Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globally recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

E-Saglık

Bilgi teknolojilerinin en önemli katkı sağlayabileceği sektörlerden birisi de sağlık sektörü. Sağlık sektöründeki önemli teknolojik gelişmelere rağmen tıp hizmetinin verildiği birçok kurumda sağlık bilgileri dijital olarak saklanmıyor. Oysa tıpta teşhis, aslında tıp bilimi kadar istatistik bilimine de hakim olmayı gerektiren ve bu nedenle de kişisel veriler kadar toplumsal verilerin istatistiki sonuçlarına da kolayca ulaşmanın önem taşıdığı bir konudur. Tedavi sürecinin etkinliğinin izlenmesi de verilere dayalı olarak gerçekleştirilebilecek bir yaklaşım gerektirir.

Bu nedenle, kişisel sağlık bilgilerinin dijital ortamlarda korunması, gerektiğinde kişinin izniyle istendiği yerden ulaşılabilmesi ve kişilerin tanınmasını önleyecek şekilde toplumsal bilgilerin istatistiki sonuçlarının yaygın olarak kullanılabilmesi sağlık sektörünün verimliliğini ve etkinliğini önemli ölçüde artırabilir.

Örneğin, ülkemizde kaç insan hangi aşıları nez zaman olduğunu, hangi hastalıkları hangi zaman dilimleri içerisinde geçirdiğini ve bu hastalıkları sırasında teşhis için kullanılan laboratuar sonuçlarını, görüntüleme sonuçlarını istendiğinde bir hekime sunabilir?!! Elbetteki bu bilgilerin kolayca sunulamadığı bir durumda hem teşhis kalitesi, hem de uygulanabilecek tedavilerin etkinliği düşüyor. Ayrıca, birçok kez aynı bilgilerin edinilebilmesi için tekrar yapılan ölçümler nedeniyle maliyetler artıyor. Bu durum sadece ülkemiz için değil, dünyada birçok ülkede de önemli verimsizliklere yol açıyor. Bilgi eksikliği nedeniyle oluşan tıbbi hatalar onbinlerce insanın hayatını kaybetmesine, yüz milyarlarla ifade edilen maliyetlere neden oluyor.

Kişisel sağlık bilgilerinin ortak bir standart çerçevesinde, gerektiğinde paylaşılabilir bir sistemde saklanabilmesini sağlayacak bir e-sağlık sistemi çok önemli faydaları da beraberinde getirebilir. Hastaların sağlık geçmişi, alerjileri, kan grubu gibi önemli bilgilere acil durumlarda (örneğin hastanın bilincinin yerinde olmadığı bir durumda) hastanedeki görevli personel tarafından ulaşılabilmesi birçok hayatın kurtulmasına yardımcı olabilir. Hastalar kendileri ile ilgili teşhise temel olan bilgileri istedikleri başka doktorlarla da kolayca paylaşarak ikinci bir görüş alabilirler. İlaç firmaları belli rahatsızlıkları olanlara, veya belli ilaçları kullananlara gerektiğinde (örneğin üretim aşamasındaki bir sorun veya yeni elde edilen bir bilgi nedeniyle) kolaylıkla ulaşarak olası sağlık sorunlarını oluşmadan engelleyebilirler. Kişinin özel izni olmaksızın bilgilerin kişileri tanımlayacak bir şekilde paylaşılmaması ve bu konudaki gizliliğe özenle uyulması bu tip bir sistemin çok iyi denetlenmesini gerektiriyor.

Bilgilerin gerektiğinde kolayca paylaşılabilmesi için ortak standartlara, bilgilerin gizliliğinin korunabilmesi için de güvenilir denetim ve gözetim sistemlerine ihtiyaç var. Bu nedenle, e-sağlık sisteminin kamusal bir niteliği olduğu da düşünülebilinir. Özellikle devlet tarafından yürütülen sosyal güvenlik sistemlerinin maliyetlerinin ve sonuçlarının sorgulandığı bir durumda, sağlık bilgilerinin dijital olarak saklanması konusunda yapılacak girişime de devletin öncülük yapması beklenebilir. Nitekim, Kanada, ABD ve Avusturalya gibi ülkelerde bu konuda önemli girişimler var. Türkiye’de ise ABD’nin en iyi hastanesi olan Johns Hopkins hastanesi ile işbirliği yapan Anadolu Sağlık Merkezi sağlık bilgilerinin dijital olarak saklanması konusunda öncü bir örnek oluşturmaktadır.

Özetle, sağlık sisteminin maliyetlerini kontrol edebilmek ve etkinliğini artırarak ülkemizdeki yaşam kalitesini geliştirmek için başta kişisel sağlık bilgilerinin güvenli birşekilde dijiatal ortamlarad saklanması olmak üzere çeşitli e-sağlık uygulamalarına önem vermeliyiz.