Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Krizleri Yönetebilmek

Yönetimin performansı sadece iş sonuçlarıyla değil, aynı zamanda krizler karşısındaki tavırlarla da belirginleşir. Bu nedenle, krizleri yönetebilmeye hazırlıklı olmak hem kurum açısından, hem de yönetim açısından önemlidir.

Şirketler birçok boyutta krizlerle karşılaşabiliyorlar. Öncelikle çevre şartlarında beklenmedik gelişmeler krizlere sebep olabiliyor. Bu krizlere hazırlıklı olabilmek için çevre koşullarını sürekli olarak yakından izlemek ve riskler oluştuğunda aşırı zarar görmemek için pozisyonları dengeleyecek araçları kullanmak gerekiyor. Örneğin, ülkemizde, kriz denince ilk akla gelen konulardan birisi de makro ekonomik koşullardaki beklenmedik değişimlerdir. Bu risklere karşı hazırlıklı olmak için şirketlerin alacak-borç ilişkisinde faiz, vade, kur dengelerini gözetmeleri, kur ve faiz piyasalardaki değişimleri yakından takip etmeleri ve bilançoda aldıkları riskleri yönetebilecek araçlar konusunda deneyim kazanmaları gerekir.

Ülkemizde dikkatle hazırlanılması gereken bir başka konu ise deprem gibi tabii afetlerdir. Her ne kadar tabii afetler yönetimin kontrolünde değilse de, acil durumlar için hazırlık yapılması bir yönetim konusudur. Tabii afetlere karşı yapılan hazırlıklar öncelikle önleyici tedbirlerle başlar. Örneğin, yatırımların yüksek deprem riski olan bölgelerden uzak yerlere yönlendirilmesi önleyici tedbirler arasında sayılabilir. Hazırlılar, tabii afetle karşılaşıldığında işin devamlılığını sağlamak üzere yapılan ek yatırımları da içermelidir. Örneğin, bankaların önemli bilgilerini ikinci bir noktada yedeklemeleri ve tüm sistemlerin bu nokta ile de iletişim kurabilmelerini sağlamaları bu nitelikteki yatırımlar arasında sayılabilir. Çalışanların hazırlıklı olmalarını sağlayacak eğitim ve tatbikat da önemli hazırlılardır. Örneğin, HSBC Bankasının bu konudaki hazırlıkları genel müdürlük binasının terörist saldırıyla karşılaştığı gün hayati zararların en az seviyede gerçekleşmesine yardımcı olmuştur. Kriz sonrası devamlılık hazırlıkları kurumların krizleri kolay atlatabilmelerini sağlar. HSBC Bankasının terörist saldırıyla karşılaştığı gün müşteri işlemlerini aksatmaması, bankanın güvenilirliğini artıran en önemli olaylardan birisi olmuştur.

Bir başka kriz alanı ise kötü niyetli çalışanlar ve/veya paydaşlardan kaynaklanan krizlerdir. Şirketin bilgi kaynaklarının çalınması, zarara uğratılması, ürünleriyle toplum sağlığına zarar verecek şekilde oynanması gibi konular bu duruma örnek olarak sayılabilir. Bu nitelikteki potansiyel krizlerle başa çıkabilmek için atılması gereken adımlar şu şekilde sıralanabilir. Öncelikle, hassasiyet noktalarının tespiti ve bu noktalardaki riskleri azaltıcı tedbirlerin alınması gerekir. Kötü niyetli yaklaşımları önleyebilmek için atılması gereken adımlar arasında istihbarata önem vermek ve şüpheli davranışlardan haberdar olmayı sağlayacak tedbirleri almak sayılabilir.

Şirket politikaları ve uygulamalarına karşı geliştirilen protesto çabaları da iyi yönetilmediğinde krizlere yol açabilir. Örneğin, sendikaları, çevre örgütlerinin, tüketici örgütlerinin tepkilerini çekmek bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu nitelikteki krizlere karşı hazırlıklı olabilmek için öncelikle kurumsal zafiyet noktalarını tarafsız olarak değerlendirebilmek gerekir. Daha sonra tepki gösteren kişi ve gruplara verilecek cevapların hazırlanması ve bu kesimlerin temsilcileriyle iletişim kurulması faydalı olur. Basın ile ilişkilere önem verilmesi ve tutarlı tedbirler alındığı konusunda güven verilmesi kriz yönetiminin önemli bir aşamasıdır. Kurumsal sosyal sorumluluk konusuna önem veren şirketler,n, bu nitelikteki krizlerle karşılaşma riski azaldığı gibi, kriz ile karşılaştıklarında da hazırlıklı oldukları için topluma güven verebilme konusunda bir adım önde olurlar.

Özetle, krizlere karşı hazırlıklı olmak hem kamuoyunun hassas olduğu bir dönemde olumlu farklılık yaratmak için bir fırsat oluşturur, hem de krizlerin en az hasarla atlatılmasını sağlar.