Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Mega Projeleri Yönetebilmek

25 sene önce üzerinde yoğun olarak çalışma fırsatı bulduğum bu konu günümüzde büyük önem kazandı. Özellikle küresel gelişmeler sonucu hızla artan enerji ve tabii kaynak fiyatları dünyada birçok mega projenin aynı anda başlatılmasına neden oldu. Önümüzdeki beş yıl içinde başlatılması planlanan enerji, madencilik, altyapı gibi alanlardaki mega projelerin tutarının $71 trilyonu aşması bekleniyor. Bu rakam geçtiğimiz beş yılda başlayan mega projelerin tutarından 1/3 oranında daha yüksek. Özellikle, talebin ve fiyatların yüksek, kredilerin sıkışık, yeni proje yönetimi konusundaki insan kaynağının sınırlı olduğu bir dönemde bu projelerin zamanında, hedeflenen maliyet düzeyinde bitirilmesi ve performanslarının planlanan düzeyde gerçekleşmesi yatırımcılar açısından kritik öneme sahip.

Oysa, deneyimler bu projelerde çok ciddi fiyat artışları, gecikmeler ve performans sorunları yaşanabildiğini gösteriyor. Üstelik, tahminlerin aksine bu zaafiyetler yüksek enflasyon, devlet müdahaleleri, kötü hava şartları gibi dış etkenler yerine ağırlıklı olarak üç nedenle gerçekleşiyor: (i) Yatırımda kullanılan teknoloji veya ölçeğin daha önce gerçekleştirilmiş olanlardan farklılığı, (ii) Proje tanımlamada mekan ile ilgili çalışmaların düzeyi (çevre raporu, altyapı gereksinimi, kurumsal altyapı gibi), ve (iii) Tesisin karmaşıklığı.

Bu nedenle, projenin tanımlama sürecinde ilgili tüm unsurları belirleyebilmek ve bunlarla ilgili duyarlılık analizleri yapmak, proje yerini iyi tanımlayabilmek için gerekli araştırmalara zaman ve kaynak ayırmak, proje yöneticilerinin sadece projeyi ilgilendiren içsel faktörlerle değil, aynı zamanda çevre ilişkileri, kurumsal yapı, politik trendler gibi dışsal unsurlarla da proje başlamadan önce çalışmaya başlamasını sağlamak ve projenin karmaşıklığını ve yenilik gerektiren unsurlarını sınırlandırmak önem kazanıyor.

Mega projelerde yapılan önemli hatalardan birisi de riskleri tedarikçilere yükleyerek onlardan kurtulunduğunu varsaymaktır. Bir değer zincirinin gücü, en zayıf halkasınınki kadardır. Bu nedenle, proje ile ilgili riskleri en iyi kaldırabilecek ve yönetebilecek olanlara vermek projenin başarısı açısından önem taşır. Özellikle kamu sektör ihalelerinde bütün riskleri müteahite verme eğilimi, bir çok projenin daha pahallıya ve önemli gecikmelerle gerçekleşmesine neden olmaktadır. Örneğin, önemli boyutta bir filoya sahip bir şirket, yeni gemi yaptırırken maliyetin en önemli unsuru olan demir çelik alımları ile ilgili fiyat riskini finansal olarak kendisinden çok daha küçük olan tersane sahiplerine yüklemek yerine, demir çelik üreticileri ile her sene yaptıracakları gemilerin ihtiyacını karşılamak üzere uzun vadeli anlaşmalarla kendisi üstlenerek daha etkin bir risk yönetimi yapabilmektedir.

Mega projelerle ilgili bir başka risk unsuru da genellikle proje yönetiminde ağırlıklı olarak mühendislerin olmasıdır. Bu vesile ile, amacımın mühendisleri kritik etmek değil, her meslekte olduğu gibi hayata bakış açısının getirdiği riskleri ortaya koymak olduğunu vurgulamak isterim. Mühendisler proje tanımlamalarında en iyi teknolojiyi tercih etme eğilimleri nedeniyle, tedarikçi tanımlamalarında çok yüksek standartlar belirleyerek, birçok tedarikçinin teklif verememesine, ve bu nedenle yeterli rekabet ortamı oluşturulamamasına neden olabiliyorlar. Bu nedenle, hem proje tanımı aşamasında, hem de proje yönetiminde piyasayı iyi tanıyan ve tedarikçi havuzunu genişletme potansiyeli olan yöneticilerden de faydalanılması gerekiyor.

Benzer şekilde, mühendislerde mesleklerine duydukları saygı ve güven nedeniyle her proje için o projeye özgün tasarım yapma eğilimi yüksektir. Elbette tam projeye uygun tasarım uzun vadede verimi artırabilir. Ancak, standartlardan her uzaklaşıldığında, her özgün tasarım istendiğinde projenin karmaşıklığı artar, zamanında gerçekleştirilebilme olasılığı azalır, yatırım maliyetleri artar.

Bu nedenle, tedarikçilerin risk profili, risk taşıma potansiyeli ve yetkinliklerini iyi tanımak; hatta farklı projelerde aynı tedarikçilerle çalışarak onların yetkinliklerini geliştirmek; ve proje standartlarını ‘en iyisi’ olsun anlayışıyla değil, performansı sağlayacak, rekabetçi ortam yaratabilecek ‘en etkin’ standartları tanımlamak mega projelerin başarısı açısından önem taşıyor.

Özetle, mega projelerin yönetimi bütünsel bir bakış açısını, planlamayla azaltılabilecek riskler için baştan gerekli yatırımlardan kaçınılmamasını, ve doğru insan kaynakları ve bilgi kaynaklarını projeye kazandırmayı gerektiriyor.