Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Lojistik ve Oyun Teorisi

Oyun teorisi öncelikle askeri çatışmalarda karşı tarafın adımlarını tahmin etmek ve önceden etkileyebilmek için kullanılan bir bilim dalı olarak gelişmiş. Ancak, zaman içinde karşılıklı pazarlıkların, ihalelerin yüksek artırmaların olduğu çeşitli durumlarda da kullanılır olmaya başladı.

Örneğin, Avrupa’da 3G mobil telefon ihalalerinde gelirleri artırılmasında, Futbol maçlarının çekiciliğini geliştirmek üzere FİFA kurallarına altın gol gibi uygulamaların girmesinde de kullanılarak günlük hayatımıza da yansımaya başladı. Ancak, iş dünyasında henüz yeterince kullanılmıyor.

Rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığı bir ortamda her aktivitede maliyetleri düşürmek gerekiyor. Ülkemizde maliyet düşürmek denince akla ilk gelen daha iyi pazarlık yapmak oluyor. Oysa, tedarikçilerle kazan-kazan ilişkisi kurmadan elde edilen indirimler kalıcı olamıyor.

Gerçek kalıcı kazanç sadece yaratıcılıkla sağlanabiliyor. Bu nedenle oyunun kurallarını değiştirmek üzere teknoloji ve bilimi daha etkin olarak kullanmaya başlamalıyız.

Hızlı tüketim malları üreten şirketlerin lojistik maliyetleri cirolarının %3-6’sı seviyelerinde seyrediyor. Türkiye taşımacılık pazarı ise 3-4 milyar dolar arasında seyrediyor. Üstelik bu pazarda yaşanan yoğun rekabet karlılıkları önemli ölçüde düşürüyor ve mevcut parkın önemli bir kısmının kapasite kullanım oranları uluslararası karşılaştırmalara göre çok düşük kalıyor.

Teknoloji ve bilim bir arada kullanıldığında gerek hizmet sağlayıcılar, gerekse müşteriler için daha avantajlı bir ortam yaratmak mümkün olabilir.

Yıllık lojistik masrafları $250 milyon seviyesinde olan yiyecek şirketi Mars, Avrupa’da teknolojiyi ve oyun teorisini kullanarak lojistik sektöründe önemli bir değişimi başlattı.

Klasik olarak şirketlerin lojistik direktörleri ya uzun vadeli kontratlerla, ya da her taşıma için ayrı ayrı teklif alarak lojistik taşıma işlerini taşeron firmalara yaptırırlar.

Bu konudaki pazarlıklar piyasanın durumuna, taşımanın aciliyetine göre aynı iki ülke arasındaki taşıma çok farklı fiyatlardan gerçekleşebiliyor.

Oyun teorisi dilinde “sıfır toplamlı oyunlar” kaybedenin kaybı kazananın kazancı kadar oluyor. Ancak, 1950’lerde John Nash’in çalışmaları oyunun iki tarafındaki oyuncuların bir taraftan rekabet ederken, diğer yandan da birbirleriyle koordinasyon kurarak her iki tarafında kazandığı oyunlar oluşturulabileceğini gösterdi.

Mars şirketi de müşterilerle nakliye şirketleri arasındaki “sıfır toplamlı oyunu” değiştirmek üzere oyun teorisi konusunda uzmanlarla çalışarak büyük bir başarı elde etmiş.

Öncelikle, yeterli büyüklükte bir piyasa oluşturmak üzere interneti kullanarak, birçok müşterinin ve nakliyecinin karşılıklı olarak bilgi paylaşabilecekleri bir ortam yaratmak üzere yatırım yapmış. Ancak, müşterilerle nakliye şirketlerinin fiyat pazarlıklarını telefon veya faks ile yapmalarıyla internet üzerinden gerçekleştirmeleri oyun u karakterini değiştiren bir unsur değil. Sadece iletişime şeffaflık ve hız kazandırıyor. Esas önemlisi oyunun kurallarında değişiklik yaparak kazan-kazan ortamı yaratabilmek.

Herhangi bir yük için yapılan ihalelerdeki en önemli sorun, nakliyecelerin ihalenin sonuçlanma zamanına kadar fiyatlarını saklamaları oluyor. Bu durum hem rekabeti azaltıyor, hem de planlamayı güçleştiriyor.

Bunun sonucu olarak da müşteri açısından fiyatlarda belirsizlik artarken, nakliyeciler de verdikleri teklifin kazanıp kazanmadığını öğrenene kadar araçlarını başka işlere yönlendirmede güçlük yaşıyor ve kapasite kullanım oranlarını düşürüyorlar.

Mars, oyun teorisi uzmanlarıyla birlikte, herkesin fiyat vermek için son anı beklemesini önlemek üzere son anda verilen tekliflerin teklif süresini uzatacağı kuralını getirmiş. Böylelikle tekliflerin şeffaflığını ve oyunun her iki tarafındaki oyuncuların da daha iyi planlama yapabilmesine fırsat sağlamış.

Bu kural değişikliği sadece teorik bir gelişme değil. Bu ve bunun gibi yaratıcı yaklaşımlar bir yandan satın alma fiyatlarında milyonlarca dolarlık indirimler sağlarken, diğer yandan araçların boş geri dönüşlerinde de %20 azalma sağlamış.

Özetle, bilim ve teknolojiyi kullanarak karşılıklı güveni geliştirmek değer zincirleri için önemli verimlilik artışları sağlayabiliyor. Bilginin değeri her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.