Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Piontek, Derwall ve Terim’ler

Türkiye futbolda önemli bir başarıya imza attı. Öncelikle, bu başarıyı getiren futbolcularımızı, teknik heyeti ve idarecileri kutlamalıyız. Ancak, bu başarıları çoğaltmak, yaygınlaştırmak, kalıcı kılmak ve toplumsal refah düzeyimizi artırmak için başarıların nasıl hazırlandığını iyi irdelemeliyiz.

Toplumsal öğrenme sınıflarda değil, toplumu ilgilendiren sansasyonel olaylarla gerçekleşir.

Öncelikle, toplum olarak başarının tesadüfen elde edilmediğini, özellikle de kalıcı başarıların şansla yakalanmadığını iyi anlamalıyız.

Türkiye’nin dünya üçüncülüğünü alması uzun yıllar süren bir altyapı ve hazırlık sürecinin sonucu. Bu yönetim anlayışı ise bilgiye, yaratıcılığa ve karşılıklı güvene dayanıyor: teknik direktör, oyuncular ve profesyonel kadronun kendilerine ve birbirlerine duydukları güven.
Tarsus Amerikan Koleji, liseden mezun olduğum sene basketbolda minikler, yıldızlar ve gençler kategorilerinin hepsinde Türkiye Şampiyonu olmuştu. Hazırlık sınıfından orta ve lise son sınıfa kadar sadece 450 öğrencinin bulunduğu küçük bir Anadolu şehrinde bulunan ve okula giriş sınavlarının sadece akademik başarıya dayandığı – bir başka ifade ile spor yeteneklerinin hiç göz önüne alınmadığı – bir okul nasıl oluyor da üç Türkiye Şampiyonluğunun hepsini birden kazanıyordu?

Bu başarının sırrını o gün sahada olanlarda, biz oyuncularda veya beden eğitimi hocamızda, arayanlar çok önemli birisini atlıyorlardı! Bu başarının elde edildiği yıldan iki sene önce ülkesine dönen, okuldaki basketbol kültürünü disiplinle, teknik eğitimle, paylaşımcılık anlayışıyla ve bizlere kazandırdığı özgüvenle birleştirerek beş sene boyunca spora ilgi duyan öğrencilere basketbol altyapısı veren fizik hocamız ve profesyonel basketbol koçu olan Mr. Hornish.

Türk Milli takımının da Dünya üçüncülüğünü kazanmasının arkasında Piontek ve Derwall ile başlayan, Terim ile gelişen disiplin ve takım oyunu anlayışının, altyapı hazırlık çalışmalarının ve özgüvenin olduğunu unutmamalıyız.

Toplum olarak sadece milli takımın başarılarına sevinmekle kalmayıp, bu başarıyı getiren yönetim anlayışının kamu, özel ve gönüllü tüm kurumlarımızın yönetiminde kullanılmasını yaygınlaştırabilirsek, daha nice uluslararası başarıya sevinme fırsatı yakalayabiliriz.

Ülkemizin gelişmesi için teknoloji üretme ve yaratıcılık düzeyimizi geliştirmeliyiz.

Toplumsal refah düzeyini ancak küresel pazarlar için yüksek katma değer yaratarak artırabiliriz. Bunun için herkesin yapabildiğini daha iyi yapabilmenin yanı sıra, yaratıcılık düzeyimizi artırarak yeni değer yaratma alanlarında da faaliyette bulunmak gerekiyor.

Toplumsal yaratıcılık düzeyimizi geliştirebilmek için eğitim ve ar-ge yatırımlarını artırmalıyız. Bu süreci hızlandırmak için ülkemize yönelik beyin göçünü teşvik etmeliyiz.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Hitler rejiminden kaçan Alman bilim adamları, Türkiye’de üniversite sisteminin ve bilimin gelişmesine önemli katkılarda bulunmuştu. Sovyetler Birliğinin dağılması sırasında burada yetişmiş beyinleri cezbetmeye yönelik olarak politikalara öncelik vermediğimiz için bu fırsatı bu konuya öncelik veren A.B.D., İsrail gibi ülkelere kaptırdık. Şimdi, yaratıcı beyinlere gerekli altyapı desteğini ve teşvikleri sunabilirsek, ülkemizin ve insanımızın gelişmesine yardımcı olabiliriz.

Bilginin paylaşıldıkça artma özelliği, belli konularda yaratıcılık için yoğunlaşma merkezleri oluşturmayı gerektiriyor. Stratejik olarak seçilmiş konularda dünyanın en iyi yüz kişisinden beşinin Türkiye’de yaşamasını ve çalışmasını sağlayabilirsek gelişme hızımızı önemli ölçüde hızlandırabiliriz.

Ekonomik gelişmemizi hızlandırmak için yaratıcılık düzeyimizi artırmalıyız. Bunun için dünyada bilgiye önem ve öncelik veren ülke olarak tanınmalıyız.

Teknoloji konusunda da dünya şampiyonlukları için Piontek ve Derwall’leri ülkemize getirip, Terim’lerin yetişmesini sağlamalıyız. Türkiye’nin dünyanın düşünce üretim merkezlerinden biri olması, gelişmemizin ve zenginliğimizin güvencesi olacaktır.

21. yüzyılda dünya ile rekabet edebilecek nesillere sahip olmak istiyorsak, onların disiplinle, bilgiyle ve özgüvenle yetişmelerini sağlayacak ortamlar yaratmalı, bunu sağlayacak eğitmenleri, koçları ülkemize cezbetmeliyiz.