Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Güven Gelişmenin Temelidir

Güvenmek ve güvenilmek insan mutluluğunun temel taşlarındandır. Ancak, güven kişilerce olduğu kadar kurumlarca da güç kazanılır. Güvenilir olabilmek, uzun bir zaman içinde elde edilebilen, ancak çok kısa sürede yitirilebilen bir değerdir. Güvenilirlik, sözlerin ötesinde davranışların da tutarlılığı ile kazanılır. Çünkü davranışlar öncelikleri ve tercihleri kelimelerden daha etkili olarak gösterirler.

Güvenin özünde özgürlük vardır. Özgürlük ise yaratıcılığı, mutluluğu getirir. Bu nedenle güven, gelişmenin de temelidir. Ancak, güven yanılma ve aldatılma riskini de içerdiğinden kırılgandır. Buna rağmen, güvene dayalı ilişki ne kadar geçici olursa olsun, güce dayalı ilişkiden daha sağlıklıdır. Güveni kurumsallaştırabilen toplumlar karşılıklı bağımlılığı ve işbirliği olanaklarını artırarak girişimciliği ve gelişmeyi mümkün kılarlar.
Kişilerin olduğu kadar kurumların performansında da güven ortamının oluşturulması performansı önemli ölçüde etkiler.

Kurumsal güven ortamı oluşturmada üç farklı boyuta dikkat etmek gerekir: (i) İletişim için güven, çalışanların bilgi paylaşımı ve sorun çözmede açıklık yaklaşımlarını etkiler. (ii) Kişiliğe duyulan güven, çalışanların aralarındaki yazılı veya sözlü anlaşmalara uyumlarını ve kurumun tutarlı olmasını etkiler. (iii) Yeteneğe duyulan güven, çalışanlarını birbirlerinin çalışma yöntemleri ve yetenekleri ile hedefe ulaşabilecekleri konusundaki inançlarını ve dolayısıyla davranışlarını etkiler.

İletişim güveni kurum içinde bilginin kolay paylaşılmasını, dolayısıyla daha hızlı geliştirilmesini; eleştirilerin açık ve yapıcı olmasını; doğruların ortaya çıkarılmasını; hataların kabul edilerek iyileştirilebilmesini; ve gizli bilgilerin üçüncü partilerden korunmasını sağlar. Bilgi çağında yaşadığımız bir dönemde iletişim güvenini sağlayabilen kurumlar önemli bir rekabet avantajı elde etmiş olurlar.

İnsanların karakterine duyulan güven, kurumların tutarlı strateji uygulamaları gerçekleştirebilmelerini; kurumsal değerlerin yaşama geçirilebilmesini; anlaşmalara her zaman sadık kalınabilmesini; ve kazan-kazan ilişkilerinin kurulabilmesini sağlar. Tutarlı kurumsal davranışın temeli olan bu güven unsuru, kurumların marka değerinin geliştirlmesinde de önemli bir fayda sağlar.

Kurum içinde yeteneklere duyulan güvenin artırılması için bu yeteneklerin açıkca tanınması; çalışanların kararlara katkılarının sağlanması; şüreçler bazında farklı kişilerden oluşan takımlarla çalışmalar yapılması; ve yetenekleri geliştirecek eğitim ve deneyim kazanma programları uygulanması gereklidir. Kurum içinde güven ortamını geliştirmek isteyen yöneticilerin öncelikle kendi güvenme duygularını geliştirmeleri ve birlikte çalıştıkları kişilere serbesti tanıyacak olgunluğu göstermeleri gerekiyor. Güven inşa etmenin en etkin yolu sözlü iletişimle değil, davranışsal iletişimle olur.

Başkalarının güvenini zedelemeyecek hassasiyeti göstermek sadece onların güvenini kazanmakla değil, aynı zamanda onların da güvenilir olmalarını teşvik etmiş olmakla ödüllendirilir. Güven yitiren davranışlar arasında (i) yalanın açığa çıkması, (ii) verilen sözden dönülmesi, (iii) açıkça söz verilmemiş bile olsa ilişkinin gerektirdiği kabul edilen davranışlardan sapılması sayılabilir. Güven ortamını bozan en önemli davranış ihanettir. Maalesef en büyük ihanetler, en güvenilen kişiler tarafından yaşatılır. Dolayısı ile kurumlar bir taraftan güven ortamı yartırken, sistematik olarak denetim ve kontrol mekanizmalarını da kurmakla yükümlüdür.

Ancak, kariyerleri boyunca yaşadıkları ihanetleri beraber çalıştıkları herkesden bekleyenlerin, güven ortamı yaratması ve böyle bir ortamı geliştirmesi beklenemez. Dolayısıyla yaşanan ihanetlerden ders almakla birlikte, yaşamda huzurun, kurumda başarının güven ortamı yaratmaya bağlı olduğu gerçeğini de gözardı etmemeliyiz.

Hayat bir bütündür. Dolayısıyla, hayat oyununda atılan her adım, sadece o adımda elde edilen sonuçlarıyla değil, aynı zamanda güvenilirlik etkisiyle birlikte değerlendirilmelidir. Kısa vadeli kazançlar için güvenilirliliğini yitirenler, değerlerinden de kaybederler.