Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Şirketlerde Temsilci Riskleri

Şirketler büyüdükçe kurucuları tarafından yönetilmeleri güçleşiyor. Ayrıca, sürdürülebilirlik için gerekli olan kurumsallaşma süreci de kaçınılmaz olarak yöneticilere yetki devri gerektiriyor. Bu nedenle yönetim kurullarının temel görevlerinden birisi de yöneticilere devredilen yetkilerin doğru kullanılmasını sağlamaktır.

İnsanoğlu genellikle başkasına ait olan kaynakları kendi kaynakları kadar titiz kullanmaz. Örneğin, kiracıların evlerine gösterdikleri özen ile ev sahiplerinin gösterdikleri özen arasında fark vardır. Kiralık arabaların ikinci el fiyatlarıyla, sahibinden satılan arabaların ikinci el fiyatları da bu nedenle farklıdır. Ekonomik gelişmeyi tetikleyen de mülkiyet hakkının tesis edilmesi olmuştur.

Sermaye birikimi arttıkça mülkü bizzat kullanmak ve yönetmek de güçleştiği için ve daha büyük işleri yönetim becerisi ile mülkiyet sahibi olmanın her zaman yüksek korelasyonu olmaması nedeniyle yönetici sınıfı gelişmiştir. Ancak, kontrol edilmeyen güç, tehlikelidir. Güç yozlaştırır. Bu nedenle, yöneticilerin de hissedarların varlıklarını nasıl yönettikleri denetlenmelidir.

Şirketleri hissedarlar adına yöneten temsilciler olan yöneticilerle, çıkarları temsil edilen hissedarlar arasında çıkar çatışmasını önleme görevi de yönetim kurullarına düşer.

Şirketlerde temsilcilerin temsil ettikleri hissedarlarla çıkar çatışmasına düşmeleri dört temel nedenle gerçekleşir. (i) Yöneticilerin şirket kaynaklarını haksız olarak kendi çıkarları için kullanmaları. Bu genellikle az görülen bir durumdur. Ancak, mutlaka önlenmesi gerekir. (ii) Yöneticilerin şirkette liyakata dayalı değil, sadakata dayalı atamalarla kendileri için krallık kurmaları. Özellikle uzun vadede ciddi sorunlar yaratan bu yaklaşımın da önlenmek üzere denetim altında tutulması önemlidir. (iii) Kâr ve risk ikiz kardeştir. Yöneticilerin risk almamak adına sorumluluktan kaçınarak kurulmuş bir düzeni geliştirmekten ödün vermeleri gözlenmesi güç, ancak şirketin uzun vadeli çıkarları açısından önemli risk içerir. Sonuç değil, bahane üreten, şirketi rakipleriyle göreceli olarak geliştiremeyen yöneticileri değiştirmek de önemli bir yönetim kurulu görevidir. (iv) Hissedarların şirkete teslim ettikleri kaynakları etkin kullanmamak, ya aşırı risk altına alarak şirketin geleceğini tehlikeye atmak, ya da aşırı yatırım yaparak yeterli getiriyi sağlamayacak işlere kaynakları bağlamak da kontrol altında tutulması gereken yönetici eğilimlerindendir.

Yönetim kurullarının bu yanlışları zamanında görüp, onaylamamaları ve önlem alabilmeleri için üst düzeyde deneyim sahibi olup, bu konularda tetikte olmaları şirketlerin sürdürülebilir başarısı için kritik önemdedir.

Ancak, yönetim kurullarının tek görevi bu aşırılıkları önleyecek ‘kalecilik’ görevini üstlenmek değil, aynı zamanda sürekli değer yaratacak stratejiler için yönlendirici de olmaktır. Bu nedenle, şirketin risk-getiri dengesini, kısa vade – uzun vade dengesini ve çeşitli paydaşlar arasındaki çıkar dengelerini koruyucu yaklaşım sergilemeleri de önem taşır. Sadece finans kaynaklarına değil, aynı zamanda insan kaynaklarına, iş ortaklarına, tedarikçilerine ve çevresine güven veremeyen şirketlerin uzun vadede bu kaynaklara avantajlı şartlarla ulaşmaları güçleşir. Esas olan kurumun devamlılığı olduğuna göre şirketin gelecekteki başarısı için gerekli her türlü kaynağa avantajlı şartlarda ulaşabilmesini temin eden tutarlı, adil, şeffaf, sorumlu, hesap verebilir ve etkin yaklaşımların şirketin tümüne yaygınlaşmasıdır.

Özetle, yönetim kurulları şirketin yönlendirilmesi ve şirkete teslim edilen tüm kaynakların etkin kullanıldığının gözetilmesinden sorumludur. Bu anlayış ve yaklaşım şirketlerde temsilci risklerinin de denetim altında tutulmasını sağlar.