Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Karbon Salınımını Azaltmak

Dünyanın yaşanabilir olma özelliğini korumak için insanoğlunun ürettiği karbon salınımlarını azaltması gerekiyor. Ancak bu sonucu elde edebilmek söyleyebilmek kadar kolay değil. Çünkü, böylesi bir sonuç için hem ülkelerin, hem de iş dünyasının birbirleriyle koordine edilmiş bir yaklaşımı uzun vadeli olarak disiplinle uygulamaları gerekiyor. Üstelik küresel ekonomik kriz ortamında bu konunun gündemden düşmemesi sağlanmalaı. İşte bu nedenle, Birleşmiş Milletlerin Aralık 2009’da Kopenhag’da dünya liderlerini bir araya getireceği toplantı çok önemli.

Gerek Küresel İlkeler Sözleşmesini (Global Compact) destekleyen şirketlerin, gerekse Dünya Ekonomik Forumu üyelerinin CEO’ları Kopenhag’da gerçekleşecek yılsonu devlet başkanları toplantısına hazırlık olarak Mayıs sonunda yine Kopenhag’da Küresel İklim Değişikliği İşdünyası Zirvesinde biraraya geldiler. Bu Zirvede ortaya çıkan görüşleri paylaşmak gelecek vizyonu oluşturmak isteyenler için faydalı olabilir.

Öncelikle sorunun boyutunu ortaya koyabilmek için Dünya Enerji Ajansının yaptığı bir çalışmaya göre 2030 yılına kadar dünya ekonomilerinin mevcut gelişme hızını mevcut teknolojilerle sürdürdükleri varsayımını baz olarak alırsak, karbon salınımlarının %33 oranında azaltılması gerekiyor. Bazı çalışmalara göre bu oran 2050 yılına kadar %50-%85 arasında olmalı! Bu konuda bugünden adım atılmazsa küresel ısınmanın riskleri ve maliyetlerinin dünya GDP’sinin %5-20’si arasında olacağı tahmin ediliyor. Elbette hiç tedbir alınmazsa dünyada yaşam ve dolayısıyla ekonomi kavramı dahi kalmayabilir. Oysa karbon salınımlarının istenen düzeye indirilebilmesi için gereken yatırım miktarları dünya GDP’sinin %1’i seviyesinde tahmin ediliyor.

Küresel ekonomik krizde özellikle kamu harcamaları önemli ölçüde artmaya başladı. Bu kamu kaynaklarının günü kurtaracak harcamalar yerine yarını hazırlayacak yatırımlar olarak gerçekleştirilmesi dünyanın geleceğini bugünden kurabilmek için çok önemli.

Karbon salınımlarının azaltılması için dört temel alanda ciddi girişmlere gerek var: (i) enerji verimliliğinin artırılması, (ii) toprak kullanımının veriminin artırılması ve ormanların azalmasının önüne geçilmesi, (iii) karbon salınımlarını azaltacak enerji üretim teknolojilerine öncelik verilmesi, ve (iv) ulaşımda karbon salınımı yaratmayan enerji kullanımına geçilmesi.

Özellikle, enerji üretiminde ve ulaşım sektöründe yeni teknolojilere geçilmesi konusunda şu sorular ön plana çıkıyor: (a) Hangi teknolojiler, (b) her teknolojinin fayda sağlama potansiyeli ve (c) teknolojilerin ticari uygulamaya ne kadar hazır olduğu.

En büyük fayda ulaşım araçlarında, binaların ısıtılıp soğutulmasında ve endüstride kullanılan enerjide verimliliği artırmaktan sağlanabiliyor. Bunların arasında binalardaki izolasyonların daha etkin hale getirilmesi teknolojik olarak en hazır uygulama. Elbette tasarım aşamasında dikkat edilmemiş binalarda bu yatırımlar yüksek olabilir. Ancak, bugünkü bilgi ve teknolojik düzeyimizle karbon salınımlarını azaltmanın en kolay yöntemi bu. Bu nedenle, devlet politikalarında enerji verimliliği yüksek binalar için teşvikler verilmesi önemli.

Enerji üretiminde düşük karbon salınımlı teknolijlere geçiş de büyük fayda sağlayacak alanlar arasında. Bu alanda nükleer, rüzgar, güneş, biomass gibi yenilenebilir enerji üretimi veya yüksek teknolojili kömür santralleri sayılabilir. Ancak, gerek hızlı uygulama, gerekse mevcut haliyle ticari olma potansiyeli en yüksek olan rüzgar enerjisiyle elde edilebilecek kazanımlar sınırlı. Nükleer enerji de teknolojik olarak hazır olmasına rağmen, gerek maliyetleri ve uzun yatırım dönemleri, gerekse kamuoylarındaki imajı nedeniyle güçlükler yaşıyor. Diğer yaklaşımların ise ekonomik hale gelebilmesi için önemli teknolojik atılımlara ihtiyaç var.

Ulaşım sektöründe hidrojen pilleriyle çalışan araçlar teknolojik olarak piyasaya çıkmaya başlamış olmasına rağmen, özellikle çok önemli altyapı yatırımları gereksinimi nedeniyle kısa zamanda değişimin güç olduğu alanlardan bir tanesi.

Bu nedenle, devletlerin yeni teknolojilerin gelişimin hızlandıracak yatırım araçlarını teşvik etmeleri ve desteklemeleri; karbon piyasalarının kurulmasını sağlayarak verimli teknolojilere geçişi hızlandırmaları; kamuoyunun bu konudaki duyarlılığını artıracak politikalar uygulamaları önem kazanıyor.