Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Milli Entelektüel Sermayeyi Geliştirmek

Bir ülkenin gelişimi için en temel girdi entelektüel sermaye birikimidir. Çünkü düşünce eylemin temelidir. Kendi özgün düşüncelerini üretmeyen birey ve toplumlar ancak başkalarının tasarladığı gelecek için çalışmak durumunda kalırlar. Bu nedenle, ülkemizde gerek kamu sektöründe, gerekse özel sektörde özgün içerik, politika ve entelektüel gelişimi desteklemek ekonomik ve politik olarak dünya kaynaklarından daha etkin faydalanabilmemizin temelidir.

Bu yaklaşımın önündeki en önemli engeller (i) fikir, tasarım, modelleme gibi fiziki olmayan varlıklara yeterince önem vermemiz ve (ii) kendi çevremizde, içimizde üretilen fikirleri önemsememizdir. Bu durum maalesef birçok kamu politikasına da yansımaktadır.

Oysa, ülkemizde belli alanlarda bilgi birikimini destekleyecek politikaların önemli gelişmelere neden olduğu da gözlenmiştir. Örneğin, 1980’lerin sonunda Özelleştirme Programının sorumluluğunu yürüttüğüm dönemde ülkemizde yatırım bankacılığı gelişmemişti. O dönemde, hem Hazine ile görüşüp bu kapsamda faaliyet gösterecek kuruluşların sermaye gereksinimlerinin sınırlı olmasını sağlayarak, hem de Özelleştirme programına hizmet verecek olan yabancı yatırım bankalarına kendi seçecekleri bir Türk firması ile ortak teklif verme zorunluluğu getirerek bu sektördeki bilgi birikiminin ülkemize kazandırılmasını hedefledik. Daha sonra da, özellikle daha küçük özelleştirmelerde, deneyim kazanan Türk firmalarını doğrudan ihaleye davet ederek hem danışmanlık maliyetlerinin kontrol edilmesini, hem de Türk firmalarının gelişimini destekledik. Bugün sadece Türkiye içinde değil, çevre ülkelerde de rekabetçi şekilde faaliyet gösteren bir yatırım bankacılığı sektörümüzün gelişimini bu yaklaşım destekledi. O dönemde yetişen birçok genç Türk yatırım bankacısı bugün ülkemizde ve yurt dışında üst düzey görevler üstleniyorlar.

Günümüzde ise maalesef bazı uygulamaların ülkemizdeki kurumları yabancı kurumlar karşısında dezavantajlı bir şekilde bıraktığı gözleniyor. Bazı kamu programları kapsamında kendilerini geliştirmek isteyen firmalara sağlanacak teşvikler hizmet alınacak danışmanlık firmaların özelliklerine göre farklılık gösteriyor. Bu özellikler arasında aranan örneğin yurt dışında büyük boyutlu iş yapmış olmak gibi bazı kriterler ise özellikle yabancı danışmanlık firmalarını kayırıyor. Türkiye’nin önde gelen firmaları kendi gelişmelerini desteklekleyecek danışmanlık hizmetleri alırken kendileri için en uygun seçimleri yapabilecek bilgi ve deneyime sahiptirler. Ancak, devletin teşvik verme kriteri olarak koyduğu sınırlamalar, bu firmaların kendileri için en iyi çözümü sağlayacak firmaları seçmesini değil, devletin teşvik için koyduğu kriterlere uyan genellikle yabancı danışmanlık firmaları arasından seçim yapmalarını zorluyor. Bu durum ise ülkemizde yönetim danışmanlığı sektörünün gelişmesini güçleştiren, danışmanlık hizmetlerinin maliyetini artıran ve yabancı danışmanlık firmaları lehine haksız rekabet unsurları içeren bir uygulama haline dönüşüyor.

Üstelik bu uygulamalar, ülkemizin ülkemizin vergi gelirleriyle elde elde edilen kaynaklarından verilen desteğin yurt dışı danışmanlık firmalarına yönelmesine neden olmaktadır. Oysa, projenin büyüklüğü ve nerede yapılmış olduğu yeterli bir kalite göstergesi değildir. Danışmanlık firmasını seçecek özel sektör yöneticileri danışmanın kendilerine ve işe uygunluğunu en iyi şekilde seçecek kişilerdir.

İster Türk, ister yabancı ortaklı olsun danışmanlık firmalarının büyük çoğunluğu hizmetlerini ülkemizde yerleşik, Türk vatandaşlarıyla sunmaktadırlar. Dolayısıyla, bu gibi kamu uygulamalarının yurt dışında büyük boyutlu iş yapmış olma gibi sınırlandırmalar koyması danışmanın deneyimini değil, firma referanslarını ön plana çıkararak benzer kalitedeki hizmetin sunulmasında sermayesi yabancı olan şirketlere öncelik verilmesine neden olmaktadır.

Ayrıca bu uygulamalar, teşvik alacak düzeyde gelişmiş firmalara danışmanlık hizmeti sunmak isteyen Türk danışmanlık firmalarını yabancı ortaklıklara zorlayıcı bir özelliğe sahiptir ve ülkemizdeki danışmanlık sektörünün el değiştirmesini teşvik edici bir unsur içermektedir.

Dünyada birçok ülke gerek kamu sektörü aracılığıyla, gerekse özel sektör kurumlarının seçimleriyle kendi hizmet ve entelektüel sermaye şirketlerinin gelişimini desteklerken, ülkemizin entelektüel sermayesinin gelişiminde önemli bir yeri olan danışmanlık hizmetlerinin teşvik edilmesinde aksi sonuçlar yaratabilecek uygulamaların devreye alınmasını anlamak güçtür. Elbette teşvik edilen hizmetlerin kaliteli olmasını kontrol etmek gerekebilir. Ancak, baştan Türk danışmanlık firmalarını dezavantajlı durumda bırakan ve pazarın bu kesitine giriş engellerini yabancı şirketler lehine haksız olarak yükselten bir uygulamanın doğru olmadığı açıktır.

Özetle, kendi entelektüel sermayesini geliştirmeye önem vermeyen toplumların ekonomik, kültürel ve fikri gelişimi sınırlı kalır.