Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Kurumsal Yönetim

İster devlet, ister şirket, isterse gönüllü kuruluş olsun kurumlar insanlar tarafından belli amaçlara ulaşmak için oluşturulan yapılardır. Zaman içerisinde kurumların yönettikleri kaynaklar artmakta ve sorumluluk alanları genişlemektedir.

Dolayısıyla kurumların yönetim yapılarının ilişki içinde oldukları tüm kesimlere güven verici nitelikte olması önem kazanmaktadır.

Kurumsal yönetim, bir kurumdaki yönetim ve kontrol sistemlerinin kurumun etkinliğini sağlayıcı, görünür, saydam, tutarlı ve hesap verebilir nitelikte olmasını içerir. Hedefi kurumun kurumla ilgili tüm paydaşların (hak sahiplerinin) çıkarlarının sorumlu ve adil bir şekilde gözetilmesidir.
Küreselleşen dünya ekonomisinde birçok şirketin boyutları devletleri aşmakta ve sorumluluk alanları sadece hissedarlarını değil, aynı zamanda tüm sosyal paydaşlarını kapsamaktadır. Aynı zamanda hızla değişen rekabet koşullarında şirketlerin uluslarası finans ve insan kaynakları piyasalarına ve katma değer zincirini oluşturan diğer kurumlara bağımlılıkları artmaktadır. Dolayısıyla, şirketler sürdürülebilir gelişme sağlayabilmek için finansal piyasalara, çalışanlara, tedarikçilerine, müşterilerine ve topluma güven veren bir kurumsal yönetime sahip olmalıdır.
Kurumsal yönetimi gerçekleştirebilen şirketler hissedar-yönetim kurulu-üst yönetim arasındaki ilişkilerinin ilkelerinin, yetki ve sorumluluk alanlarının dağılımının ve organizasyonunun belirlenmesini sağlayarak kurumsal yapıların kalitesini, şeffaflığını ve güvenilirliğini geliştirir.
Şirketlerde bu nitelikte kurumsal yapıların kurulabilmesi için aşağıdaki konulara dikkat edilmelidir:
(i) Yönetim Kurullarının yetki ve sorumluluklarının tanımlanması: Yönetim Kurullarının yükümlülük ve yetki alanları ile ilgili sınırların açıkça belirli olması, kurum içinde doğal bir uzlaşma ortamı yaratır ve bunun yokluğundan oluşabilecek zaman ve kaynak israfı önlenmiş olur. Yazılı biçimdeki yetki ve sorumluluk tanımları, hem devamlılığın sağlanması hem de tartışmaların somut sonuçlar üretebilmesi için önemlidir.
(ii) Yönetim Kurulları işleyiş süreçlerinin belirlenmesi: Belirlenen işleyiş süreçleri, sistematik ve kendi kendini yöneten bir çalışma modeli oluşmasını sağlar. Gelişim ihtiyacı oluştuğunda nelerin iyileştirilmesi gerektiği, varolan sürecin incelenmesi ile kolayca saptanabilir.
(iii) Yönetim Kurulu seçim esaslarının saptanması: Hangi durumlarda ne yapılacağının bilinmesi, potansiyel uzlaşmazlıklara karşı bir önlemdir ve işleyişi ile yönetim sürecini besleyen bir mekanizma oluşmasını sağlar.
(iv) Yönetim Kurulu Başkanının görev ve sorumluluklarının belirlenmesi: Yönetim Kurulu Başkanı, diğer Yönetim Kurulu üyeleri ile aynı olan görevlerine ek olarak, Yönetim Kurulu toplantıların gündemini oluşturturur, Yönetim Kurulunun işleyişini irdeler ve iyileştirici önlemler alır, Yönetim Kurulunun İcra Başkanına ilişkin yapmış olduğu yıl sonu performans değerlendirmesi sonuç ve ücretlendirmesini İcra Başkanı ile görüşür.
(v) Yönetim Kurulu üyelerinin yetkinliklerinin tanımlanması: Kurumun, hedeflediği başarının elde edilebilmesi için, hedef ve stratejilerin gerektirdiği bilgi ve becerilere sahip yöneticilerinin olması gereklidir.
(vi) Yönetim Kurullarının performans yönetim sistemi: Kurumun amaçları doğrultusunda gerçekleşen, şirket genelindeki performans değerlendirmeleri, gelişim için kaçınılmazdır; ancak değerlendirmelerin sistematik olabilmesi için bu sürecin de iyi tasarlanmış olması gereklidir.

Birden fazla şirketin yönetildiği organizasyonlarda şirketler ile merkez arasındaki ilişkileri, yetki ve sorumlulukları belirlemek tüm yapının etkin olarak yönetilmesinde önemli bir yer tutmaktadır.

Kurumsal yönetim sistemini kurabilen şirketler dünya sermaye piyasalarında daha geniş kesimlere ulaşabilmekte ve dolayısıyla finansman maliyetlerini düşürerek rekabet gücü kazanıyorlar.

Kurumsal yönetim sistemine sahip şirketler aynı zamanda yetenekli insan kaynaklarını cezbetme konusunda da rekabet avantajı sağlıyorlar. Çalışma ve performansın objektif ölçülerle değerlendirileceğine güven duyan insanlar için bu kurumlar birer cazibe merkezi haline geliyorlar.

İster aile şirketi isterse kurumsal ortaklara sahip olsun, böyle bir yaklaşımla yönetilen şirketlerde, ortaklar arası sorunların yaşanma olasılığı azalıyor. Böylelikle birçok kurum için en ciddi tehdidi oluşturan iç çekişmelerin önü kesilmiş oluyor.

Kurumsal yönetim sistemine sahip şirketlerde yönetimin zamanı ağırlıklı olarak performansı geliştirmek üzere kullanıldığından bu şirketlerin iş sonuçlarında başarıya ulaşma olasılığı da artmış oluyor.