Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Değişen Güç Dengeleri

Dünyadaki güç dengelerinde önemli değişimler yaşanıyor. Bu değişimleri anlamak ve geleceğe ilişkin hazırlıklar yapılırken bu yönde adımlar atabilmek de önem kazanıyor.

Değişen güç dengelerindeki önemli bir boyutu jeopolitik değişimler oluşturuyor. Örneğin, dünyanın ekonomik büyümesinde Çin ve Hindistan’ın rolü önemli ölçüde artıyor. Üstelik bu değişim sadece ekonomik boyut ile sınırlı kalmayıp, sosyolojik, kültürel, teknolojik, hatta askeri alana da yayılıyor. Ekonomik dengelerdeki değişim birçok boyutta kendisini hissettiriyor.

Örneğin, son dönemlerde batıda moda olan feng-shui, akapunktur gibi yüzyıllardır doğuyu temsil eden akımlar aslında ekonomik güç dengelerideki değişimin başka alanlara da yansımasının birer örneğini oluşturuyor. Önümüzdeki senelerde Çinli yazarların, ressamların, sporcuların yükselen değer olması, Hindistan’ın Bollywood olarak adlandırılan film endüstrisinin Hollywood’un etki seviyesine çıkması hiç de şaşırtıcı olmamalı. Yeni bilimsel Nobel ödüllerinin de önümüzdeki dönemlerde bu ülkelerden gelmesini bekleniyor.

Tüm dünyada her eve giren televizyonlardaki teknolojik gelişimin en temel girdilerinin çok önemli kısmının Kore ve Tayvan’dan geliyor olması teknolojik açıdan da güç dengelerinin değiştiğinin önemli bir göstergesi olarak sayılabilir. Nitekim, son senelerde Çin’e gelen yabancı sermayenin ABD’ye gelen yabancı sermayeyi geçmesi ve en son teknolojilerle donanmış fabrika yatırımlarının Çin’de yapılıyor olması, artık Çin’in sadece ucuz işgücü ile rekabet gücü elde eden bir ülke konumundan rekabet bazını çeşitlendiren bir ülke konumuna geçtiğini gösteriyor. Hindistan’ın sağlık turizminde cazibe merkezlerden birisi haline gelmesi de teknolojik olarak değişen dengelere bir gösterge olarak sayılabilir.

Geçtiğimiz haftalarda gözlenen Çin’in uzaydaki uyduları başarı ile vurabilme yetkinliğini geliştirdiği bilgisi, uzaydaki varlığı ile önemli bir bilgi avantajına sahip dünyanın süpergücü ABD’nin son dönemlerde yaşadığı en önemli tehdit unsuru olarak algılandı. Özetle, doğunun gelişen ekonomik gücü kaçınılmaz olarak diğer alanlara da yansıyor.

Dünyada değişen bir diğer güç dengesi de ekonomik gelişme sonucunda artan talep karşısında petrol gibi kısıtlı kaynaklara sahip ülkelerin zenginleşmesi oluyor. Örneğin, Rusya’nın tekrardan dünyanın en önde gelen ülkeleri arasında sayılmasının belki de en temel nedeni artan petrol ve doğalgaz fiyatları oluyor. Venezuella’nın ABD’ye kafa tutabilmesini sağlayan ekonomik gelişmesi de yine benzer bir nedenle mümkün olabiliyor.

Bu nedenle su, enerji, önemli madenler gibi yaşam ve gelişme için önem taşıyan tabii kaynaklar üzerinde söz sahibi olabilmek önemli güç savaşlarına yol açıyor. Örneğin, Rusya’nın sadece kendi doğalgazını değil, aynı zamanda Kaakistan, Türkmenistan ve Azerbeycan’ın doğalgazını da kontrol edebilmek üzere Gazprom’un doğalgaz boru hatları üzerinde tekel oluşturma çabası, Çin’in doğal kaynak zengini Afrika’ya yaptığı yardımları önemli ölçüde artırması, hatta ortadoğuda ve Sudan’daki çeşitli çatışmaların temelinde bu değişen güç dengeleri yatıyor.

Değişen güç dengelerinden birisi de birbirine güvenen küçük grupların artan iletişim olanakları sayesinde dünya devleriyle başa çıkabilmesi ve etkinmliğini artırmaları oluyor. Örneğin, yeni ilaç ve tedavi yöntemlerinin bulunması konusunda küçük grupların büyğk ilaç firmalarından başarılı olmaları, terrörist grupların dünyanın en büyük askeri güçlerine kafa tutabilmesi hep bu trendin birer göstergesi olarak sayılabilir.

Tüketicilerin gücünün üreticilerin önüne geçmesi de dünyada değişen bir diğer önemli denge olarak karşımıza çıkıyor. Artık tekerlekleri olmayan arabalar için sıraya giren tüketicilerin yerini huysuz, her geçen gün daha fazlasını isteyen tüketiciler alıyor. Yenilikçiliğin temeli olan yeni ihtiyaçların tespiti konusunda da tüketiciler ön plana çıkıyor. Yenilikçiliği geliştirme süreçleri için müşteri şikayetleri çok önemli birer girdi oluşturuyor.

Özetle, bu değişimleri anlayarak bir yandan ekonomik gelişme hızımızı artırmanın en öncelikli politikalardan birisi olmasını sağlamak, diğer taraftan da uluslararası ilişkilerimizi geliştirirken dünyadaki değişen güç dengelerini de göz önüne almak ülkemizi geleceğe hazırlarken dikkat etmemiz gereken unsurlar arasında yer alıyor.