Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Komşumuz Rusya

Karadenizden komşumuz Rusya Türk şirketlerinin uluslararası pazarlarda yerleşik olarak gelişmelerinin ilk durağı oldu. Elbette 1980’lerde yurt dışına açılan Türk şirketleri başta Avrupa olmak üzere dünyanın dört bir köşesine ihracat yapıyor. 1980’den bu yana Orta Doğu, Kuzey Afrika başta olmak üzere birçok ülkede önemli projeler gerçekleştiriyorlar. Ancak, üretim tesisleriyle, dağıtım kanallarıyla ülkemizin önde gelen şirketlerinin yerleşik düzende rekabet ortamına girdikleri ilk ülke Rusya oldu. Bunun temel nedeni özellikle 1990’ların sonunda SSCB’nin dağılmasıyla birlikte dünyaya açılan Rus tüketicisine ilk yenilikleri Türk şirketlerinin sunması oldu. (Örnek. Enka, Ramstore, Efes, Colin’s Jeans gibi) Ayrıca, 1990’ların sonunda Rusya’da yaşanan ekonomik kriz batılı şirketlerin çekingen davranmasına neden olurken, bu tip iniş çıkışlara dayanıklı olan Türk şirketleri bu dönemde Rusya’ya yaptıkları yatırımlarla güçlü pazar konumları elde ettiler.

Putin sonrası Rusya ise Avrupa’nın ve özellikle Türkiye’nin vazgeçilmez gaz tedarikçisi konumuna gelmesi ve yükselen profili ile gündemde. Türk turizmi açısından da önemli bir konuma gelen komşumuz Rusya’yı farklı yönleriyle de tanımak şirketlerimizin uzun vadeli Rusya stratejileri açısından faydalı olabilir.

Komşumuz Rusya 11 saat dilimini kapsayan ve ABD’nin neredeyse iki katı coğrafi büyüklüğü ile dünyanın en geniş alana yayılan ülkesi. SSCB dağılmadan önce bugünkü sınırları içinde 150 milyonluk bir nüfusa sahip olan Rusya, SSCB’den ayrılan cumhuriyetlerden aldığı göçlere rağmen bugün 143 milyonluk bir nüfusa sahip. 2050 yılında ise nüfusunun 100 milyonun altına düşmesi bekleniyor. Bunun nedeni ise maalesef Rusya’da düşmekte olan ortalama yaşam süreleri. Bugün bir Rus erkeğinin ortlama yaşam süresi 59’a inmiş durumda, kadınlarda ise bu süre 13 sene daha uzun. 1980’de 100.000’de 750 olan yıllık ölüm oranı, bugün 900’a çıkmış durumda. Bu oran gelişmiş ülkelerdekinin neredeyse dört katı. Özellikle aşırı alkol ve tütün tüketimi nedeniyle her sene 1.2 milyon Rus kalp rahatsızlıkları nedeniyle can veriyor. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde Rusya’da sağlık yatırımları stratejik bir öncelik haline gelebilir.

Rusya’nın %75’ini oluşturan Sibirya ve doğusunda nüfusun sadece %21’i yaşıyor. Buna karşın nüfusun 1/3’ünden fazlasının yaşadığı Moskova ve çevresinin dışında 2 milyonu geçen nüfusa sahip tek şehri St. Petersburg.

Rusya dünya gaz rezervlerinin %25’ine, petrol rezervlerinin ise %13’üne sahip. Toplam 152.000 km’lik boru hatlarıyla dünyada en geniş boru hattı ağına sahip ülkesi. Rusya bu önemli altyapı üstünlüğünü kullanarak sadece kendi gaz ve petrolünü değil, aynı zamanda Kazakistan, Türkmenistan gibi ülkelerin kaynaklarını da uzun vadeli anlaşmalarla bağlayarak Batı’ya pazarlıyor. Bu nedenle, bir yandan tedarikçi olarak Avrupa’nın, diğer taraftan da dağıtım kanallarını kontrol ederek Orta Asya Cumhuriyetlerinin Rusya’ya olan ekonomik bağımlılığını artırıyor.

Rusya bugün GSMH’nın sadece %3.8’ini eğitime ayırıyor. Bu oran gelişmiş ülkelerdekinin sadece 1/3’ü kadar ve Hindistan ve Kenya’nın oranlarının bile altında. 1991 öncesi SSCB döneminin etkisi nedeniyle %21 olan üniversite eğitimli nüfus oranı OECD ülkelerinin %16 olan oranından fazla. Bugün üniversiteye giden her 10 erkeğe karşın 14 kadının üniversiteye devam ettiği gözleniyor.

Brezilya’dan sonra en çok nehir ve ırmağa sahip olan Rusya su açısından zengin. Örneğin, Baykal Gölü dünyanın kutuplar haricindeki tatlı su kaynaklarının %20’sini temsil ediyor. Küresel ısınma Rusya’nın kutuplarda çok geniş yeni alanlara kavuşmasını sağlayabilir. Ancak, Rusya’nın bu alanları geliştirecek insan kaynağı açısından sorun yaşaması bekleniyor.

2008 yılının ilk yarısında %41 oranında artan otomobil talebi 1000 kişiye 180 otomobilden, 2020 yılına kadar 400’ü aşması bekleniyor. Dolayısıyla, zenginleşen Rusya önemli bir tüketim pazarı olmaya devam ediyor.

Özetle, Rusya’da yeni iş alanları geliştirmek isteyen şirketlerimiz işe komşumuzu iyi tanımakla başlamalı.