Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Çevresini Korumayanın Çevresi Kalmaz

Küresel ısınma şirketlerin çevreye olan etkilerine karşı toplumsal duyarlılığın artmasına neden oluyor. Her geçen gün şirketlerin çevreye etkilerini kontrol etmeleri ve yönetmeleri onların toplumda var olma lisanslarının en önemli gerekliliklerinden birisi haline geliyor. Bu nedenle, çevreye dikkat etmeyenlerin o çevrede yaşama şansları azalıyor.

Çevre etkileri nedeniyle en büyük risklere tabi olanlar şu şekilde gruplanabilir: (i) Coca-Cola gibi marka değeri yüksek şirketler, (ii) BP, Rio Tinto gibi potansiyel çevre etkileri yüksek olan şirketler, (iii) Nestle gibi tabiat ürünlerine bağlılığı yüksek olan şirketler, (iv) DuPont gibi kimya alanında çalışmaları nedeniyle yüksek düzeyde denetime tabi şirketler, (v) Ford, Intel gibi ürünlerinin yaşam eğrileri boyunca çevre etkileri nedeniyle her gün daha yüksek düzeyde denetime tabi olan şirketler, (vi) GE gibi çevre konusuna önem veren şirketlerin tedarikçisi konumunda olan şirketler, ve (vii) Exxon, Union Carbide gibi önemli çevre zararlarına neden olmuş, bu nedenle bu konudaki itibarları açsından daha duyarlı olması gereken şirketler.

Çevre etkileri de çok farklı alanlarda karşımız çıkabiliyor: (i) Karbon salınımları, (ii) Yüksek enerji kullanımına bağımlılık, (iii) Suyu kirletme potansiyeli, gerek içine katılanlar nedeniyle, gerekse ısı nedeniyle, (iv) Tabiat çeşitliliğine verilebilecek potansiyel zararlar, (v) Zehirli ve tehlikeli atıklar, (vi) Hava kirliğine neden olabilecek salınımlar, (vii) Atık yönetimi, (viii) Ozon tabakasına zarar verebilecek gazların kullanımı, (ix) Denizler ve okyanuslardaki yaşama verilebilecek zararlar, (x) Ormanlara ve tarım alanlarına verilebilecek zararlar, (xi) Erozyon etkileri.

Bu konularda yapılacak çalışmaların maliyet, risk, getiri ve itibar etkileri birlikte değerlendirilmelidir. Örneğin maliyet indirimi eko-verimlilik kavramı çerçevesinde kullanımı azaltan uygulamalarla kazanılabileceği gibi, çevre etkilerini azaltacak yatırımların yapılmasıyla cezalardan sakınma yoluyla da sağlanabilir. Ayrıca, bu yaklaşımların sadece kendi şirketinizin faaliyetlerinde değil, tüm tedarik zincirinde uygulanması ve bu uygulamalara sahip tedarikçilerle çalışılması da önemli kazanımlar elde edilmesi açısından faydalı oluyor. Birçok ürünün tasarım aşamasında tüm ürün hayatı boyunca oluşabilecek çevre etkileri değerlendirildiğinde sonradan düzeltmeye göre daha etkili sonuçların elde edilebildiği gözlemleniyor.

Bir şirketin çevresel risklerini belirleyebilmek için sorgulaması gereken şu şekilde özetlenebilir. (i) Şirketinizin çevre etkileri hangi coğrafyayı ve hangi konuları içermektedir?, (ii) Şirketimizin devamlılığı için hangi kaynaklara ve ne kadar gereksinimimiz var? (enerji, su gibi), (iii) Çevre salınımlarımızı ölçüyor muyuz, kullandığımız hava ve suyun tabiata dönüşünü nasıl gerçekleştiriyoruz?, (iv) Bu süreçlerimizdeki riskleri düzenli olarak değerlendiriyor muyuz?, (v) Sektörümüzde başkaları ne gibi sorunlarla karşılaşıyor?, (vi) Çevre standartlarından hangileri bizim işimiz için önemli bu standartlardaki gelişimlere uyum sağlayacak hazırlıklarımız var mı?, (vii) aynı soruları tüm tedarik zincirindekiler için de sorguluyor muyuz?, (viii) Ürünlerimiz tüketiciye ulaştıktan sonra nasıl kullanılıyor? Nasıl atılıyor? ve Ne gibi çevre etkileri oluyor?

Özetle, her yaptığımız faaliyetin gelecek nesillerden ödünç alarak kullandığımız çevre etkilerini farklı boyutlarda ölçmeksizin ve bunları en aza indirmek için tasarım aşamasından itibaren planlama yapmaksızın şirketlerin çevre etkilerini en aza indirmeleri çok güç olur. Çünkü, ölçülmeyen performans iyileştirilemez ve erken alınmayan tedbirlerin yaratacağı zararların giderilmesi hem daha güç olur, hem de düzeltilme maliyetleri daha yüksek olur.