Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globally recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Davos ve Dünyaya Katkıda Bulunmak

Dünya’nın gündeminin belirlendiği, iş dünyası liderleriyle devlet başkanlarının, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve bilim adamlarının biraraya geldiği en önemli toplantılardan birisi de her sene Dünya Ekonomik Forumu tarafından Davos’da düzenleniyor. Davos toplantıları 1971 yılında Alman asıllı ekonomi Profesörü Klaus Schwab tarafından Avrupalı işadamlarının dünyada gelişmekte olan rekabet ortamına uyum sağlayabilmelerini kolaylaştırmak amacıyla başlatıldı. Bundan 37 yıl önce Davos’ta bir araya gelen 440 işadamı, akademisyen ve politikacı bir gün dünyanın en etkili düşünce platformu olacak bir yapılanmanın temelini attıklarını elbette bilmiyorlardı.

Özellikle 1973’teki petrol şokundan sonra, Davos adından söz ettirdi. Küresel ekonomide ortaya çıkan yeni rekabet koşulları ve uluslararası siyasetin enerji eksenli görünümü Davos’ta irdelendi. Petrolle kurgulanan dış siyaset anlayışı ekonomist, siyasetçi ve işadamlarının katılımıyla geniş bir platformda ele alındı. Birbirleriyle resmi platfromlarda biraraya gelmekten çekinen siyaset adamları için Davos’ta gayriresmi toplantılarda önemli sorun alanlarında çözüm önerilerini karşılıklı olarak görüşme fırsatları yaratıldı. 1979 yılında Davos toplantıları artık kurumsallaşmış ve ortaya çıkan yeni yapı dünyadaki kanaat önderlerinin yakından takip ettiği akademik hatta siyasi nitelikte bir platform haline dönüşmüştü.

Dünyada her sektörde önemli şirketlerin başkanlarını veya devlet adamlarını veya farklı bilim alanlarındaki uzmanları biraraya getiren birçok toplantı var. Ancak, bu kadar çok farklı sektörden ve dünyanın dört bir köşesinden karar vericileri ve gündem oluşturanları hep birlikte biraraya getiren Davos toplantıları hem katılımcılarının nitelikleri ve çeşitliliği açısından, hem de “Ülkeler, şirketler ya da bireyler dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için hangi ana eylemde bulunması gerekir?” sorusuna odaklanması açısından kendisini ayrıştırdı.

Çünkü dünyada konular ve sorunlar küresel bir nitelik kazandıkça, onların çözümleri de farklı aktörlerin katılımını ve farklı bakış açılarının değerlendirilmesini gerektiriyordu. Böylesi zengin bir katılım ise ancak Davos’ta sağlanıyordu. Üstelik, farklı sektörlerden ve bilim alanlarından insanların biraraya gelmeleri yenilikçi yaklaşımların oluşturulmasına, ‘en iyeierle kıyaslamaların’ yapılmasına ve kurumların liderlerinin kurumsal zırhlarından arındırılmış bir şekilde yeni fikirleri test edebilmelerine olanak sağlıyordu.

Klaus Scwab’ın bu girişimini en baştan beri destekleyenler arasında Türkiye’den vizyoner işadamı Şarık Tara da vardı. Bu platformun dünya ile etkileşim açısından önemini kavrayan ilk Türk devlet adamı ise Turgut Özal’dı. Özal’ın Davos’a katıldığı dönemde Türk iş dünyasından da katılım arttı. Ancak, bu ilk dönem katılımcılarının çoğunun katılımının Davos’tan etkin olarak faydalanmak adına değil, Özal ile yakın durmak üzere olduğu kısa zamanda belli oldu. Özal’dan sonra bu toplantılara katılmaya devam eden iş adamlarımızın sayısı bir elin parmaklarını geçmedi.

Oysa, bu önemli toplantılarda Türkiye’den de daha geniş bir katılımın sağlanması gerek ülkemiz, gerekse lider şirketlerimiz açısından önem taşıyor. Ülkemizin uluslararası platformlarda her seviyede temsil edilmesi ve aktif olarak katılım sağlaması ülkemize yabancı sermayenin cezbedilmesi, AB üyeliği ve gelişmekte olan uluslararası standartların çıkarlarımıza uygun olarak şekillendirilmesi açısından önem taşıyor. Bu görevi sadece siyasi liderlerin değil, aynı zamanda iş dünyasının liderlerinin de üstlenmesi gerekiyor.

Tayyip Erdoğan ve Türk iş dünyasının yeni nesil liderleri son birkaç sene içerisinde bu platformda etkin roller almanın önemini daha iyi kavramaya başladılar, ve Davos toplanılarına daha geniş bir katılım sağlanmaya başlandı. Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF), bu seneki toplantısı 23-27 Ocak’ta gerçekleştirilecek. Bu yılki toplantıların Türkiye için ayrı bir önemi var. Türkiye ve Fransa, “değişen güç dengeleri içinde öne çıkan ülkeler arasında yer aldıkları” için Davos’ta gala gecesinde ev sahipliği yapacaklar. Davos toplantılarında gala gecesine ev sahipliği yapan ülkeler geleneksel olarak geceye damgasını vuracak bir etkinlik planlarlar. Türkiye’nin de akıllarda kalacak bir etkinlik sergilemesi için çalışılıyor ve gala gecesinde “360 Derece Türkiye” sloganı ile Türkiye tanıtılacak.

Ancak, önemli olan sadece Türkiye’yi tanıtmak değil, dünyanın daha iyi yaşanacak bir yer olabilmesi için yapılacak çalışmalara düzenli ve sürekli olarak katkıda bulunmaktır. Türk iş dünyası, akademik dünya ve kamu sektörü temsilcileri dünyanın önde gelen düşünce kuruluşlarının, sanat ve spor organizasyonlarını üstlenen kurumların, iş ve çalışma hayatını temsil eden sivil toplum kuruluşlarının yönetiminde ve faaliyetlerinde düzenli olarak yer alan ve bunlara maddi ve manevi katkıda bulunan Türklerin sayısını ve etkinliğini artırmayı öncelik haline getirmeli. Belli bir koordinasyon çerçevesinde yetkinlik düzeyi yüksek vatandaşlarımızın bu yaklaşıma yönlendirilmesi ülkemizin AB ile ve dünya ile ilişkilerinin sağlıklı olarak gelişmesine önemli katkı sağlayacaktır.