Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

İşbirlikleri

Şirketlerin temel güdüsü diğer şirketlerle rekabet etmektir. Ancak, özellikle bilginin önemi arttıkça, bilgi paylaşımının kolaylaştıran teknolojiler geliştikçe, başarı için gerekli uygulamaların ölçekleri ve dolayısyla riskleri arttıkça şirketler işbirliklerine daha çok önem vermeye başladılar.

İşbirliklerinin rekabet etmenin önüne geçmesinin birkaç temel nedeni var. Kıyasıya rekabet aslında müşteriler için yaratılabilecek değerin ve bunun için gerekli kaynakların sınırlı olduğu varsayımına dayanıyor. Böyle bir ortamda şirketler bu kaynaklardan ve yaratılan değerden en büyük payı kapma yarışının en önemli yarış olduğu varsayımı ile hareket ediyor. Oysa, her geçen değer yaratmada daha önemli bir girdi haline gelmekte olan bilgi, paylaştıkça azalmak yerine, paylaştıkça artıyor. Bu nedenle, bilgi paylaşımı pastanın büyümesine neden oluyor. Sınırlı bir pastanın paylaşımı için çabalamak yerine, pastayı büyütmek için işbirliği yapmak birçok sektörde daha cazip bir yarış haline geliyor.

Dağıtım ve iletişim kanallarının kapsamlarının dar olduğu bir ortamda piyasaya yenilikçi bir ürün veya hizmet sunmanın getirisi de sınırlı oluyordu. Ancak, bilgi ve iletişim teknolojilerinin, ulaşım ağlarının geliştiği, internetin herkesin hjayatına girdiği bir ortamda ilk olmak ve yaygınlık kazanmak standartları oluşturabilmeyi sağlıyor. Bu nedenle, hızlı olmak ve büyük ölçeklere ulaşmak önem kazanıyor. Bunun gerektirdiği yatırım ve bilgi birikimi ise ancak işbirlikleri ile sağlanıyor.

Internet dünyasında yetişien yeni nesiller dünyanın dört bir yanında ortak ilgi alanlarına sahip kişilerle ortaklaşa ağlar kurmak ve bu ağların verimli bir noktası olarak hareket etmeyi benimsiyorlar. Bu nedenle, hayatı bir yarış olarak değil, birlikte oynanan bir oyun olarak görme eğilimleri yüksek oluyor. Bu neslin yönetim kademelerine gelmesi de işbirliklerini geliştiren bir gelişme oluyor.

Bilgi paylaşımını kolaylaştıran, zaman ve mekan bağımsızlığı sağlayan yeni teknolojiler de işbirliklerinin daha kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlıyor.

Bu trendler, farklı paydaşlarla farklı anlaşmalar çerçevesinde işibrliklerini tetikliyor. Örneğin, değer zincirinin parçalarını oluşturan şirketlerin tasarım aşamasından itibaren birlikte hareket ederek rekabet etmeleri önem kazanıyor. Örneğin, otomotiv sektöründe ana firmaların yeni modelleri anahtar tedarikçilerle eşgüdüm içinde tasarımdan, üretime hatta yedek parça aşamasına kadar birlikte oluşturdukları çalışmalarla sağlamaları bu konuda güzel bir örnek oluşturur.

Sadece aynı değer zincirinin parçaları olan şirketler değil, birbirleriyle rekabet eden şirketler de iş süreçlerinin belli bölümlerinde işbirliklerine gidebiliyorlar. Örneğin, telekom şirketlerinin veya ilaç şirketlerinin ortak ar-ge faaliyetlerinde bulunmaları bu konuya bir örnek oluşturur. Benzer şekilde petrol şirketlerinin birbirleriyle rekabet etmelerine rağmen büyük yatırım gerektiren ve risk içeren projelerde işbirliklerine gitmeleri bu konudaki örnekler arasında yer alır.

Bir başka işbirliği ise şirketlerle müşterileri arasında kurulan bağlantılarla sağlanıyor. Özellikle, software şirketleri zor beğenen müşterilerinin meraklı olmaları özelliklerini kullanarak, yeni ürünlerini test etmek üzere ve yenilikçilik fikirleri edinmek üzere bu müşterileri ile birlikte çalışıyorlar.

Linux gibi ortak uygulama geliştirme örnekleri ise Microsoft gibi rekabet gücü çok yüksek bir şirket ile rekabet edebilecek bir örneğin oluşmasına neden olarak, işbirliklerinin ne kadar güçlü bir rekabet gücü olabileceğine örnek oluşturuyor.

Gerek kurum içinde, ve daha da önemlisi kurumlar arasında işbrliklerini geliştirmek yeni rekabet kültürünün bir parçası oluyor. Bu nedenle, liderlik yetkinliklerinin farlılıkları yönetebilme kavramını içermesi önem kazanıyor. Ayrıca, paydaşlar arası paylaşımları tanımlayan anlaşmaların işbirliğinin türüne göre farklılıklar içerebilmesine dikkat etmek gerekiyor. İnsan kaynkalrının işbirliği odaklı geliştirilmesi ise ödüllendirme sistemlerinde yenilikler gerektiriyor.

Özetle, paylaşma ve işbirliği kültürünü geliştiremeyenler, rekabette geride kalıyorlar…