Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

İşsizlik Sendromundan Kurtulmak

Araştırmalar Türkiye’deki en önemli sorunun işsizlik olduğunu ortaya koyuyor. Bu nedenle girişimciler, siyasetçiler veya bilim adamları bu sorunun çözümüne katkı yapmaya odaklanmalı. İşsizlik sorununu çözebilmek üzere bireylere, şirketlere, ve devlete değişik roller düşüyor.

Öncelikle, konuyu bireyler olarak ele aldığımızda iş bulabilmek için uğraşlarımızın ağırlığını bize bu konuda yardımcı olabileceğini düşündüğümüz bir yakınımızı bulmaya değil, istediğimiz iş için gerekli olan yetkinliklerimizi geliştirmeye vermeliyiz. Çünkü toplumsal olarak iş bulmanın aracının yetkinlik düzeyi değil de, bir camiaya ait olma veya birisinin yakını olma kriterini benimsediğimizde aslında bir toplumsal kanserin oluşmasına yardımcı olmuş oluyoruz: her iş için “en iyileri” seçmediğimiz için o işlerin dünya ile rekabet edebilecek düzeyde gerçekletirilmesinden uzaklaştığımız gibi, aynı zamanda toplumdaki diğer bireylere de kendinizi geliştirmek yerine, dostluklarınızı geliştirin mesajını vermiş oluruz!!

Bireyler açısından ikinci önemli konu yetkinlik geliştirilecek alanların seçimidir. Maalesef, özellikle üniversite eğitimi ile meslek seçebilme fırsatları ülkemizde çok kısıtlı. Ancak, zihinsel olarak da bir çok genç meslek seçimi konusunda yeterli fikri hazılığı da yapmıyor. Genellikle ailelerinde veya toplumda o gün için gözde olan meslekleri seçme eğilimi, kendi yetenekleriyle uyumlu ve gelecek te iş bulma olasılıkları yüksek alanları seçme eğiliminden yüksek oluyor. İnsan hayatındaki en önemli iki seçim iş ve eş seçimidir. İnsan hayatının büyğk kısmını yaptığı bu seçimlerle yaşamak durumunda. Bu nedenle, öncelikle gençlerin kendi yetenekleri ve zevkleriyle uyumlu iş alanlarını iyi araştırmaları önem taşıyor. Hangi iş olursa olsun, sevilerek yapılan bir işte başarıyı yakalamak çok daha kolay oluyor. Ancak, gelecekteki iş fırsatlarının daha geniş olabileceği alanlar konusunda da araştırma yapmak önemli. Çünkü çalışabilen insan her çalıştığı gün aynı zamanda yetkinliklerini de geliştirdiği için daha değerli oluyor.

Gelecekteki iş potansiyellerini değerlendirirken sadece Türkiye’deki talebe değil, aynı zamanda çevremizde ve dünyadaki talebi de göz önüne almalıyız. Örneğin, yaşlanan Avrupa’nın en büyük ihtiyaçlarından birisi sağlık ve sosyal alanlarda çalışacak eleman olacak. Bu hizmetler sadece Avrupa’da değil, aynı zamanda iklimiyle, kültürüyle cazip bir ortam yaratabilecek olan Türkiye’de de önemli bir istihdam alanı oluyor. Örneğin, göz gibi çeşitli sağlık alanlarında Avrupa’lı hastaların akın, akın Türkiye’de ameliyat olmaya gelmeye başlamaları, bu konudaki istihdam olanaklarını da artırıyor.

Konu şirketler açısından ele alındığında, rekabetçiliği ve yenilikçilği geliştiren her adımın aslında istihdama da olumlu etki yaptığı söylenebilir. Şirketlerin sürdürülebilir katma değer yaratıyor olmaları sadece kendi şirketlerinde değil, aynı zamanda bu şirketlere hizmet sunan birçok farklı şirketin de istihdam potansiyeline olumlu yansıyor. Örneğin, Vestel’in Avrupa’nın en büyük elektronik üreticilerinden birisi haline gelmesi sadece Vestel’deki istihdamı değil, tüm yan sanayisinindeki istihdamı da etkiliyor. Bu nedenle özellikle sektörel kümeleşmelerin olduğu yörelerde kümelerin rekabet gücü istihdamı etkileyen en önemli unsur oluyor.

Ülkemizdeki en önemli çarpıklıklardan birisi de ülkenin en önemli sorununun istihdam sorunu olduğunun bilinmesine rağmen, Türkiye’nin istihdam üzerinde en yüksek vergi yükü olan ülkelerden birisi olmasıdır!! Bu nedenle, devletin istihdam üzerindeki vergi yükünü azaltması, özellikle katma değeri yüksek olan nitelikli işgücünün (tasarım, ar-ge, software gibi alanlarda faaliyet gösterenler) teşvik edilmesi hem istihdam, hem de rekabet gücü açısından faydalı olacaktır. Ülkemizde yerleşik şirketlerin girdi maliyetlerindeki iyileştirmeler (elektrik, belediye hizmetleri gibi) onların rekabet gücünü ve istihdam potansiyelini artırır.

Özetle, ülkemizin en önemli sorununa çözüm üretmek üzere herkese görevler düşüyor. Çözüm üretmek ise bakış açımızda değişiklikler yapmayı gerektiriyor.