Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Finans Tepe Yöneticisi

CEO (Chief Executive Officer), bir kurumun en üst düzey yöneticisine verilen uluslararası ad, ülkemizde de literatüre girdi ve birçok kişi Türkçe kartlarında CEO terimini kullanıyor, bu isimle Türkçe bir dergi bile var. Ancak, finanstan sorumlu tepe yöneticilerinin uluslararası adı olan CFO (Chief Financial Officer – Finans Tepe Yöneticisi), kullanımı henüz aynı yaygınlığı kazanmadı. Bu konuyu vurgulamak istememin nedeni İngilizce terimlere hayranlık duymak değil, ülkemizde genellikle Mali İşlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak adlandırılan bu pozisyonunun dünyada üstlenmekte olduğu sorumlulukların iyi anlaşılması gereğidir. Çünkü dünya ile rekabet eden kurumlar sahibi olmak istiyorsak, dünydaki gelişmeleri de iyi anlamalı, hızlı ve etkin kullanmalıyız.

Ülkemizde ağırlıklı olarak CFO’dan beklenen (i) bütçenin yapılması ve takibi, (ii) finansal raporların ve yönetim raporlarının hazırlanıp paylaşılması, (iii) vergi denetimi/yönetimi sorumluluğunun üstlenilmesi ve (iv) bankalarla kredi işlemlerinin yürütülmesidir. Oysa, dünyada bu pozisyondan beklenenler arasında (i) şirket stratejisinin değer odaklı olmasına katkıda bulunulması; (ii) şirketteki üst yöneticilerin aldıkları kararların gelir tablosu, bilanço ve fon akım tablosuna yapacağı etkileri anlamalarının sağlanması; (iii) yatırımcı ilişkilerinin yürütülmesi; (iv) finans piyasalarının beklentilerinin oluşturulması kurum içine yansıtılması ve beklentilerin yönetilmesi; (v) risk yönetimi kültürünün şirkette yerleştirilmesi; (vi) yeni iş geliştirmeyi kolaylaştıracak finansman modellerinin geliştirilmesi; (vii) şirket evlilikleri ile inorganik olarak büyüme fırsatlarının değerlendirilmesi; (viii) şirkette başka pozisyonlar için de kaynak niteliği taşıyan sağlam bir finans kadrosunun kurulması gibi sorumluluklar da yer alıyor.

Bu sorumlulukları üstlenebilecek yetkinliklere sahip olan CFO’lar şirketlerinin değerlerinin artmasına önemli katkılarda bulunabiliyorlar. Örneğin, şirketin hangi faaliyetlerinde gerçek değer yarattığı, hangilerinde değer yitirdiğinin ortaya konması önemli yeniden yapılanma fırsatlarının yakalnamasına neden olabiliyor. Bilgi güçtür. Bu bilginin güvenilir bir şekilde ortaya konması ve CFO’nun insan ilişkilerinin de kuvvetli olması onu şirkette değişimin tetikleyicisi konumuna getirebilir. Kurum performansının sadece ölçülmesi değil, aynı zamanda en iyilerle karşılaştırılmalı olarak sunulması en önemli değişim tetikleyicileri arasında yer alır.

Ülkemizde bugünlerde özellikle enerji ve altyapı yatırımları birçok büyük grubun yeni iş alanları arasında yer alıyor. Bu sektörlerde ciddi birer oyuncu olabilmenin en temel girdilerinden birisi de finansman modellerinin doğru oluşturulmasıdır. Bu nedenle, CFO yetkinliği bu sektörlerde başarılı olanları belirleyecek önemli bir göstergedir.

Türk şirketleri belli ölçeklere ulaştıklarında gözlerini çevre pazarlara da çevirmeye başladılar. Uluslararası pazarlarda hızlı büyümek hem şirket evlilikleri yoluyla oluşabilecek büyüme fırsatlarının yakalanmasını, hem de böyle büyük yatırımlar yapılırken sermaye yapısının güçlü olmasını gerektiriyor. Bu nedenle, CFO’ların yatırım bankalarıyla ve bu tip atılımlarda kaynak sağlayabilecek yeni finans kaynaklarıyla ilişkileri geliştirmeleri de önem kazanıyor.

CFO’ların dikkat etmesi gereken bir başka hussus da şirketin nereden para kazandığını ve bu kazancın hangi riskler üstlenerek elde edildiğini iyi anlaması ve diğer yöneticilerin anlamasını sağlamasıdır. Örneğin, günümüzün yükselen maden fiyatları bu konuda faaliyet gösteren sanayicilerin parayı ellerindeki stoklardan mı, yoksa faaliyetlerindeki verimlilikten mi kazandıklarını iyi anlamalarını gerektiriyor.

İyi bir CFO’nun sadece kendi şirketini değil, dünyadaki gelişmeleri de yakından takip etmesi, sermaye piyasalarının beklentilerini, başkalarının uygulamalarını anlamakta gecikmemesi şirketin gelişimi açısından önem taşıyor. İyi bir kaptan önce rüzgarı okumayı, sonra da gemisini bu rüzgardan en iyi şekilde faydalanacak şekilde yürütmeyi başarandır.