Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Eğitimde İçerik

“En yüksek getiriyi sağlayan yatırım, bilgiye yapılan yatırımdır.”
Benjamin Franklin

Ülkemizde her yıl yaklaşık 15 milyon ilköğretim öğrencisi zamanlarının önemli kısmını eğitim için kullanıyorlar. Ülke kaynaklarının böylesine önemli bir kısmının kullanımındaki etkinliğimizi sorgulamalıyız. Zaman zaman bu konuda yapılan sorgulamalar genellikle okul sayısı, öğretmen sayısı, GSMH’dan ayrılan pay gibi nicelikler üzerine odaklanıyor. Ölçülmesi daha güç olduğundan niteliğe ilişkin konular pek gündeme gelmiyor. Ancak, 21. yüzyılda dünya ile rekabet edebilecek nesiller yetiştirmek istiyorsak, sadece “ne kadar?” sorularına değil, aynı zamanda “ne?” ve “nasıl?” sorularına da cevaplar aramalıyız.

Son yıllarda hayatımıza cep telefonları, otomobil satışları, televizyon programları ve internet ile gelen değişimlerin ne kadarını eğitim sürecine ve materyaline yansıtabildik? Okul kitaplarının içeriği ne kadar değişti? Bu değişimleri gerçekleştirme süreçleri ve karar mercileri teknolojik gelişmeleri takip etme esnekliğine sahip mi? Yoksa, 15 milyon gencimizi temel olarak 20 yıl öncenin teknolojisi ile mi eğitmeye çalışıyoruz? İlköğretim süresini 8 yıla çıkarmak yeterli mi? Yoksa, 8 yılın sonunda hangi beceri ve yeteneklere sahip mezunlar yetiştirmemiz gerektiğini yeniden düşünmemiz ve eğitim sistemimizi buna göre yapılandırmamız mı gerekiyor?

Eğitimde yeni teknolojileri kullanmaksızın ve eğitimin içeriğini güncelleştirme sürecimizi yeniden yapılandırmaksızın dünya ile rekabet edebilecek nesiller yetiştiremeyiz. Çağdaş eğitim sistemi için öncelikle her sınıf için kapsanacak konular her yıl elden geçirilmeli; her bir konunun içeriği o konunun uzmanlarını, çocuk psikologlarını, grafikerleri ve teknoloji uzmanlarını barındıran takımlar tarafından hazırlanmalıdır. Bu içerik hem okul kitaplarına, hem de internette etkileşimli ortama yansıtılmalıdır.

Birçok okulumuzdaki laboratuvar eksikliği göz önüne alındığında sanal deneylerin hazırlanması ve internet aracılığı ile bilgisayara ulaşabilen tüm öğrencilere sunulması eğitim açısından faydalı olacaktır. Yine öğrencilerin kapsamdaki konularla ilgili sorularını internet üzerinden cevaplandıracak bir sistem kurulması öğrenme etkinliğini artıracaktır.

Öğrencilerin kendilerini test edebilecekleri, geliştirmeye ihtiyaç duydukları alanları görebilecekleri ve bu alanlarla ilgili bilgilere ulaşabilecekleri bir ortamın internette oluşturulması özel derslerin her isteyene açık olması anlamına gelecektir.

Güncel olayların tarihçesini ve önemini anlatan kısa bilgilerin derlenmesi ve yine internet üzerinden sunulması öğrencilerimizin ilgi düzeyini yükseltecek bir yaklaşımdır. Öğrencilerin dünya üzerindeki diğer bilgi kaynaklarına rahatlıkla ulaşmalarını sağlamak üzere bir arama ve tercüme motorunun sağlanması da önemlidir. Eğitsel oyunların internet üzerinden sunulması da ilgiyi artıracaktır.

Yine öğrencilerin ilgi alanlarını daha iyi belirleyebilmeleri ve daha bilinçli meslek seçimleri yapabilmeleri için konularında uzman kişilerle söyleşilerin de sanal ortamda sunulması faydalı olacaktır.

Yukarıda bahsedilenlerin hayal olduğunu, gerçekleşmesi için yeterli kaynağımız olmadığını veya eğitim sistemimiz için uygun olmadığını düşünenlere bir cevabım var: Bir sene önce Dünya Ekonomik Forumu’nun Davos toplantılarında gündeme getirdiğimiz bu yaklaşım bugün Arjantin’de uygulanmaya başladı.

Eğitim sistemini dünyanın en iyileriyle rekabet edebilecek konuma getirmeyen ülkeler dünya ile rekabette başarılı olamayacaklar.