Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Katılım Demokrasinin Kalitesini Artırır

Uygulanmayan kararlar değer yaratmaz. Sahiplenilmeyen kararlar ise iyi uygulanamaz. Demokrasinin en önemli faydalarından biri de kararların katılımcı anlayışla alınmasını ve dolayısı ile iyi uygulanmasını sağlamaktır.

Önceleri toplum yaşamını etkileyen konular, oy hakkına sahip olanlar tarafından topluca karara bağlanırdı. Bu anlamıyla “katılımcı” olarak nitelenen demokrasi, giderek “temsili” demokrasiye dönüştü; çünkü katılımcı sayısı da, kararların karmaşıklığı ve çeşitliliği de artmıştı. Giderek, İsviçre örneğindeki gibi istisnai durumlar dışında temsili demokrasi ağırlık kazandı.

Ancak, temsilci çıkarları ile toplumsal çıkarların zaman zaman örtüşmemesi, eğitim ve iletişim alanındaki atılımlarla bilinçlenen kitlelerin toplumsal kararlara katılım isteğinin artması ve teknolojik gelişmeler XXI. yüzyılda bu trendi tersine çeviriyor: yeni bir şekle bürünen katılımcı demokrasi ağırlık kazanıyor. Uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri toplumsal kararların alınmasında seçilmişlerle birlikte rol alıyor.

Bu değişimi kavramadan ve benimsemeden kamu yönetiminde başarılı olmak her geçen gün güçleşecek. Bunun nedeni, uluslararası camia ve sivil toplum örgütlerinin, uyulması gerekli standartların ortaya konulmasında, kararlara dayanak olacak bilgilerin toplanıp yayılmasında, çözümler üretilmesinde ve en önemlisi katılımcı demokrasinin hayata geçirilmesinde hem zorlayıcı, hem de yardımcı olmalarında yatıyor. Uluslararası camia ve sivil toplum örgütlerinin rolünün seçilmişlerin ve/veya kamu kuruluşlarının yerini almak değil, katılımcı bir anlayışla onları desteklemek ve iyileştirmek için sorgulamak olduğu unutulmamalı.

Bu nedenle kamu politikaları oluşturulurken ve uygulanırken izlenecek sürecin belli ilkelere dayandırılması katılımcılığın hayata geçirilmesi için önem taşıyor. Örneğin, politikaların amacı mutlaka halkın refahını artırmak olmalıdır. Örneğin, AB Tüketici Politikası metninde “AB, tüm kararlarını tüketicinin refahını artırmak için alır” cümlesi yer alır. Ayrıca, politikalar herhangi bir kesimi aşırı derecede kayırmamalı, bu hedefin gözetilmesi için de şeffaf olarak kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Kanunlar ne yapılabileceğini değil; sadece ne yapılmayacağını belirtmelidir. Politika üretenler, demokratik katılıma açık oldukları kadar, bireysel hak ve özgürlükleri zedelememek kaydıyla “halk için, fakat halka rağmen” politika yapabilecek kadar da cesaret sahibi olmalılar.

Etkin bir uygulama süreci ve esneklik için üretilen politikalar, düzenleyici mevzuatlarla uygulamaya alınmalı, bu mevzuatlar da uygulamaya alınmadan önce taslak metin olarak kamuoyu ile paylaşılmalıdır. İkincil mevzuat (Tebliğ, tüzük, yönetmelik) sadece bürokrasi tarafından tek taraflı olarak değil, sivil toplum kuruluşlarının da katılımıyla hazırlanırsa uygulama etkinliği artar.

Sivil toplum kuruluşları aracılığı ile sağlanan katılımcılığın etkili olabilmesi için taslak metinler bilimsel araştırma ve çalışmalara dayandırılması, taslak oluşumunda kaynak olarak birden fazla araştırma ve yayın kullanılması gerekiyor. Sağlam temelli araştırmalara dayanan taslak metinler üzerinde yeterince görüş alış verişi sağlanabilmesi için ilgili tarafların ve kamuoyunun görüşüne açılmalı ve görüşler uygun ortamlarda şeffafça paylaşılarak sunulabilmelidir. Farklı görüşlerin dile getirildiği ortamlarda kararlar tarafların siyasi gücüne göre değil, akılcı yaklaşımla beslenen kanıtlarla verilmelidir. Bu nedenle, sivil toplum kuruluşlarının etkinliğini belirleyen en önemli unsurlardan birisi de politika oluşturma sürecine katkı sağlayacak bilimsel çalışmalar hazırlamalarıdır.

Uygulama, etkin ve adil olabilmesi için, tarafların uyum sağlayabileceği kadar uzun fakat politikanın uygulanmasını geciktirmeyecek derecede kısa süreli bir geçiş döneminden sonra başlatılmalıdır.

Özetle, katılımcı demokrasinin kalitesi, politika üretme sürecine sağlanan içerik kalitesiyle ve katılımın yaygınlığı ile artar.