Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Kayıt Dışı Ekonomi

Son dönemlere kadar enflasyonun düşürülmesinin ekonomik büyümeyi azaltacağını düşünenler çoğunluktaydı. Bu konuda Tüsiad tarafından yaptırılan bir bilimsel çalışma, bu varsayımın hiç de doğru olmadığını ortaya koydu. Son yıllardaki ekonomik büyüme performansının düşen enflasyon ile birlikte gerçekleşmesi de bu yargının kamuoyunda da değişmesini sağladı.

Ülkemizde yaygın olarak kabul gören bir başka varsayım da kayıt dışı faaliyetlerin ekonomik büyümeyi desteklediği ve kayıt dışılığın üstüne gidilmesinin sorun yaratacağıdır. Oysa yapılan çalışmalar, sadece ülkemizde değil, Brezilya gibi kayıt dışı faaliyetlerin ekonominin önemli bir kısmını oluşturduğu diğer ülkelerin büyüme performansının kayıt dışılık nedeniyle sınırlı kaldığını gösteriyor.

Ülkemizde çeşitli çalışmalar istihdamın %50’sinin kayıtdışı olduğunu gösteriyor. Tarım sektöründe ve yevmiyeli çalışanlarda bu oran %90’lar düzeyinde. Ticaretin ise %70’inin kayıtdışı gerçekleştiği tahmin ediliyor. Kayıtdışılığın özel nakliyesi, kırtasiyesi ve itibara dayalı ödeme şekli var. Faaliyetlerini kayıtdışı olarak sürdürenlerin bu konuda risk yönetim sistemleri bile var.

Ekonomik faaliyetleri kayıtdışı olarak yürütmek, sadece rekabet ortamını ve vergi gelirlerini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda toplumsal düzeni korumak için yapılan sağlık, çevre ve güvenlik gibi düzenlemeleri de geçersiz kılıyor. Örneğin, alkollü içeceklerde son dönemlerde yapılan aşırı vergi artışlarının artırdığı kayıtdışı faaliyetler sadece ekonomik sonuçlarıyla değil, aynı zamanda birçok insanın hayatına mal olmasıyla da gündeme geldi.

Bir sektörde kayıtdışılığın yüksek olması, kayıtlı olarak çalışan şirketlerin haksız rekabete uğramasına neden oluyor. Kayıt dışılığın kısa vadeli kazancı o denli yüksek ki, kayıtlı olarak çalışan şirketler %20’lere varan verimlilik artışı getirecek yatırımlarından bile yeterli getiriyi sağlayamıyorlar! Bu nedenle de işlerini dünya ile rekabet edebilecek düzeye getirmek üzere yapmaları gereken yatırımlarda gecikiyorlar. Dünya ile rekabet edebilecek ölçeklere ve teknolojiye yatırım yapamayan şirketler ise istihdamın gelişmesine yeterince katkıda bulunamıyorlar.

Özetle, toplum olarak en önemli sorunumuz olan istihdamın yeterince artmamasının önemli nedenlerinden birisi de kayıtdışılık. Kayıtdışı ekonomi kamu maliyesinin sağlıklı bir dengeye kavuşabilmesi açısından da büyük bir fırsat sunuyor. Kayıtdışılığın yarısı bile kayıt içine alınsa Türkiye eğitim gibi hayati bir konularda gelecek için yatırımlarını artırarak büyük atılımlar gerçekleştirebilir.

Kayıtdışılığı önleyebilmek sadece sıkı kontrol mekanizmaları kurarak değil, aynı zamanda daha basit ve daha düşük vergi sisteminin de uygulanarak sağlanabilir. Örneğin, İspanya’da kayıtdışılığı önlemek için alınan tedbirler KOBİ’lerden alınan vergileri %75 oranında artırırken, çalışma kanunlarında sağlanan esneklikler ise altı yıllık bir sürede işsizliğin %40 oranında azalmasını sağlamıştır.

En son seçimlerden önce Tesev tarafından yapılan bir çalışma vatandaşların hükümetten en büyük beklentisinin istihdamı artırması olarak belirlenmişti. Son iki sene yaşadığımız ekonomik gelişmelerin istihdama yeterince yansımamış olması siyasetçilerin birinci derecede önem vermesi gereken bir konudur. Ülkenin büyüme performansının ve özellikle istihdamın sürdürülebilir bir şekilde gelişmesi için kayıtdışılığın önlenmesi öncelikli bir konu olarak ele alınmalıdır. Bu konuda başarı elde edbilmek için polisiye tedbirlerden daha önemli olan çalışma kanunlarında sağlanacak esneklikler ve vergilerde yapılacak azaltmalardır.

Özetle, toplum olarak ve karar vericiler olarak enflasyon konusundaki yanlış yargılarımız gibi kayıtdışılık konusundaki yanlış yargılarımızı değiştirmeliyiz. Kayıtdışı faaliyetler sürdürülebilir büyümeyi desteklemez, köstekler.