Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Güven Açığı

“Doğruları söyleme, sorumlu bir yurttaş olmanın baş koşuludur.”
J. Edgar Hoover

Kamu sektörü bütçe açıklarının, enflasyon olarak topluma getirdiği ağır sorunları çözmek üzere ciddi bir program başlatmamız çok uzun zaman aldı. Ancak, bugün kamunun bütçe açıklarından daha önemli bir açığı var: Kendisine duyulan güven açığı.

Bugün toplumun her kesiminde, hatta kamu çalışanlarında da kamu hizmetlerinin kalitesinden memnuniyetsizlik olduğu yadsınamaz. Dolayısıyla, IMF programına benzer bir şekilde, bu yaygın yurttaş memnuniyetsizliğini gidermek üzere bir çalışma programına ihtiyaç var.
Kamu yönetimlerinin, değişen şartlara ve beklentilere cevap vermek üzere yeniden yapılanması, özel sektör kadar hızlı olamıyor. Nitekim, dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile yurttaşların kamuya duydukları güven, son kırk yılda önemli ölçüde azaldı. Örneğin, A.B.D.’de yurttaşların kamuya duydukları güven 1960’larda yüzde 70’ten 1994’te yüzde 20’ye kadar düştü. Bu gidişi değiştirmek için kamu sektöründe Toplam Kalite Yönetimi’ni (TKY) başlatan Clinton-Gore yönetimi, sekiz yılda bu oranın yüzde 40’lara kadar yükselmesini sağladı.

Ülkemizde de kamuya duyulan güvenin yeniden kazanılması için öncelikle anlayış değişikliğine ihtiyaç var. Nasıl ki, özel sektörde TKY, asıl patronun yöneticiler veya hissedarlar değil, müşteri olduğu bilinciyle başlıyorsa, kamu sektöründe de TKY asıl patronun bürokratlar veya politikacılar değil, yurttaş olduğu bilinciyle başlayabilecek.

Kamuda verimsizliğin kaynağı çalışan değil, sistemdir. TKY, hataları kontrol etmek üzere kurulmuş bir sistemin kendisinin hatalı olduğunu, aslolanın hata üretmeyen bir sistem olduğunu vurgular. Çalışanına güvenmeyen bir yönetim, TKY de uygulayamaz, başarılı da olamaz. Çünkü, her adımı kontrol etmeye çalışmak üretkenliği ve yaratıcılığı engeller. Oysa, bizim devlet anlayışımız ne yurttaşına, ne de çalışanına güveniyor.

Örneğin, Devlet İhale Kanunu’nun “en ucuza” verme prensibi, karar konumundaki çalışanına güvensizliğin bir ifadesidir ve çoğu kez devletin kalitesiz girdiler almasına ve dolayısıyla da kalitesiz ürün üretmesine yol açar. Elbette ki, özel sektörde de girdi fiyatları yakından izlenir ve maliyetler düşürülmeye çalışılır; ancak satın alan kişinin inisiyatif kullanabilmesi genellikle kurumun kazancını artırır. Benzer şekilde devlet yapılanmasının merkezi olması, taşra teşkilatına güvensizliğin bir ifadesidir ve kararların konuya en yakın olanlarca alınmasını engellediği için genelde verimsizliğe yol açar. Devlet personel politikalarında yöneticilerin, maaş-prim belirleme veya yetersiz personeli değiştirme yetkilerinin olmaması da kamu yöneticilerine güvensizliğin bir ifadesidir ve yönetim etkinliğini sınırlamaktadır.

TKY anlayışı, ölçülmeyen performansın iyileştirilemeyeceğini vurgular. Ne var ki, kamu sektöründe sonuçlar değil, girdiler ölçülür. Üstelik, sadece birer yıllık dönemlerle!.. Mevcut kamu sistemleri ile yönetim, bilançolara, yatırım dönemi nakit akışlarına bakmaksızın, sadece birer yıllık gelir-gider tablolarıyla şirket yönetmek gibidir. Kamu sektöründe kaliteli bir yönetim için anlayışın yanısıra sistemlerin de değişimi gerekiyor.

Toplumsal yaşamı düzenleyen, hayati önemdeki hizmetleri sağlayan kamu yönetiminin verimliliğini artırmadan, yaşam kalitesinin yükselmesini bekleyemeyiz. Özel sektörde olduğu gibi, kamu hizmeti veren kurumlarımızın da faaliyetlerini müşteri, başka bir deyişle yurttaş memnuniyetine odaklaması, sürekli iyileşmeyi amaçlaması, katılımcı ve şeffaf bir yönetimi benimsemesi, ölçülebilir hizmet sonuçlarını hedeflemesi, işlevini daha etkin biçimde yerine getirmesi demektir.

KalDer’in bu hafta Ankara’da düzenlediği 1. Kamu Sempozyumu’nda açıklanan ve 2001 yılından itibaren verilmesi planlanan “Kamu Kuruluşları Ulusal Kalite Ödülü”, kamu kuruluşlarının TKY’ni benimsemesini hızlandırmayı hedefliyor. Kamu kuruluşlarının TKY’ni uygulamaları, kamuya duyulan güven açığının da kapatılabilmesi için en etkin araç olacaktır.

“Toplam Kalite Yönetimi” kavramının belki de en önemli sözcüğü, bütünselliği ifade eden “Toplam” sözcüğüdür. Dünya devletleri arasındaki konumumuzu yükseltmek, yüksek yaşam kalitesine ulaşmak istiyorsak, toplumumuzun bütün kurumlarında TKY’ni uygulamalıyız.