Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Rakipleri Yakından İzlemek

Yönetimin önemli görevlerinden birisi de rakiplerin yaptıklarını yakından izlemek, onları göz altında tutmaktır. Bu nedenle, yönetim kurulları da düzenli olarak rekabet durumu ve rakiplerdeki yeni gelişmeler hakkında bilgi edinmelidir.

Rakipleri yakından takip etmek öncelikle kendi performansını kıyaslayabilmeyi ve dolayısıyla geliştirebilmeyi sağlar. Çünkü, ölçülmeyen performans iyileştirilemez, aynı şekilde karşılaştırılmayan performans da rekabetçilik açısından değerlendirilemez. En iyi olabilmek, en iyilerle kıyasalanabilmeyi gerektirir.

Rakipleri ve onların performansını yakından izlemek onların geliştirdiği ve piyasada tutunmaya başlayan yenilikleri hızlı bir şekilde takip edebilmeyi ve geride kalmamayı, hatta yenilikçi ürün veya yöntemi daha da geliştirerek piyasaya sunabilmeyi sağlar. Üstelik, neyin çalışıp, neyin çalışmadığını öğrenmiş olmak şirket içi yenilikçilik projelerinin de daha doğru yönlendirilmesini sağlar.

Rakiplerin yeni ürünü piyasaya tanıtma ve tutundurma çalışmalarının başarısı, aslında bu yeni ürün kategorisinde şirketinizin yapacağı geliştirmelerin de piyasada daha kolay yer bulmasına yardımcı olur. Bu nedenle, rakiplerin yeni ürünlerini takip etmek kendi ürünlerinizin tutundurma maliyetini düşürür. Kendi ürünlerinizin olumlu özelliklerini rakiplerle karşılaştırmalı olarak sunabilme fırsatı yaratır.

Rekabete odaklanmak aynı zamanda çalışanların bir takım halinde çalışma potansiyelini ve sürekli olarak kazanma güdüsünü canlı tutabilmeyi de berbaberinde getirir. Örneğin, Avis firmasının “Biz daha çok uğraşırız!” sloganı bile çalışanların ortak bir hedefe kitlenmesine yardımcı olur. Rekabet, çalışanların yeni müşteri edinme ve tutma çabalarını katlamalarına yardımcı olur.

Güçlükten güç doğar. Bu nedenle, rakipler karşısındaki zayıf noktalarını tespit eden şirketler, bu zaafiyeti gidermek için uğraş verirken aslında belli yönlerini güçlendirerek rekabet avantajı bile elde ederler. Japonların “Japon malı, tapon malı” imajından kurtulmak için kalite konusunda dünyaya örnek olmaları, bu kavram için güzel bir örnek oluşturur.

Rakipleri yakından izlemek aynı zamanda onların güçlü ve zayıf oldukları anları da iyi değerlendirebilmeyi beraberinde getirir. Belli şartlar oluştuğunda rakip olarak görülenler iş ortağı konumuna gelebilir, hatta satın alma hedefi haline gelerek yarın sizin şirketinizin bir parçası dahi olabilir. Bu nedenle, rakip değerlendirmeleri sadece rekabet gücü açısından değil, aynı zamanda zorda olduklarında nasıl davranılacağını belirlemek açısından da faydalı olabilir.

Rakiplerin kimlerle işbirliği yaptıkları, tedarikçileri veya dağıtım kanalları da onların gücünü ve avantajlarını belirleyen önemli unsurlar arasındadır. Bu nedenle, rakiplerin tüm değer zincirini değerlendirmek, daha sağlıklı rekabet stratejileri geliştirebilmek açısından da faydalı olur.

Ancak rakipleri izlerken, sadece izleyici konumda kalma riskini de iyi yönetmek gerekir. Çünkü, bir yeniliği ilk geliştirenler öğrenme eğrisinin hızlı olduğu sektör veya ürünlerde takip edilmesi güç bir maliyet avantajı da elde edebilirler. Ayrıca, sadece rakibe odaklanmak, müşteri odağının kaybolmasına neden olursa, bu hem rekabet avantajı yakalamayı, hem de yenilikçiliği zaafiyete uğratabilir.

Son olarak, sadece rakiplere odaklanmak fiyat savaşları başlatma ve kârlılığı yitirme açısından da önemli riskler içerir. Savaş mentalitesi, değer yaratma anlayışının önüne geçmemelidir.

Özetle, rekabeti tanımayan, onu sürekli izlemeyen, rekabet edemez.