Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Çok Yaşa Çok Çalış

Tıptaki gelişmelerin hızının, insanın bu gelişmeleri bireysel ve sosyal hayata uyarlama hızından fazla olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Bundan 200 yıl öncesinde ortalama ömür 36 yıl iken, bugün 80’e yaklaştı. Özellikle gen biliminde ve yapay organ üretimindeki gelişmeler hızlandıkça, yaşam süreleri ve yaşam kalitesi de artacak.Bilim adamları ilk kez 150 yıl yaşayacak insanın bugün hayatta olanlar arasından çıkacağını tahmin ediyor.

Bundan 40 sene önce G7 ülkelerinde yaşayanların sadece %9’u 65 yaşın üzerindeyken, bugün bu oran %15’i aştı. Avrupa’da doğum oranlarının ölüm oranlarını aştığı tek ülke Türkiye kaldı.

Ancak, çalışma alışkanlıklarımız, iş hayatına bakış açımız ve sosyal güvenlik sistemlerimiz henüz bu değişime ayak uyduramadı. Şirketler 60 yaşını aşanları bir an önce emekli olmaya zorluyorlar. İnsanlar, belli pozisyonlara geldikten sonra daha düşük pozisyonlardaki işleri kabul etmiyorlar. Emeklilik sistemlerimiz hızla yükselen ömürlere ve emeklilik maaşlarını ödeme güçlüklerine rağmen sistem değişikliğine direniyor. Bunun sonucu bir çok ülkede emeklilik sistemleri sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Bugün Türkiye’de de bütçe açıklarının en önemli sebeplerinden birisi sosyal güvenlik sistemlerinin açıkları olarak karşımız çıkıyor.

Uzayan ömürler, insanların çalışma sürelerinin de uzamasını gerektiriyor. Üstelik, daha uzun süre çalışanların hayata bağlılıkları da artıyor ve daha uzun yaşıyorlar. Ortalama ömürlerin 70’i geçtiği bir ortamda 25-30 sene çalışıp, prim ödeyerek 50 yaşının altında emekli olup, 20 seneyi aşkın bir süre için emekli maaşına hak kazanması sürdürülebilir olmaktan uzaktır. Hele şu anda çalışma hayatına yeni başlamış olanlar için ortalama ömürlerin 90 yaşlarına kadar uzayabilecek olması hem artan sağlık harcamaları, hem de daha uzun emeklilik süreleri gerektireceğinden, çalışma sürelerinin önemli ölçüde artması gerektiğine işaret ediyor.

Ancak, daha uzun çalışma süreleri sağlayabilmek için bir çok konuda değişim gerekiyor. İşverenlerin yaşı nedeniyle belki enerji seviyesi daha düşük, ancak bilgi düzeyi yüksek kişilerden faydalanabilecek şekilde yeni işler oluşturmaları gerekiyor. Belki daha az çalışma saatlerinden oluşan işler oluşturmak gerekiyor.

Belli bir yaşın üstündeki kişilerin, ulaştıkları en yüksek pozisyondan daha düşük pozisyondaki işleri küçümsemeden kabullenmeleri, belki başka iş kollarına transfer olmayı kabul etmeleri gerekiyor. Onların akrabalarının ve çevrelerinin daha uzun süre çalışmayı teşvik etmeleri, en azından engellemeye çalışmamaları önem taşıyor.

Artık, emeklilik dönemi için planlanan tatilleri, aktiviteleri, çalışma dönemiyle birlikte hayata geçirme zamanıdır. Ne yaşamayı ertelemeli, ne de çalışmadan birilerinin bize bakmayı taahhüt edeceği hayaliyle yaşamalıyız. Çalışırken yaşamak, yaşarken çalışmak hayatımız boyunca sürdürmemiz gereken bir anlayış olacak.

Emeklilik sistemlerinin popülist yaklaşımlardan kaçınarak emekli olmak için gerekli çalışma sürelerini uzatmaları gerekiyor. İnsanların yaşamlarını sürdürmek için sadece emeklilik sistemlerine güvenmeyip, tasarruflarını daha uzun yaşam sürelerini destekleyecek şekilde oluşturmaları gerekiyor.

Bireysel olarak yaşam süreleri belirsizliğini koruyor. Ancak, toplumsal olarak (istatistik olarak) tahmin edilenden daha uzun yaşayacağımızı kabul edip, hayatımızın kurgusunu buna uygun olarak düzenlemeliyiz. Daha uzun ve daha sağlıklı yaşayan insanlar, daha uzun süre çalışmalı, daha uzun süre üretken ve verimli olmalılar.