Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Dünyaya Örnek AB

Geçtiğimiz hafta İstanbul’daki Kalite Kongresinde AB’nin geleceği, dünyaya liderlik edip, edemeyeceği tartışıldı. Sonuç: AB içine kapanık, korumacı bir anlayış yerine dünyayı daha iyiye götürmeye çalışan vizyoner bir yaklaşımı benimserse, hem kendi sorunlarını aşmada, hem de değerleriyle takip edilecek bir örnek oluşturarak liderlik yapabilir.

AB’nin dünya liderliği için öncelikle bir fırsatın olması gerekiyor. Soğuk savaşın bitmesiyle tek süper güç olarak kalan ABD’nin 11 Eylül terörist saldırısı sonrasında uygulamaya başladığı tek taraflı siyaset, dünyada liderliğinin tüm yönleriyle tek ülkede toplanmasına karşı bir tepki oluşturmaya başladı. Özellikle son dönemlerde ABD’nin küresel ısınmayı önlemek ve dünya çevre varlıklarını korumak üzere ortaya konan Kyoto anlaşmasını; dünyadaki insan hakları ihlallerinin yargılanacağı uluslararası mahkeme düzenini kabul etmemesi, Irak olayında Birleşmiş Milletler’in devre dışı kalması gibi olaylar diğer dünya ülkelerinde denge arayışını gündeme getirdi. Bu nedenle, ABD’ye karşı olmasa da dünyaya liderlik edilmesinde denge unsurları aranmaya başlandı.

İkincisi liderlik gösterilecek boyutlarda AB’nin yeterli gücü olması gerekiyor. Liderlik boyutlarını siyasi, ekonomik, sosyolojik, teknolojik, ve askeri konular olarak belirlemek mümkün. AB bir siyasi proje olarak, dünyada ilk kez ülkelerin kendi istekleriyle (güç kullanılmadan) önemli bazı yetkilerini bir üst kuruma (AB) devrettikleri bir örneği oluşturuyor. Ancak, karar alma süreçlerinin bir yandan meşruiyetini korurken, diğer yandan da hız kazanması bu modelin işlerliği için kaçınılmaz bir reforma işaret ediyor. Küresel ısınmadan, terörizme, bulaşıcı salgın hastalıklardan, su gibi yaşam için gerekli kaynakları adil ve verimli kullanmaya kadar günlük hayatımızı ilgilendiren birçok konu küresel bir nitelik kazandıkça, yönetim sistemlerimiz ve bakış açımız da küresel bir boyut kazanmalı. AB, küresel yönetim sistemlerinin barış içinde, anlaşarak ortaya konması konusunda dünyaya örnek olacak özelliklere sahip. Ancak, AB anayasasının oluşturulmasında mevcut dengelerin korumasına değil, AB’nin karar mekanizmalarına işlerlik kazandırmaya öncelik verilmesi AB’nin dünya liderliği için önem taşıyan bir konu.

AB, ekonomik olarak dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden biri olmasına rağmen, büyüme hızı açısından sorunlar yaşıyor. Bu nedenle, AB’nin hızlı ve uyumlu karar verme mekanizmalarına ve esnek olmayan iş şartlarının ABD ve Çin gibi çok daha hızlı büyüyen ekonomilerle rekabet edebilir hale getirmesi gerekiyor. AB’nin bugünkü sosyal devlet anlayışının sürdürülebilirliği konusunda ciddi endişeler var. Bu konuda gerekli reformlar ise vizyoner liderlik gerektiriyor. AB’nin ekonomik gelişimi açısından Lizbon hedefleri büyük önem taşıyor. Ancak, uygulama sürecinin Lizbon hedeflerinin gerisinde kalması AB’nin dünya liderliği için bir tehlike oluşturuyor.

Sosyolojik olarak “farklılıkların zenginliği” ve “farklılıklarla birlikte bütünlük” gibi kavramları hayata geçiren AB, bu açıdan da dünyaya örnek olabilecek bir liberalliğe, hoşgörüye ve anlayışa sahip. Ancak, bu hoşgörü ve anlayışın sadece içe dönük olması ve AB ülkelerinde özellikle son yıllarda yoğunlaşan milliyetçilik akımlarıyla “öteki” kavramını ön plana çıkarması dünyaya liderlik etme konusunda önemli bir engel.

Teknoloji konusunda AB’nin dünyaya örnek olmasının önündeki engeller arasında, yaratıcılık ve yenilikçiliğin finansman sistemleri; sosyal devlet anlayışının girişimciliği özendirmekten uzak olması; ve AB’nin göç karşıtı anlayışının yetenekli beyinlerin AB’ne cezbedilmesi önünde bir engel teşkil etmesi var. GSM teknolojisi gibi ortak standartların benimsenmesiyle ölçek ekonomilere ulaşılması, Airbus gibi sinerjik ortak girişimlerle teknolojik atılımların yapılabilmesi, 6. çerçeve programında olduğu gibi ortak teknoloji projelerinin desteklenmesini gibi politikaların etkin kullanımının yanısıra yukarıda belirlenen konularda önemli değişim projelerinin hayata geçirilmesiyle bu konuda AB önemli atılımlar yapabilir.

Askeri açıdan AB’nin dünya liderliği konusunda çok geri olduğu ve farkı kapatmasının güç olduğu ortada. Ancak, askeri gücün dünya liderliği konusundaki öneminin de azaldığı bir dönemde, bir barış projesi olarak ortaya konan AB’nin alternatif bir askeri güç oluşturmak yerine, dünyanın sorunlu bölgelerinde sorumluluğu paylaşabilecek bir güç oluşturmak üzerine odaklanması öncelik taşıyor. Ayrıca sorunların kök nedenleri konusunda bir yandan dünyanın en çok yardım veren ülkeleri topluluğu özelliğini korurken, diğer yandan çevre konusunda gösterdiği öncülüğü tarım sübvansiyonlarının kaldırılmasıyla da pekiştiren bir AB dünya vatandaşlarının gönlünde barış elçisi ve örneği olarak yer edinecektir.

Dünya liderliği için fırsat ve gücün yanı sıra , istek ve vizyon da gerekiyor. AB vatandaşlarının böyle bir hedefe odaklanması için de vizyoner siyasi liderliği ihtiyaç var. Bu nedenle, AB genişleme sürecinde ve anayasa da dahil yeniden yapılanma sürecinde, AB vatandaşlarına doğru mesajların verilmesi gerekiyor. Bu mesaj, bugünkü dengeleri, çıkarları korumak kolaycılığı üzerine değil, AB’nin değerleriyle dünyaya örnek olacak bir yapıyı oluşturmak üzerine kurulmalıdır. Dolayısıyla, AB demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, çok kültürlülük, azınlık haklarının korunması ve laiklik gibi değerleri tüm kurumlarına ve davranışlarına yansıtarak dünya üzerinde güven kazanmalıdır. Her bireyin veya topluluğun kendi çıkarlarını korumaya çalışması, “öteki” kavramıyla bazılarının dışlanması, mevcudu korumak için göçten ve yenilikten çekinilmesi, sosyal devletin sağladığı ortamda çalışma ve tasarruf anlayışından uzaklaşılması ise AB’nin, değil dünyaya liderlik etmesi, mevcut refah düzeyini bile koruyamamasına yol açacaktır.

Özetle, AB dünyaya güç ile değil, örnek olarak liderlik yapabilir. Değerlerle liderlik olarak özetlenebilecek bu tarz liderlik belki de dünyanın en çok ihtiyacı olan liderliktir. Ancak, AB’nin bu konuma ulaşabilmesi için yapması gerekenler var:

AB kurumsal yönetişim sistemlerini katılımcılık ve meşruiyet özelliklerini kaybetmeksizin, rekabet gücü ve örnek liderlik için gerekli karar alma etkinliğine ve hızına ulaşacak şekilde yapılandırmalıdır.
AB anayasası farklı kültürlerin bir arada yaşayabileceği ve yönetimi paylaşabileceğini gösteren kalıcı bir yapılanmayı oluşturmalıdır.
AB kendi için öngördüğü rekabet politikalarının küresel sisteme zarar vermeyecek ve dünyaya örnek olacak şekilde yapılanmasına dikkat etmeli, uluslararası ve uluslar üstü kuruluşlarda aynı değer ve ilkelerin hayata geçmesine çalışmalıdır. (örneğin tarım sübvansiyonlarının kaldırılmasına öncülük etmek gibi).
AB yaratıcılık ve yenilikçiliğin finansmanını kolaylaştıracak ve özendirecek politikalar geliştirmelidir.
AB eğitim sistemini, turizm politikalarını, ortaklaşa çalışma kültürünü AB vatandaşlarının, özellikle gençlerin, birbirlerini ve dünyayı daha iyi anlamalarını teşvik edecek şekilde yapılandırmalıdır.
AB değerlerle liderlik vizyonu çerçevesinde, yapılanmasını, politikalarını ve uygulamalarını küresel olarak geçerli olacak örnek oluşturacak şekilde gerçekleştirmelidir.
AB liderleri bu vizyonu benimseyip, savunmalı ve cesaretle uygulamaya almalılar.
AB dünyaya küresel geçerliliği olan ortak değerler ve kültür anlayışının yayılmasını sağlayacak bir örnek oluşturarak liderlik yapabilir. Bunun için hem kendi içinde, hem de diğerleriyle ilişkilerinde bu değerleri uygulamalarına yansıtması gerekiyor.