Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

İlaçta Rekabet

SSK ilaç fiyatlarındaki farklılıklar, konunun ülke gündeminin ön sıralarına gelmesini sağladı. Oysa, fikri mülkiyet haklarının korunması adı altında ilaç firmalarına rekabetten arındırılmış süreler tanınması genel bir uygulama.

Patent kanunları serbest piyasa ekonomisinin belli bir konuda etkin işleyememesini düzeltmek üzere, devlet otoritesi tarafından piyasaya bir müdahale biçimidir. Bilginin kolaylıkla paylaşılabilme ve taklit edilebilme özelliği nedeniyle, yeni buluşlar için gerekli yatırımın, yatırımcısına getiri sağlayamaması durumunu düzeltmek için yapılan bir müdahale. Patent kanunları ile yeni buluşlar için yatırım yapıp başarılı olanlara belli bir süre için tekel hakkı verilerek, toplumda yenilik ve yaratıcılık için yeterli düzeyde yatırım yapılması ve bu süre sonrasında bilginin serbestçe paylaşılması hedefleniyor. Gerçekten de etkin patent kanunları olan gelişmiş ülkelerde yaratıcılığın teşvik edildiği ve birçok buluşun gerçekleştirildiği görülüyor.

Fikri mülkiyet haklarının patent kanunları ile korunması gelişmiş ülkelerin gerek ikili ticaret anlaşmalarında, gerekse Dünya Ticaret Örgütü aracılığı ile uluslararası ticaret anlaşmalarında önem verdikleri konuların da başında geliyor. Oysa, gelişmekte olan ülkelerin bu patent korumasını kendi ülkelerinde de yansıtmaları, aslında ne o ülkelerdeki yaygın hastalıklar için yeterli araştırma yapılmasını sağlıyor, ne de bu ülkelerdeki vatandaşların gelişmiş ülkelerdeki teşvikler nedeniyle geliştirilmiş ilaçlara ulaşmasını kolaylaştırıyor. Örneğin, dünya nüfusunun yarısını oluşturan ülkelerde kalp hastalıkları için yapılan harcamaların toplamı bu konuda geliştirilen ilaçların dünya cirosunun %2’si kadar. Diğer yandan bu ülkelerde her yıl 2 milyon çocuğun yaşamını yitirdiği sıtma konusundaki araştırmalar ilaç devlerinin toplam araştırma bütçelerinin %1’ini bile oluşturmuyor!!

Bu durum, pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da devlet müdahalesinin piyasa şartlarının gerisinde kaldığını gösteriyor. Belli bir ülke esas alınarak verilen, örneğin 20 yıllık, tekel hakkı süresi birçok ülkede birden verilmeye başlandığında, acaba aynı mı kalmalı?!! Buluşların, piyasaya verilecek ürünler haline dönüştürülmesinin ve dolayısıyla buluştan kazanç sağlama sürecinin her geçen gün kısaldığı bir ortamda, acaba tekel hakkı için tanınan süre aynı mı kalmalı?!! Sermaye piyasalarının, yenilikleri tek kuruş kazanmadan bile ödüllendirmeye başladığı bir dönemde, acaba tekel hakkı için tanınan süre aynı mı kalmalı?!!

Patent kanunlarında tanınan tekel hakkı sürelerinin gereğinden uzun olması, toplumların gelişmesini sınırlandıran bir etken olabilir. Aynı zamanda, daha çok patent hakkına sahip ülkelerin, sermaye birikimi sınırlı olan ülkelerden aşırı kaynak transferine de yol açarak, gelişmeyi de geciktirebilir. Bunun için, patent kanunlarına karşı olmak değil, global topluma en adil ve en iyi şekilde hizmet edecek düzenlemeleri ve parametreleri önerebilecek düzeyde hazırlık yapma gereği var.

Patent kanunları ile ilgili olarak sorgulanması gereken bir başka konu da hangi yeniliklerin patent kapsamında korunmasının toplum yararına olduğudur. 11 Eylül sonrasında A.B.D. ve Kanada’da Avrupalı bir ilaç şirketinin anthrax ilacı ile ilgili olarak patent haklarını askıya alma tehdidi ile ucuz ilaç sağlama konusunda takınılan tutum, Afrika ülkelerinin AIDS ilaçları için yapmak istedikleri uygulamaları güçlendirdi.

Gelişmekte olan ülkelerde patent hakları değerlendirilirken, dünya pazarının küçük bir kısmını oluşturan ürünlerde jenerik ürünlere ulaşım kolaylaştırılırken, o ülkeler için önemli sağlık tehdidi oluşturan (sıtma gibi) ve dünya pazarının büyük kısmını oluşturan konularda patent haklarının daha sıkı korunmasıyla bu konulardaki araştırmaların teşvik edilmesi faydalı olabilir. Bir başka ifade ile sınırlı ekonomik kaynakları sahip gelişmekte olan ülkelerdeki kamu yararı ilkesi doğrultusunda teşvikler yaratılmak için kullanılması, araştırma ve geliştirmeleri zaten gelişmiş ülkelerdeki pazarlar için tamamlanmış ürünlerde ise tekel haklarının kısıtlanması küresel manada daha sağlıklı bir topluma ulaşmamıza yardımcı olabilir.

Fikri mülkiyet haklarının korunması için global ekonomide de düzenlemeler gerekiyor; ancak, bu düzenlemelerin parametreleri yeni dünya gerçekleri ile yeniden ele alınmalı. Ortalama çözümler yerine, kamu yararını oluşturan öncelikler doğrultusunda çözümler üretilmeli.