Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Küresel Rekabet Gücü – 1

Bir ülkenin rekabet gücünü belirlemede en etkili performans ölçütü gelişmenin geçmişle değil, diğer ülkelerle karşılaştırmasıdır. Dünya Ekonomik Forumu’nun ortak bir metodoloji ile ülkelerin performanslarını karşılaştıran “2001 yılı Küresel Rekabet Raporu” yayınlandı. Ülkemiz 75 ülke içerisinde rekabet gücü açısından 33. olarak değerlendiriliyor. Bu konum geçen bir önceki yılın dört sıra altında. Ancak, asıl endişe verici değerlendirme rekabet gücünün gelişme hızı açısından konumumuz. Maalesef, bu endekse göre Türkiye 54. sırada. Bu konuda bir sene içinde bizi 14 ülke geçmiş! Çalışmada çoğunlukla 2000 yılı verileri kullanıldığı da göz önüne alınırsa durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılıyor.

Çalışmanın detayına bakılınca Türkiye için ilginç dersler çıkıyor.

Dünyayla rekabet edebilmek için öncelikle dünya ile kıyaslamalara önem vermeli ve değişim hızımızı artırmalıyız. 2000 yılı verilerine dayanan bu rapor çok enteresan bir şekilde Türkiye için önemli zaafiyet alanları arasında bankaların ve banka denetimlerinin zayıflığını gösteriyor. Bu açıdan Türkiye 75 ülke arasında 71. olarak değerlendiriliyor. Bir önceki yıl da aynı zaafiyete dikkat çekiliyordu. Bu konudaki değerlendirmeleri zamanında ciddiye almamanın bedelini ağır ödüyoruz.

Bürokrasinin maliyeti açısından sıramız 69. Kamu çalışanlarının yetkinliği açısından ise 67. sıradayız. Demek ki, kamu sektöründe daha nitelikli elemanları istihdam edecek politikaları uygulamalyız. Kamu istihdam politikası işsizlik sigortası anlayışıyla değil, nitelikli personelle sonuç odaklı çalışma anlayışıyla oluşturulmalı. Ülkemizin gündeminde olan devlet personel ve performans yönetimi reformları ciddiye alınmalı.

Vergi kaçırma ve ücretlerin kayıt dışı olması açısından sıralamamız 74. Bizim altımızda kalan tek ülke Filipinler! “Ne kaçırırsam kardır” anlayışını ortadan kaldırmak için vergi bazını genişletmeli, vergi adaletini sağlamalı ve vatandaşa vergilerin verimli kullanıldığı güvencesini verebilmeliyiz.

Diğer yandan, devletten iş almak için yapılan kayıtdışı ödemeler açısında 62. sıradayız. Demek ki, yolsuzlukla mücadele de gündemimizin ön sıralarında yer almalı.

Verimsizlikle mücadelenin de en az yolsuzlukla mücadele kadar önemli olduğunu unutmamalıyız. Örneğin, elektrik fiyatları açısından 69. sıradayız. Ayrıca, birçok konuda koyulan harçlarla vatandaşı ve firmaları haraca bağlamanın rekabet gücüne olumsuz etkilerini yeterince değerlendirmiyoruz. Enerji Üst Kurulu elektrik piyasasını düzenleyip denetlerken, en önemli performans kriteri kendi maliyetini dahil ederek ülkemizdeki enerji fiyatlarının dünya karşılaştırmalarına göre rekabetçi düzeyde olmasını sağlamasıdır. RTÜK, BDDK, IMKB gibi kurumların düzenledikleri piyasalar üzerinden aldıkları komisyonların, bu piyasaların rekabet gücünü nasıl etkiledğini iyi değerlendirmek zorundayız.

Bilgi ve iletişim teknolojilerine devletin verdiği öncelik açısından da 69. sıradayız. Ar-ge’ye verilen önem açısından da atılım yapmalıyız. Bırakınız gelişmiş ülkeleri, Kore, İsrail ve Tayvan gibi rekabet etmek zorunda olduğumuz ülkelerde bile bizim GSMH’dan ar-ge’ye ayırılan pay bizimkinin 4-6 katı ! Bunun sonucu olarak da dünyada elde edilen patent hakları açısından durumumuz vahim. Tayvan’da her bir milyon kişi için senede 210, İsrail’de 135, Kore’de 70 patent kazanılırken, Türkiye’de her on milyon kişiye bir patent düşüyor.

Yaratıcılığın finansmanını sağlayan girişim sermayesinin bulunabilirliği açısından 72. durumdayız. Dünyada en büyük kazanç yaratıcılığa, bilgiye, teknolojiye ve insana yapılan yatırımlardan sağlanıyor. İşte bunun için, ülkemizde de kaynakları yaratıcılağa yönlendirme konusunda önemli bir atılım ihtiyacı ve potansiyeli var.

Görülüyor ki, küresel rekabet gücümüzü artırmak için toplum olarak zihniyet reformuna ihtiyacımız var: Ülkemizin küresel rekabet gücünü ancak, her bireyin, her kurumun faaliyetlerini ekonomik verimlilik anlayışına göre yönlendirmesi; toplumsal sorumluluklarını yerine getirmesi; bilgi, teknoloji ve yaratıcılık geliştirmeye yatırım yapmasıyla artırabiliriz.