Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Hangi Havuzdan Su İçiyorsunuz?

Ay başında bir mektup alıyorsunuz. Mektup, birtakım güncel olayları dayanak gösterip borsanın bu ay yükseleceğini iddia ediyor. Siz pek yüz vermiyorsunuz. Ay sonunda gerçekten borsa yükseliyor. Bir sonraki ay başında aldığınız ikinci mektup belli açıklamalarla bu ay borsanın düşeceğini iddia ediyor. İlk ayın performansından fazla etkilenmemiş olacaksınız ki, bu mektup da sizi etkilemiyor. Ancak, ay sonunda borsanın gerçekten düştüğünü görüyorsunuz. Altı ay boyunca benzer mektuplar alıyorsunuz ve her seferinde borsanın yönünün doğru tahmin edildiğine şahit oluyorsunuz.

Yedinci ayın başında yeni bir mektup alıyorsunuz ve ilk altı aylık performansı dayanak göstererek sizi özel olarak bir offshore fona yatırım yapmaya davet ediyor. Ne yaparsınız?

Bu örnekte, tüm birikimlerini bu “akıllı” yatırımcının tavsiyesine uyarak önerilen fona yatırım yapma kararı verenler iki ay içinde tüm birikimlerini kaybediyor!! Altı ay boyunca doğru tahminleri içeren mektupları alanların bilmedikleri konu ortalıkta kaç tane mektubun dolaştığı. Çünkü kendini “akıllı” yatırımcı olarak gösteren kişi, aslında bir üç kağıtçı.

Bir bankadan 12.000 kişinin adresini ediniyor. İlk ay bunların 6.000’ne borsanın yükseleceği, 6.000’ne ise düşeceği yönündeki tahminleri içeren mektuplar gönderiyor. Birinci ayın sonunda, bu kez borsanın yönünü doğru tahmin ettiği 5.000 kişinin 3.000 kişisine borsanın yükseleceği, 3.000 kişiye ise düşeceğini anlatan mektuplar gönderiyor.

Altıncı ayın sonunda, altı ay boyunca doğru tahminlerle karşılaşan 188 talihsiz yatırımcıya davet gönderiliyor! 12.000 kişilik havuzdan elenerek kalan 188 kişinin arasında olduklarını bilmeyen bu yatırımcılardan toplanan paralar ise uçuyor.

Hangi havuzdan su içtiklerini bilmeyen bu yatırımcılar etkilendikleri performansın (!) kurbanı oluyorlar. Gerçek hayatta da her zaman üç kağıtçılarla karşılaşılmasa da, genellikle hangi havuzdan su içildiği bilinmediğinden önemli yanılgılara düşülebiliyor.

Özellikle, geçmiş performanslarına bakarak samimiyetle kendilerinin çok iyi birer yatırımcı olduğunu düşünenler, toplam yatırımcı havuzu hakkında bilgi edinmedikleri sürece bunun şansına olup olmadığını bilemeyeceklerini anlamalıdırlar.

Çevremizde dikkatimizi çeken her başarılı tüccarın başarısının ne kadar şansa bağlı olduğunu anlamak için aynı işi kaç kişinin yaptığını ve aldıkları kararların istatistiki dağılımı hakkında bilgi sahibi olmalıyız. Sadece sonuçlara bakarak yapılan “başarılı-başarısız” değerlendirmesi gerçek bir başarıdan ziyade istatistiki bir sonuç olabilir.

Doktorluk mesleği mutlaka istatistik bilmeyi gerektirir.

Bir örnek ile açıklayalım: Bir ülkede her bin kişiden birinin yakalandığı ölümcül bir hastalığı teşhis etmek için bir test geliştirilmiş. Testin güvenilirliği %95 olarak tespit edilmiş. Bir başka ifade ile test uygulanan kişilerde, test sadece %5 oranında yanlış sonuç veriyor. Bir okulda tüm öğrencilere bu testin uygulanmasına karar verilmiş.

Testi pozitif çıkan bir öğrencinin gerçekten bu hastalığı taşıma ihtimali nedir? Bu öğrenci gerçekten hastalığı taşıyorsa, ailesine acilen haber verilmesi ve derhal ciddi ve pahallı bir tedavi programına başlanması gerekiyor. Doktorların çoğunluğu, testin güvenilirliğine bakarak, bu sorunun cevabını %95 olarak vermişler. Bu test sadece hastalığın ön belirtilerini taşyanlara uygulanmış olsaydı, doktorlar haklı olabilirdi. Ancak, hastalıkla ilgili hiç bir bulgu taşımayan, bir okuldaki tüm öğrencilere uygulandığında, “Hangi havuz?” sorusu önem taşıyor.

BBin öğrencisi olan bir okulda testin bunların arasından hasta olan bir çocukta (hatasız olarak) pozitif çıktığını varsayalım. Ancak, geri kalan sağlıklı 999 öğrencide %5 hata payı ile yaklaşık 50 öğrenci için de test yanlış olarak pozitif çıkacaktır. Dolayısıyla, doğru cevap 1/51 = %2. Bu sorunu cevabını doğru bilmemenin getireceği tedavi maliyeti, stres ve üzüntünün boyutu düşünüldüğünde doktorların istatistik bilgisinin önemi açıkça ortaya çıkıyor.

Doktorluk, hastalıklar hakkında bilimsel bulgulara dayanarak öngörülerde bulunmayı gerektiren bir meslektir. Çeşitli bulguları değerlendirirken, bu bulguların incelenen toplumda bulunma ihtimalleri doğru değerlendirilemez ise, hem teşhiste isabet sağlamak güçleşir, hem de tedavinin toplumsal maliyeti artar.

Sadece yatırımcılar ve doktorlar değil, bir bütünün içindeki parçalar hakkında karar verme durumunda olan herkes bakış açısını elindeki parçanın ötesine taşımalıdır.

Bize sunulan bir sonucu iyi değerlendirebilmek için o sonucun elde edilme olasılığını da değerlendirmeliyiz.

Özetle, doğru değerlendirmelerde bulunmak için içilen bir bardak suyun özellikleri kadar, o suyun hangi havuzdan geldiğine de dikkat etme gereği vardır.