Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Öğrenmemek Geri Kalmaktır

Geleceğimiz için en büyük tehlike, zamanını üretken faaliyetlerle ve öğrenmeden uzak geçirenlerin çoğalmasıdır. Bu nedenle, okulların tam gün olmaması, işsizliğin artması, erken emekliliğin artması ülkemizin gelişimi ve gelecekteki rekabet gücü açısından en büyük risktir.

Günümüzde en önemli rekabet avantajı bilgiyi etkin kullanabilme yetkinlikleridir. Teknoloji geliştikçe, bir taraftan insanların ihtiyaçları hızla değişiyor, diğer taraftan edinilen bilgi birikimi de eskiyor. Bir zamanlar üniversite mezunu olmak bir ömür boyu belli bir kariyeri sürdürebilecek bilgi düzeyine erişmek anlamına gelirken, bugün meslek içi eğitimlerle bilgisini düzenli olarak yenilemeyenler güncelliklerini ve dolayısı ile mesleği sürdürebilirliliklerini de yitiriyorlar.

Öğrenme yatırımlarının en önemli kısmı ne okul binaları, ne öğretmen maaşları, ne de eğitim materyalleridir. En önemli maliyet eğitime katılanların zamanlarının değeridir. Bu nedenle, eğitim çağındaki gençlerin sadece yarım gün eğitim kurumlarına devam etmeleri aslında ciddi bir toplumsal zaafiyettir. Onsekiz yaşına kadar gençlerinin zamanının sadece küçük bir kısmını öğrenmek için kullanabilen bir toplum, kendi gelişimini sınırlandırmış oluyor. Bu nedenle, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı gibi gençlerin okul dışı saatlerinde çeşitli konularda öğrenme fırsatları yaratan kurumlar ülkemiz adına çok önemli bir faaliyet gerçekleştirmiş oluyorlar.

Otuz yaşının altındaki işsizlik oranlarının %20’leri aşmış olması bir taraftan gençlerimizin enerjisinden faydalanamamıza, diğer taraftan da onların iş yapma yetkinliklerinin gelişememesine ve dolayısıyla gelecekteki rekabet edebilirliklerinin de düşük kalmasına neden oluyor. Bu nedenle, istihdam üzerindeki vergi yüklerinin azaltılması, yeni iş kurmanın özendirilmesi ülkemizn sadece bugünkü ekonomik faaliyeti açısından değil, gelecekteki rekabet gücü açısından da önemlidir.

Ayrıca, ülkemizin sınırlı eğitim kaynaklarını kullanmış, tecrübe birikimi kazanmış kırklı yaşlardaki bir kitleyi emekliliğe sevk etmeye de tahammülü olmamalı. Birikimleri ile ülke gelişmelerine katkıda bulunabilecek bu kitlenin, katma değer yaratmadan bir kenarda hayata devam etmesi, insan kaynağı israfıdır.

Bugünlerde gelişmekte olan sivil toplum örgütlerinde, kurumsallaşma çabasında olan aile şirketlerinde ve yeni gelişmekte olan hizmet sektöründe iş gücü ve yönetici açığı varken, kırklı yaşlardaki bu iş gücü kaynağının, yeni iş arama konusunda bilgilendirilmesi ve cesaretlendirilmesi gerekiyor. Farklı sektörde çalışmanın gerektirdiği davranış biçimleri ve yetkinlikleri kazanmaları için eğitim programları düzenlenmesi de faydalı olacaktır.

Yeni bir kariyere geçişi sağlayanlar bir taraftan yeni bir işin getirdiği heyecan ve keyfi yaşayıp gelir düzeylerini artırırken, diğer taraftan topluma faydalı olmaya devam ettikleri bilinciyle özgüvenlerini ve yaşam sevinçlerini artıracaklardır.

Özetle, çalışmak ve öğrenmek bir mutluluktur.  Sürekli gelişim ve değişim, yaşam kalitesinin artırılmasının anahtarıdır. Bu nedenle, normal dinlenme ve eğlenme için gerekli zamanların dışında çalışmaktan ve öğrenmekten uzakta, boşa geçirilen her saatin gelişimi sınırlandırdığını unutmamalıyız.