Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Galatasaray ve Toplumsal Eğitim

“Kazanmak her şey değildir, ama kazanma azmi her şeydir”
Vince Lombardi

Toplumsal öğrenme sınıflarda değil, toplumu ilgilendiren sansasyonel olaylarla gerçekleşir. Bu hafta ilk kez bir Türk futbol takımının Avrupa’da final oynayacak olması ülkemizde yaygın heyecan ve sevinç yaratıyor. Bu başarıyı getiren yönetim anlayışının doğru irdelenmesi ve örnek alınması başarının yaygınlaşmasına ve kalıcı olmasına yardımcı olacak.

Öncelikle, toplum olarak başarının tesadüfen elde edilmediğini, özellikle de kalıcı başarıların şansla yakalanmadığını iyi anlamalıyız. Türkiye’deki tüm kupaların yanı sıra UEFA kupasını da kulbundan yakalayan Galatasaray’ın bu konuma gelmesi uzun yıllar süren bir yönetim anlayışının sonucu. Bu yönetim anlayışının en önemli özelliği karşılıklı güven üzerine kurulmuş olması: Yönetim kurulu, teknik direktör, oyuncular ve profesyonel kadronun birbirlerine duydukları güven.

Nitekim GS Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Süren, Fatih Terim’in çok ön plana çıktığı eleştirilerine kesinlikle katılmıyor. Yönetim kurulunun görevini kurumsal hedef konusunda fikir birliğine vardığı en iyi yöneticiyi seçmek ve sonucu denetlemek olarak tanımlıyor. Yönetim kurulunun teknik direktörü kıskanmak, onun yerine yönetime müdahale etmek yerine onu destekleyici bir rol üstlenmesi gereğini vurguluyor. Bu ifade sadece kişilere duyulan güveni değil, aynı zamanda kurumsal yapılara duyulan güveni de vurguluyor. Şirket yönetiminde de güncel bir kavram olmaya başlayan kurumsal güven (“corporate governance”) kişiye olan güvenden ziyade yapıya olan güveni ifade ediyor. Hissedar, yönetim kurulu ve üst yönetim arasındaki ilişkilerde bağımsızlık, şeffaflık ve denetim ilkelerinin belirgin olması anlamına geliyor. İşte GS bu modern yönetim kavramını hayata geçiriyor, yönetimde sürekliliği ve anlayış birliğini sağlıyor.

Fatih Terim GS yönetiminde toplam kalite yönetimi ilkelerinden bazılarını hayata geçirmeye başlıyor: elde edilen başarılarla yetinmeyip sürekli iyileştirmeyi hedefliyor; yedekleriyle de zengin bir kadro kurararak hedefleriyle uygun bir kaynak kullanım anlayışı gösteriyor; uluslararası başarılara ulaşanların bütün yönlerini yakından izleyerek kıyaslama yapıyor; rakiplerini uzun süre izleyip onları yenmek için özgün stratejiler kuruyor; başta oyuncuları olmak üzere tüm ekibiyle sadece sahada değil yaşamlarında da yakından ilgilenerek onların tatminini arttırıyor ve tüm camianın takım ruhu ile hedefe odaklanmasını sağlayarak başarılı bir liderlik örneği veriyor.

Ciddi başarılara ancak ciddi bir altyapı ve hazırlık sürecinin sonunda ulaşılabiliyor. GS oyuncu seçiminden antreman sürecine, maçlara hazırlıktan maç sonrası brifinglere kadar bilimsel metodları kullanıyor. Hedeflerini koyarken ve kıyaslamalar yaparken ölçüyü Türkiye boyutunda değil, uluslararası boyutta tutuyor. Belki de hepsinden önemlisi, inançla bilgiyi birleştiriyor. GS bir takım olarak işin içine bilgi kadar kalbini de koyuyor.

Toplum olarak sadece GS’ın başarılarına sevinmekle kalmayıp, bu başarıyı getiren yönetim anlayışının kamu, özel ve gönüllü tüm kurumlarımızın yönetiminde kullanılmasını yaygınlaştırabilirsek, daha nice uluslararası başarıya sevinme fırsatı yakalayabiliriz.