Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

İş Dünyasında Anlaşmalar

Değer yaratabilmek ve bu değeri piyasaya sunabilmek için birçok şirket çeşitli işbirlikleri yapıyorlar. Bu nedenle hem artı değer üretilmesi, hem de üretilen değerin paylaşımı için şirketler aralarında birçok anlaşma yapıyorlar. Bu anlaşmalar varlık alım satımı, kiralama, ürün pazarlaması, hisse alım satımı gibi birçok işlemi içerebiliyor. Bu anlaşmaların her iki taraf için de adil olması ve başarılı sonuçlar üretebilmesi için risk ve getiri paylaşımı konusunda net ifadeler içermesi gerekiyor. Bu nedenle, özellikle şirket alım satımı gibi önemli anlaşmalar yapılırken bu konularda uzman danışmanlık firmaları, hukuk firmaları ve yatırım bankaları hizmet sunucu olarak kullanılıyorlar.

İş anlaşmalarında göz önüne alınması gereken binlerce konu olması, bu konularda deneyimli danışmanların hizmetlerini değerli kılıyor. Ancak, genelde üzerinde durulması gereken konular dört temel alanda açıklanabilir. (i) Taraflardan birisinin diğerine göre daha iyi bilgi sahibi olması, (i) Anlaşma sonrası sonucu etkileyecek davranışların kolayca gözlenip ölçülememesi nedeniyle oluşabilecek ahlaki tehlike, (iii) Anlaşmaya konu olan varlıkların sadece bu işe özgün olması, ve (iv) Dış etkenlerden dolayı oluşabilecek değişkenliklerin taraflara adil yansımamaması olasılığı.

Bilgi eşitsizliği konusuna örnek olarak kullanılmış otomobil satışını gösterebiliriz. Otomobilin satıcısı otomobilin geçirmiş olduğu kazaları ve durumunu çok iyi bilmesine rağmen, potansiyel alıcının bu konudaki bilgisi son derece sınırlı olabilir. Bu nedenle bir fiyat üzerinde anlaşma sağlamak zorlaştığından işlemin gerçekleşmesi güçleşebilir. Bu konuda bulunan iki çözüm vardır: (a) bilgi eşitsizliğini giderecek araştırmaların yapılmasını sağlamak veya (b) riskin önemli bir kısmının daha iyi bilgi sahibi tarafından üstlenilmesini sağlamak. Örneğin, otomobil satışında uzman bir şirketin veya tamircinin otomobil hakkında değerlendirme yapması veya bir sigorta şirketinin güvencesinin satın alınması (a) şıkkına örnek olarak ele alınırken, satıcının ilk üç ay içinde çıkabilecek bakımlar için garanti vermesi de (b) şıkkına örnek olabilir. Benzer bir örnek yeni bir teknoloji geliştirmeye çalışan bir şirkete risk sermayesi olarak yatırım yapmayı planlayan bir yatırımcı için de geçerli olabilir. Bu nedenle, risk sermayesi olarak yatırım yapanlar her ne kadar yatırımlarını garanti altına alamasalar da, girişimcinin tüm varlığı ile bu işin içinde olmasını şart koşarak bilgi eşitsizliği nedeniyle oluşabilecek risk farklılığını gidermeye çalışırlar.

Anlaşmadan beklenen iş sonuçlarının taraflardan birsinin davranışlarına bağlılığının yüksek olması durumunda başta yatırım yapacak taraf teşvik mekanizmaları üzerinde durarak potansiyel sorunu gidermeye çalışır. Bu nedenle, hizmet ağırlılı şirketlerin alım satımında satış bedelinin bir seferde değil, satışı yapan şirketen ortaklarına birkaç sene içinde şirket performansına bağlı olarak ödenmesi yoluna gidilir. Benzer bir şekilde şirketlerin üst düzey yöneticileriyle yaptıkları ücret anlaşmalarında gelirin önemli bir kısmının maaş olarak değil, prim olarak verilmesinin nedeni de budur.

Değer zincirinde bütünsellik arzeden yatırımların bir başka tarafça yapılmasının sağlanması da bir başka güçlük içeren konudur. Bir bir enerji santraline gaz taşıyacak boru hattı için yapılacak yatırım veya bir futbol takımının star bir oyuncu ile yapacağı kontrat bu konuya örnek olarak ele alınabilir. Bu durumlarda taraflardan birisi ilk yatırımı yaptıktan sonra farklı taleplerle karşılaşmamak için kontratın uzun vadeli olarak yapılmasını isteyecektir. Kontratı bozmayı güçleştirecek cezai maddeler de tarafları birbirleriyle çalışmaya zorlayarak başarıya odaklanmalarına yardımcı olur. Örneğin, Rusya’nın Mavi Akım boru hattı için koymuş olduğu belli bir gaz miktarı kullanılsa da, kullanılmasa da ödeme yapılması şartı bu konuda yatırım yapan tarafın korunması için ortya konan bir yaklaşımdır.

Taraflardan birisi tarafından üstlenilmesi en güç risklerden birisi de değişen piyasa şartları riskidir. Örneğin, Türkiye’de otoprodüktör olarak elektrik üretimi için yatırım yapan şirketler başta düşük gaz fiyatları sayesinde iyi bir yatırım yaptıklarını düşünürken, sabit elektrik fiyatı ve yüksleln gaz fiyatları karşısında ciddi sıkıntılar yaşıyorlar. Buna karşın, ENKA gibi bazı şirketlerin düşük gaz fiyatlarının olduğu dönemde bu durumdan özel bir avantaj sağlama çabasına girmeksizin, yatırım yaparken gaz fiyatına bağlı bir elektrik fiyatı ile anlaşma yapmış olmaları uzun vadede yatırımlarının daha karlı olmasını sağlıyor.

Özetle, her anlaşma bir risk ve getiri dengelemesi içeriyor. Yukarıda açıklanan dört temel alan risk ve getiri paylaşımının pazar mekanizmaları içinde çözümlenmesinin güç olduğu, bu nedenle anlaşmalarda özel yaklaşımların gerektiği alanlar olarak ele alınmazsa ya değer yaratacak anlaşmalar yapılamıyor, ya da taraflardan birisini çok güç durumda bırakabiliyor. Bu konuda uzmanlarla çalışmak değer artışının sağlanması ve adil paylaşımı için önemli oluyor.