Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Bir Yaşam Birden Çok Kariyer

Sosyal güvenlik reformu ile ilgili gelişmeler, toplum olarak ilgimizin reform süreçlerine, işçi – memur gibi yapay ayırımlara ve genç yaşta emekli olduktan sonra başka işlerde çalışanlara odaklanmasına neden oldu.

Teknoloji geliştikçe, bir taraftan insanların ihtiyaçları hızla değişiyor, diğer taraftan edinilen bilgi birikimi de eskiyor. Bir zamanlar üniversite mezunu olmak bir ömür boyu belli bir kariyeri sürdürebilecek bilgi düzeyine erişmek anlamına gelirken, bugün meslek içi eğitimlerle bilgisini düzenli olarak yenilemeyenler güncelliklerini ve dolayısı ile mesleği sürdürebilirliliklerini de yitiriyorlar. Daha da önemlisi gelişen teknolojiler bazı mesleklere duyulan ihtiyacın azalmasına, yada tamamen ortadan kalkmasına yol açıyor. Daktilo tamircileri gibi…

Çeşitli sektörlerdeki konsolidasyonlar (bankacılık gibi), birçok yetişmiş insananın genç yaşlarda işsiz kalmasına neden oluyor. Diğer taraftan yetişmiş insan kaynağına ve yeni mesleklere duyulan ihtiyaç artıyor. Toplum olarak gelişmelere ayak uydurmak demek, talebin veya rekabet gücünün azaldığı sektörleri sadece çalışanlarını korumak adına(!) suni teneffüsle yaşatmak yerine, cesaretle bu sektörlerden yenilerine geçebilmek demektir. Bu transformasyonu gerçekleştiren Amerika ve İngiltere gibi ülkeler önemli ölçüde rekabet gücü ve refah artışı sağlayabildi. Cesaretle reformları gerçekleştirildiğinde kısa dönemde bir süre için işsizlik artsa da, sonuçta bu ülkelerin yeni iş yaratma kapasitelerinin de artmasını sağladı.

Bu ülkelerde transformasyon döneminde işsizlikle karşılaşanların yeni alanlara yönelmelerini teşvik etmek ve desteklemek üzere geniş çaplı kariyer geçiş programları uygulandı. Ülkemizde de kamu sektörü reformunun önündeki en önemli engel işsizliğin artması korkusu. Halbuki korkunun ecele faydası yok. Bu korku nedeniyle verimsizliği sürdürmeye çalışmak, toplum olarak kıt kaynaklarımızı doğru kullanmamızı engelleyip, rekabet gücümüzün ve refah seviyemizin düşmesine yol açar. Yapmamız gereken güncelliğini veya verimliliğini yitiren işlerde çalışanları ikinci kariyere hazırlayacak geçiş planlarını ve eğitimleri sağlamaktır.

Ayrıca, ülkemizin sınırlı eğitim kaynaklarını kullanmış, tecrübe birikimi kazanmış kırklı yaşlardaki bir kitleyi emekliliğe sevk etmeye de tahammülü olmamalı. Birikimleri ile ülke gelişmelerine katkıda bulunabilecek bu kitlenin, katma değer yaratmadan bir kenarda hayata devam etmesi, insan kaynağı israfıdır.

Bugünlerde gelişmekte olan sivil toplum örgütlerinde, kurumsallaşma çabasında olan aile şirketlerinde ve yeni gelişmekte olan hizmet sektöründe iş gücü ve yönetici açığı varken, kırklı yaşlardaki bu iş gücü kaynağının, yeni iş arama konusunda bilgilendirilmesi ve cesaretlendirilmesi gerekiyor. Farklı sektörde çalışmanın gerektirdiği davranış biçimleri ve yetkinlikleri kazanmaları için eğitim programları düzenlenmesi de faydalı olacaktır.

Yeni bir kariyere geçişi sağlayanlar bir taraftan yeni bir işin getirdiği heyecan ve keyfi yaşayıp gelir düzeylerini artırırken, diğer taraftan topluma faydalı olmaya devam ettikleri bilinciyle özgüvenlerini ve yaşam sevinçlerini artıracaklardır.

Özetle, çalışmak bir mutluluktur. Kariyerinin değerini bilenler, yetkinliklerini, insan ilişkilerini ve etki alanlarını sürekli olarak geliştirmeye çalışanlardır. Sürekli gelişim ve değişim, yaşam kalitesinin artırılmasının anahtarıdır. Kariyer açısından yeni ufuklara açılabilmek için gerekli geçiş hazırlıklarına önem vermemiz daha zengin ve mutlu bir toplum olmamıza hizmet edecektir.