Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Risk ve Kriz Yönetimi

Risk ve kâr ikiz kardeştir. Kâr, risk almanın ödülüdür. Şirket kârlılığının sorumluluğu üst yönetimin olduğuna göre üst yönetim risk yönetimini iç denetim birimlerine veya denetim komitelerine delege etmeyip, bizzat yönetmekle sorumludur. Risk yönetimi denince genellikle borçların vade, kur yapısı gibi konular gündeme gelir. Oysa, her stratejik karar risk içerir. Çünkü, strateji çeşitli alternatifler arasında seçim yapmaktır ve yapılan her seçim aynı zamanda diğer alternatiflerin seçilmemesidir. Bu nedenle, risk yönetiminin sorumluluğu stratejik kararları verenlerindir.

Her kriz döneminde finansal ve ekonomik krizlerin neden öngörülemediği ve büyük bir iyimserlik döneminden kötümserlik dönemine nasıl da hızlı bir şekilde geçtiği yaygın bir merak konusu olur. Özellikle de büyük şirketlerin üst yöneticileri zamanında tedbir almamakla suçlanırlar. Ancak, risklerin yükseldiği dönemlerde artan kârlılıklardan vazgeçmek pek de kolay değildir. Özellikle de rakiplerin artan kârlılıklar ile yatırımcıların gözdesi olduğu dönemlerde…

Çünkü, her tedbir bir maliyet içerir ve kriz olmadan önce bu maliyete katlanmak pek de kolay bir iş değildir. Bu nedenle de krizi hissedenlerin birçoğu maalesef hem krizin geleceğinden emin olamadıkları için, hem de krizin zamanlamasını tam olarak bilemedikleri için tedbir almaktan çekinirler. Çünkü kriz tedbirinin maliyeti, krizden önce gelir. Tedbirin getirisi hem kesin değildir, hem de potansiyel getirinin zamanlamasını kestirmek güçtür.
Yönetimin temel ilkelerinden olan “Ölçülmeyen performans iyileştirilemez.” ilkesi risk yönetiminde de geçerlidir. Ancak, genellikle risk modelleri geçmiş verilere dayandırılıyor ve sistem boyutundaki değişimler modellerde yer almıyor. Örneğin, 2008 krizi döneminde dünyada en büyük zararları eden AIG şirketinin “mortgage” piyasasında sigortaladığı risklerin sadece herhangi bir ev sahibinin bireysel olarak gelir düzeyine göre aldığı borcu ödeyememe riskini kapsadığını ancak tüm ev fiyatlarının birden hızlı şekilde düşmesi riskini kapsamadığı ortaya çıktı. Diğer taraftan, aynı krizde en iyi durumda olan bankalardan JP Morgan’ın CEO’sunun öncü göstergeleri bizzat takip etmesi ve bu bilgiyi stratejik kararları için girdi olarak kullanacak cesaret ve uzak görüşlülüğü göstermesi bankasının krizi fırsata çevirmesine yardımcı oldu. Jamie Dimon, ev kredileri borçlarını ödeyemeyenlerin oranının küçük de olsa artmaya başlamasını banka bilançosundaki “mortgage” bazlı ürünleri satmak için bir işaret olarak değerlendirdi ve krizden en az etkilenen bankalardan birisi oldu. Benzer bir yaklaşımla, Rusya’da iş yapan Türk şirketlerinden bazıları Rus ekonomisinin krize girmesinden önce Ruble ile borçlanma fırsatlarının açık olduğu dönemde kredilerini Ruble bazlı kredilere dönüştürerek kur riskine karşı kendilerini korumuş oldular.

İş hayatında başarı için risklerle barışık olmak ve onları yönetebilmek gerekiyor. Risk olmazsa, getiri de olmaz. Girişimcilik de önemli bir meziyet olmaktan çıkar. Kurumlar riskleri yönetirken çeşitli yöntemler kullanıyorlar. Bu nedenle riski önlenmesi gereken bir durum olarak değil, kazanç sağlanabilecek bir durum olarak görmek başarı için gerekli bir tutum oluyor.

Risklerle baş edebilmek için gerekli olan ilk adım fikri hazırlık yapmak. Risklerin nereden gelebileceği konusunda hazırlıklı olmak için piyasayı, teknolojik gelişmeleri, politik ve ekonomik gelişmeleri takip etmek önem taşıyor. Öngörü yeteneğini geliştirmek için bilgi toplama kaynaklarını zenginleştirmek gerekiyor. Ancak, sadece öngörü yeteneğini değil, aynı zamanda farklı gelişmeler karşısında nasıl hareket edileceği konusunda da hazırlık yapmak gerekiyor. Bu nedenle, senaryo ve simülasyon çalışmaları özellikle faydalı bulunuyor. Bu teknikler farklı geleceklerde nasıl davranılması gerektiği konusunda kurumsal hazırlık yapılmasını sağlıyor.

Riskleri yönetebilmenin önemli araçlarından birisi de onları paylaşmaktır. Örneğin, yüksek risk içeren mega-projelerin birçoğunun konsorsiyumlar tarafından gerçekleştirilmesinin temel nedeni finansman sağlamak değil, risk paylaşımıdır. Bu nedenle, projelerin boyutları büyüdüğünde (bir başka ifade ile herhangi bir kurum için risk çok yükseldiğinde) o projenin hem maliyetlerinin, hem de getirilerinin paylaşılması olasılığı da artar. Riskleri paylaşmak sadece sigorta yaptırarak veya konsorsiyumlar kurarak değil, aynı zamanda tedarikçilerle ve müşterilerle de gerçekleştirilebilir.
Risk yönetiminin araçlarından birisi de yumurtaların tümünü aynı sepete koymamak, yani farklı iş kollarında veya farklı pazarlarda faaliyet göstermektir. Özellikle politik, sosyolojik ve ekonomik risklerin daha yüksek olduğu gelişmekte olan pazarlarda faaliyet gösteren şirketlerin, gelişmiş pazarlarda faaliyet gösterenler göre daha fazla farklı iş alanında faaliyet göstermesinin önemli nedenlerinden birisi risk yönetimidir. Gelişmiş pazarlar ve istikrarlı ekonomilerde ise odaklanma daha önemli olmaktadır. Riskli ortamlar fırsatçı yaklaşımların, istikrarlı ortamlar ise stratejik odaklanma ile yetkinlik geliştirmenin daha öne çıkmasını sağlıyor.

Risklerle baş edebilmek için tedbirli olmak da yaygın kullanımı olan bir başka araçtır. Örneğin, yüksek risk içeren pazar veya sektörlerde daha yüksek özkaynak kullanılması, kolaylıkla ve hızla harekete geçirilebilecek nakit pozisyonlarının yüksek tutulması gibi stratejiler de daha yaygın olarak kullanılıyor. Nakit, belirsizlik karşısında en kolay kullanılabilecek bir tedbirdir. Ancak, fazla nakit içinde yüzen şirketlerin bu nakit varlıkları hatalı ve verimsiz kullanma olasılığının arttığı da unutulmamalıdır.

Risk yönetiminde başarılı olan şirketlerin önemli kazançları oluyor: (i) sağlıklı bir kurumsal yönetim yapısına sahip olmak, (ii) şirketin girişimcilik özelliğini kaybetmeden bilinçli risk alabilmesi, (iii) ilgili mercilere sunulan bilginin tutarlılığı, (iv) paydaşlarla iletişimde güven yaratabilmek, (v) kurumsal itibarın yüksek olması, (vi) stratejik hedeflere ulaşmak üzere odaklanmanın ortaya çıkan riskler nedeniyle kaybedilmemesi ve (vii) uzun vadeli değer yaratma potansiyeli.

Bu örneklerden şu dersleri çıkarabiliriz: Risk yönetimi sadece riskleri ölçmeye çalışmak ve riskleri sigorta etmek değildir. Sağlam bir risk yönetimi üst yönetimin her zaman şirketin aldığı riskleri iyi bilmesini ve varsayımlardaki değişimleri belirleyecek öncü göstergeleri takip etmesini gerektirir. Üst yönetimin sahiplenmesi olmaksızın riskler iyi yönetilmez. Ayrıca, kurum kültürü ve ikliminin kötü haberleri, öncü göstergeleri hızlı bir şekilde paylaşılmasını teşvik etmesi ve yöneticilerin almış oldukları riskleri ve varsayımları değiştiğinde hangi adımları atacaklarına ilişkin “B” planlarının hazır olması da çok önemlidir.

Örneğin, bugünkü kötümser ortamda düşünülmesi güç dahi olsa bir gün krizin dibinin gelmeye başlandığı hissedildiğinde neler yapılması gerektiğine şimdiden fikri hazırlık yapmak gerekir. Çünkü insanlar erteledikleri talebi, yarın fiyatların artacağını düşündükleri anda öne çekmek isteyebilirler. Bu durumda talebi karşılayabilenler, doğru fiyatlandırma yapabilenler kazanırlar. Ancak, bu konuda sadece fikri hazırlık yapmak yetmez. Aynı zamanda, öncü göstergeleri yakından takip edip hazırlık yapmak için risk de almak gerekecektir.

Riskleri yönetebilmek şirket yönetiminin sürdürülebilirliği ve başarıyı yakalamak için sistematik olarak ele alması gereken bir konudur. Bu nedenle risk yönetimini yöneticilerin işe bakışına ve iş süreçlerine yansıtmak önem taşıyor. Özetle, şans hazırlıklı olanlara güler. Doğru zamanda hazırlıklı olabilmek ise risk almayı gerektirir. Doğru riskleri doğru zamanda alabilmek için ise yenilikçi bakış açıları ve verilerle yönetim gereklidir. Riskleri iyi yönetebilenler, işlerinde de başarılı olurlar.