Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globally recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Çok Merkezli Yönetim

Ülkemizdeki ekonomik krizler şirketlerimizin uluslararası boyut kazanmasının yaşamsal öneminin çok daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Birçok Türk şirketi ihracata ve daha da önemlisi birçok farklı ülkede faaliyet göstermeye başladı. Ancak, uluslararası boyut kazanan şirketlerin aynı zamanda yönetim anlayışlarında da önemli değişiklikler yapmaları gerekiyor.

Yeni yönetim anlayışlarını etkin olarak uygulamak uluslararası boyutta başarı için vazgeçilmez bir unsurdur. Şirketlerin coğrafi etkinlik alanı arttıkça ana işlerine odaklanma gereği de artıyor. Dolayısıyla, başarılı şirketler birçok işi kendileri yapmak yerine, uzun vadeli işbirlikleri ile uzman şirketlere yaptırtmayı tercih ediyorlar.

Hem tedarikçilerle, hem de müşterilerle stratejik ortaklık anlayışı çerçevesinde iş yapmak birçok değer zinciri içinde vazgeçilmez bir yer edinmeyi sağlıyor. Bu ise karlılığın ve sürdürülebilir rekabet avantajının temelini oluşturuyor. Gerçek manada stratejik ortaklık kurabilmek ise şirketler arasında önemli boyutta bilgi paylaşımına, açıklık ve zaman içinde kazanılmış güvene dayanıyor. Stratejik ortaklıkları kalıcı kılabilmenin yolu iletişimin yoğun ve düzenli olmasını ve karşılıklı taleplere duyarlı olmayı gerektiriyor.
Etkili bir stratejik ortaklık ağını yönetebilmek ise hem teknolojik olarak, hem de yönetim anlayışı olarak yoğun iletişimi, sürekli öğrenme kültürünü ve hızlı uygulama yeteneğini şirket bünyesine kazandırmaktan geçiyor. Açık fikirli olmak ve paylaşmayı bilmek öğrenmenin temelidir. Bu anlayışı kurum kültürü haline getirebilmek için başarılı şirketler tam zamanında ve strateji ile uyumlu eğitim programlarına önem veriyorlar.

Stratejik ortaklık ağlarını yönetebilmek için ağın her noktasındaki yöneticilere geniş karar yetkileri tanımak gerekiyor. Pazara, müşteriye ve stratejik ortaklara yakın olan yöneticilere karar yetkisi verilmesi karşılıklı güveni ve duyarlılığı sağlıyor. Elbette, sistemin aynı stratejik hedef doğrultusunda hareket edebilmesi için tüm yöneticilerin kendi aralarında da yoğun bir iletişim içinde olmaları gerekiyor.

Klasik manada uluslararası şirketler standart iş yapma yöntemlerini, ürünleri dünyanın her köşesinde uygulamaya çalışırlar. Yeni yönetim anlayışı ile dünyadaki etkinlik alanını genişleten şirketler ise bilgi birikimlerini ve uygulama yetkinliklerini farklı pazarlara farklı çözümler üretmek üzere kullanıyorlar. Her pazarı sadece bildikleri ürün ve hizmetler için bir satış noktası olarak değil, aynı zamanda bir öğrenme ve gelişme merkezi olarak görüyorlar.

İşte bu anlayış, şirketlerin tek merkezden değil, çok merkezden birden yönetilmesini gerektiriyor. İletişim ve uygulama hızı en önemli başarı unsurları arasında yer alıyor. Dolayısıyla, bilginin ve kararların tek merkezden geçtiği klasik yapılanma modeli yeterli hız ve duyarlılığa sahip olamıyor. Ayrıca karşılıklı bağımlılık, karşılıklı duyarlılığı da geliştirdiği için çok merkezli şirketlerde iletişim ve öğrenme de daha hızlı oluyor.

Çok merkezli yönetimin önemli avantajlarından biri de pazardan nispeten uzak olan merkez organizasyonun daha küçük ve verimli olmasını sağlamasıdır. Çok merkezli şirketlerin başkanı ve kurmayları pazara, stratejik ortaklara ve kendi organizasyonunun farklı noktalarındaki gelişmelere daha duyarlı oluyorlar.

Çok merkezli şirketlerde yöneticilerin seyahatleri de çok merkezli oluyor. Dolayısıyla, farklı pazarları ve onlardaki gelişmeleri tüm yönetim kademesinin kavraması da kolaylaşıyor. Böyle bir bilgi ve anlayış altyapısı üzerine kurulan iletişim de, ister yüz yüze olsun isterse teknoloji kullanılarak gerçekleştirilsin, daha verimli oluyor.

Dolayısıyla, dünyaya her geçen gün daha çok açılan Türk şirketleri, yönetim anlayışlarında da yeni açılımları gerçekleştirdikleri ölçüde başarılarını artıracaklar.