Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Şirket Alarak Büyüme

Büyüyerek kârları artırmak şirketlerin temel hedefleri arasındadır. Hatta rekabetin bisiklete binmeye benzetilmesi ve büyümeyenlerin düşeceği öngörüsü de çok yaygındır. Ancak, özellikle ülkemizde şirketler büyümeyi organik olarak gerçekleştirmeyi tercih etmekte, özelleştirme haricinde başkalarından şirket alımı nispeten daha nadir gerçekleştirilmektedir. Oysa dünyada yeni teknolojler geliştren şirketlerin dışında en hızlı büyüyen şirketler bu büyümeyi şirket alımlarıyla gerçekleştiriyor.

Şirket alımlarının değer yaratabilmesi için bazı avantajlar yaratacak alımlara odaklanmak gerekiyor. Satın alınacak şirkette maliyetleri düşürme, satışları hızlandırma, nakit akışını güçlendirme gibi yaklaşımlarla şirketi daha iyi yöneteceğine inanan ve satın alımdan sonra gerçekten bu değişimleri etkin olarak hayata geçirebilenler şirket alımından kârlı çıkabiliyorlar. Bu nedenle, performansı düşük şirketleri satın alıp iyileştirmek, zaten yüksek performansa sahip olanları daha da iyileştirmekten daha kolay oluyor. Private equity fonlarının satın aldıkları şirketlerde temel olarak hedefledikleri onları daha iyi yönetebilmek oluyor.

Şirket satın alımlarındaki bir başka mantık da şirketin ürünlerinin piyasada daha hızlı yaygınlaşmasını sağlamak oluyor. Özellikle, büyük ilaç şirketlerinin yeni ilaç bulan araştımacı şirketleri satın alması; Türkiye’de Coca Cola’nın Doğadan Çay şirketini alması bu stratejiye örnek olarak gösterilebilinir. Özellikle büyük müşteri kesimlerine ulaşmanın güç ve/veya pahallı olduğu, güven oluşturmanın zaman aldığı ileri teknoloji sektörlerinde bu mantık yaygın olarak çalışıyor.

Teknoloji veya ar-ge faaliyetlerinin sonuçlarına daha hızlı ulaşabilmek de şirket alımları için kullanılan nedenler arasında yer alıyor. Dünyanın en hızlı büyüyen şirketlerinden Cisco şirketinin telekomünikasyon teknolojileri geliştiren küçük şirketleri satın alarak onların geliştirdiği ürünleri tüm dünyada pazarlamaları, ürün gamlarını tamamlayarak müşterilere bütünsel hizmet sunabilmeleri bu stratejiye örnek olarak gösterilebilinir. Cisco’nun sadece bu şirketleri almakla kalmayıp, onların kurucularına da cazip imkanlar sunarak şirkette kalmalarını sağlamaları onların bilgi ve deneyimlerinden faydalanmayı sürdürüebilmek için seçtiği bir yöntem olarak ön plana çıkıyor.

Aşırı kapasiteye ulaşmış sektörlerde özellikle sektör liderlerinin diğerlerini alıp, toplam kapasiteyi düşürerek fiyatları artırma stratejisi veya gelecekte yükselmesi beklenen sektörlerde kaynak sıkıntısı çeken öncü şirketlere yatırım yapmak da özellikle büyük şirketlerin kullandıkları stratejiler arasında yer alıyor.

Ölçek ekonomilerine ulaşabilmek ve rakiplerle arasındaki ölçek farkını açarak rekabet avantajı elde etmek de şirket alımlarında fayda sağlayabilen avantajlar arasında yer alıyor.

Özelikle şirket satın alınırken satın alınacak şirketin özel durumu nedeniyle değerli varlıkları ucuza alma fırsatları sık olmasa da karşılaşılabilecek durumlar arasındadır. Ancak genellikle yatırım bankacılığının gelişmiş olduğu piyasalarda şirket alımlarında da rekabetçi bir ortam oluşur. Rekabetçi bir ortamda şirketi almak isteyenlerin birleşmeden elde etmeyi bekledikleri sinerjilerin bir kısmını satın alma fiyatına yansıttıkları gözlenir. Oysa, beklenen sinerjiler her zaman gerçekleşemediği gibi, bazı sinerjileri elde etmek yatırım ve zaman gerektirebilir.

Bu nedenle, sinerjinin ne gibi faaliyetlerden elde edilebileceğini kategorize etmek faydalı olur. Bazı sinerjiler hem daha kısa zamanda, hem de daha kolay elde edilebilirken, diğerlerinden beklenen faydanın sağlanması daha uzun vadeli ve elde edilme riski de daha yüksek olur. En kolay elde edilecek sinerjilerden başlamak üzere sinerji kategorileri şu şekilde sıralanabilir: (i) iki şirkette de ayrı ayrı yapılan ancak kolaylıkla birleştirilecek fonksiyonlar (örneğin iki genel müdür yerine bir genel müdürün iki şirketi birden yönetmesi veya hazine fonksiyonlarının birleştirilmesi gibi), (ii) birlikte yapılabilecek işletme faaliyetleri (üretim faaliyetlerinin birleştirilmesi gibi), (iii) her iki şirketin ürün ve hizmetlerinin birbirlerinin satış kanallarına taşınması her zaman ürün-satış kanalı uyumunun sağlanamaması nedeniyle tahmin edilen sinerjilerin daha güç elde edilmesine neden olabilir, (iv) satın alınacak şirkette geliştirilmekte olan yeni ürün ve hizmetlerin satışından beklenen sinerjiler ise elde edilmesi en güç ve riskli sinerji alanları arasında yer alır.

Özetle, şirket alımları hızlı büyüme ve rekabet gücü elde edebilmek için ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken stratejiler arasındandır. Her türlü stratejide olduğu gibi değerlendirmelerin doğru yapılması bu stratejiden fayda sağlanabilmesinin temelidir.