiler kadar çıktılara ve süreçlere de önem vermek ve bu değişik boyutlarda yönetimsel ölçüm araçları geliştirmek gerekiyor.