Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Basketbolcular ve Toplumsal Eğitim

Dünya Basketbol Şampiyonasındaki Ulusal Takımımız yaklaşımıyla, elde ettiği sonuçlarla hepimize gurur verdi. Basketbol takımımızın özel davetle katılabildiği Dünya Şampiyonasındaki başarısı ülkemizde yaygın heyecan ve sevinç yaratıyor. Bu başarıyı getiren yönetim anlayışının doğru irdelenmesi ve örnek alınması başarının yaygınlaşmasına ve kalıcı olmasına yardımcı olacak.

Toplumsal öğrenme sınıflarda değil, toplumu ilgilendiren sansasyonel olaylarla gerçekleşir. Öncelikle, toplum olarak başarının tesadüfen elde edilmediğini, özellikle de kalıcı başarıların şansla yakalanmadığını iyi anlamalıyız. Türk Milli Takımının bu başarısı bir yönetim anlayışının sonucu. Bu yönetim anlayışını hayata geçirebilmek için aslında çok zor kararları alma cesaretini gösteren Milli Takımın koçunu ve onu destekleyen Federasyon yönetimini kutlamak gerekiyor. Bu yönetim anlayışının en önemli özelliği karşılıklı güven üzerine kurulmuş olması: yönetim kurulu, koç, ve oyuncuların birbirlerine duydukları güven; bir takım olarak başarıya kenetlenme duygusu, ve bu anlayışı aynı şekilde benimsediğini gösteremeyenlerden de vazgeçebilme cesareti, tutarlılığı.

Ünlü yönetim dehası Jack Welch bir şirketin başarısını sürdürülebilir kılmanın en önemli unsuru olarak doğru insan seçimleri yapabilmeyi gösteriyor. Bu nedenle dünyanın neresinde olursa olsun, yetenekleri araştırıp takımına kazandırmaya önem verilmesi salık veriyor. Bunun yanısıra bu konudaki yaklaşımında birinci önceliği kurumun değerlerine koşulsuz uyum olarak belirliyor. Bir başka ifade ile, kurum değerlerine uymayan kim olursa olsun, ne kadar başarılı olursa olsun o kurumda kalmamalı diyor. Bu söylemesi kolay ancak uygulaması güç bir ilke.

İşte, Tanjeviç bu ilkeyi, hem Türkiye’de çok tanınmasa da başarılı gençleri seçerek, hem de takımın en deneyimli oyuncularını dışarıda bırakarak, hayata geçirdi ve takımın geri kalanının gerçek bir takım olmasını sağladı. Böylelikle, takımın başarılı bir sonuca ulaşabilmek için uzun süre ve düzenli olarak hazırlık yapma disiplinine kavuşmasını sağladı. Çok genç bir ekibin, başarının tek bir müsabaka ile değil süreklilikle yakalanabileceği gerçeği, konusunda deneyim kazanmasını sağladı. Takım arkadaşlarının zayıf yönlerini kapatıp, güçlü yönlerinden faydalanma dürtüsünü geliştirmelerine yardımcı oldu. Oyuncularının sorumluluk alma, hızlı seçim yapabilme, karar verebilme, başkalarına güvenebilme yetkinliklerini geliştirdi. Takımına yenilgiyi kabullenmeme, sonuna kadar savaş verecek bir çalışma anlayışını kazandırdı. Belki de hepsinden önemlisi, basketbolcularımızın bir takım olarak işin içine beceri kadar kalplerini de koymalarını sağladı.

Birçoğumuz Basketbol Milli Takımımızın heyecan veren maçlarını izledik, oyundan ve sonuçtan keyif aldık. Bu takım sadece her bir oyuncusuna yaşam boyu unutulmayacak bir deneyim kazandırmadı, Japonya’da sahada yer almayan birçok basketbolcu gencimize de başarı için nasıl bir davranış gerektiği konusunda çok etkili bir ders oldu. Ancak, bu takımın gerçekleştirdiği başarıdan ders alanlar sadece basketbol camiasıyla sınırlı kalmamalı.

Toplum olarak sadece Basketbol Milli Takımımızın başarılarına sevinmekle kalmayıp, bu başarıyı getiren yönetim anlayışının kamu, özel ve gönüllü tüm kurumlarımızın yönetiminde kullanılmasını yaygınlaştırabilirsek, daha nice uluslararası başarıya sevinme fırsatını yakalayabiliriz.