Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Rekabet Özgürlüğü

Yaşam kalitesini geliştirebilmek her zaman daha iyiyi aramaktan geçiyor. Daha iyiyi bulabilmek ise her alanda rekabet ortamı oluşturarak gerçekleşiyor. Oysa, gerek siyasette, gerek ekonomide, gerekse düşünce üretiminde önde olanların gayreti kendilerini geliştirmek yerine rekabeti önlemek üzerine odaklanıyor. Bu nedenle, yaşam kalitemizi geliştirmek istiyorsak, rekabet özgürlüğünü kısıtlayan her türlü uygulamaya karşı çıkmayı şiar edinmeliyiz.

Bu kavramı somutlaştırmak için şu örnekle başlayalım: Birçok sporda dünya rekorları ne zaman kırılır? En çok rekor dünya ve olimpiyat şampiyonalarında kırılır. Çünkü sporcular rekabetin en yoğun olduğu bu yarışmalarda daha iyi performans gösterirler. Oysa, sadece kendileriyle rekabet ettikleri antremanlarda en iyi performanslarını sergileyemezler.

Ülkemizde rekabet konusundaki en önemli sınırlamaların yaşandığı alanlardan birisi de siyasettir. Siyasette bir farklılık yolu yaratmanın yolu siyaseti bir partide yapmaktır. Ancak, parti içi demokrasi (özgürlük) tüm partilerde yok denecek kadar azdır. Kendilerini seçecek delegelerin seçiminde çok etikili olan parti liderleri kendi partilerinde neredeyse diktatör gücüne sahiptir. Bu nedenle, siyasette önemli bir rol alıp farklılık yaratabilmek için yapılacak en önemli rekabet parti liderinin gözüne girebilme rekabetidir. Teşvik mekanizması bu şekilde kurulmuş bir kurumda farklı görüşlerin zenginliği değil, liderin destekçisi olmak ön plana çıkar.

Ülkemizde birçok kamu görevi için yapılacak seçimlerde adayların kimler olacağı bile son dakikaya kadar kamuoyu tarafından bilinmiyor. ABD’deki seçimlerde adaylar kamuoyuna açık uzun bir sorgulama sürecinden sonra seçimlere girebiliyor. Çin gibi demokrasi konusunda en iyi örnekler arasında sayılmayan bir ülkede bile belediye başkanları sadece parti üyeliği veya söylemleriyle değil, daha önce daha küçük belediyelerdeki performanslarıyla değerlendirilerek seçiliyor. Ülkemizde ise kamuoyunun performanslarıyla ilgili bağımsız bilgi sahibi olabileceği belediye başkanlarının siyasi partilerin yönetimde üst düzey görev almaları sınırlandırılıyor!

Diğer taraftan, örgütlenme ve iletişim maliyetlerinin arttığı bir ortamda siyasete yeni bir parti kurarak girerek rekabet oluşturma önünde de önemli giriş engelleri vardır. Bu nedenle, ülkemizde gerek parti içi demokrasiyi geliştirerek, gerekse siyasete giriş engellerini en aza indirgeyecek önlemleri alarak siyasette rekabeti özgürleştirerek siyasette gelişmenin önünü açmaya öncelik vermeliyiz.

Benzer şekilde ekonomik açıdan da rekabet ortamının korunduğu açık pazarlarda hem tüketiciler için fiyatlar daha düşük oluyor, hem de daha çok yenilikçi ürün piyasaya sunuluyor. Bu nedenle, piyasa ekonomisinin geçerli olduğu ekonomilerde rekabeti engelleyen davranışları önlemek üzere Rekabet Kurumları devreye alınıyor ve devletin kamu yararını gözeterek ekonomiye müdahalesine sadece piyasanın etkin çalışamadığı durumlarda müsaade ediliyor.

Ancak, ülkeler arasındaki uygulama farklılıkları bazıları için dezavantaj da oluşturabiliyor. Örneğin, kendi iç pazarını dış rekabete karşı koruyan bazı ülkeler bazı sektörlerdeki şirketlerinin dünya çapında rekabet için gerekli ölçek ekonomilerini daha kolay elde edebilmesini sağlayabiliyorlar. Bu nedenle, bir taraftan ekonomimizi rekabeti engelleyen unsurlardan arındırmaya çalışırken, diğer taraftan da dünyada rekabetçi olabilecek ölçek ekonomilerine kavuşabilecek sektörlere özen göstermemiz ekonomik gelişmemiz açısından önem taşımaktadır.

Düşünce konusunda da beklentilerimize veya çıkarlarımıza uymayan görüş ve düşünceleri kötülemek veya yasaklamak bu konudaki rekabeti engelleyen bir yaklaşımdır. Farklı düşüncelerin toplumda duyurulmasının önündeki, basında tekelleşme veya kamu düzenlemeleri ile yasaklama şeklinde gerçekleşen uygulamalar bir toplumun gelişmesini engeller. Düşünceler, söylemlerin, söylemler de eylemlerin temelini oluşturur. Bu nedenle, düşünce üretiminde ve yaygınlaştırılmasındaki engeller ülkedeki yenilikçi uygulamaları da engellemiş olur.

Özetle, yaşam kalitemizi geliştirebilmek için her alanda rekabetin önündeki engelleri kaldırıp, rekabet özgürlüğü sağlamalıyız.