Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Sivil Toplum Kuruluşlarında İyi Yönetim

İnsan, doğasında olan “yararlı olma” duygusunu, parasal karşılık beklemeden bir amaca bağlanma, içinde bulunduğu topluma bir değer katma ihtiyacını yalnızca sivil toplum kuruluşlarında doyurabiliyor. Dolayısıyla, sivil toplum kuruluşları, anlamlı bir yaşamın ve sorumlu yurttaşlık bilincinin yaşama geçirildiği kurumlar haline geliyor. İnsanlar mahallesine, kentine, ülkesine ve giderek dünyaya fark yaratacak bir değer katmanın hazzını sivil toplum kuruluşlarında yaşıyorlar.

Sivil toplum kuruluşlarının iyi yönetim ilkeleri doğrultusunda çalışmasına Türkiye’nin ihtiyacı var çünkü Türkiye’nin dünya sorunlarının çözümüne katkıda bulunması gerek. Ülkemizin dünyada kendisine etkin ve saygın bir yer edinmesi için yalnızca devletlerarası ilişkiler yeterli değil. Sivil toplumun etkinliğinin arttığı çağımızda, ticari, bilimsel, kültürel, sanatsal, düşünsel alanlarda toplumlararası ilişkiler büyük önem kazandı. Başka bir deyişle uluslararası ilişkiler gittikçe daha çok “sivil”leşiyor, devlet-dışı, hükümet-dışı bir kimlik kazanıyor.

KalDer on yıldır, sadece ülkemizdeki “yönetim kalitesinin artırılması” misyonuna değil, aynı zamanda “katılımcı demokrasinin gelişmesi” misyonuna da hizmet ediyor. Bunu bir yandan Toplam Kalite Yönetimi (TKY) anlayışının toplumun her kesiminde benimsenmesi için uğraş vererek, diğer yandan da bir sivil toplum kuruluşu olarak kendi içinde uyguladığı yönetim ilkeleri ile “örnek” olarak sağlıyor.

KalDer’in misyon ve vizyonunu katılımcı bir anlayışla belirlenmiştir. KalDer’in başarısında yapılan tüm faaliyetlerin belirlenen ortak hedefe odaklı olarak seçilmesi önemli bir yer tutuyor. Şirketleri Avrupa’da en çok ödül kazanan ülkelerden biri olmak; en büyük şirketlerinden, bir balıkçı restoranına kadar farklı boyutlarda ve ülkenin dört bir köşesinde TKY’ni uygulayan örnekler yaratabilmiş olmak; bir sivil insiyatif olarak başlatılan Ulusal Kalite Hareketine (UKH) Milli Eğitim Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı, Savunma Müsteşarlığı gibi önemli kamu kurumlarının katılımını sağlamak; dünya’da ilk kez sivil toplum kuruluşları (STK) için ayrı bir kalite ödülü koyarak ve bu konuda eğitimler oluşturarak ülkemizin önde gelen sivil toplum örgütlerinin TKY’ni uygulamaya başlamasını sağlamak hep bu odaklanma sayesinde gerçekleştiriliyor.

KalDer organizasyon yapısını misyon ve vizyonu doğrultusunda yapılandırmıştır. Yönetim Kurulu adayları TKY’ni uygulama deneyimine sahip kurumların, bu felsefenin yaygınlaştırılması için kaynakları harekete geçirebilecek liderleri arasından, toplumun değişik kesimlerine ulaşabilme ve iletişim kurma konum ve yetkinliği özellikleri dikkate alınarak belirlenmektedir. KalDer misyon ve vizyonunu etkin olarak gerçekleştirebilmek için gerekli olan istikrarlı bir yönetim kadrosunu “ödünç yönetici” uygulamasıyla sağlamıştır. Bu uygulamaya göre KalDer’i destekleyen kuruluşlar toplam kalite uygulamaları konusunda deneyimli birer yöneticilerini iki yıllığına KalDer’de çalışmak üzere ödünç veriyorlar. Böylelikle dernek güçlü bir yönetim kadrosunun desteği ile gönüllü üyelerinin zamanını da daha verimli kullanabiliyor.

KalDer, kurumsal iletişime öncelik veriyor. İnsanların ve kurumların davranışlarını değiştirmek için öncelikle değişimin gerekliliği ve faydasına inandırmak gerekiyor. Dolayısıyla, KalDer sınırlı kaynaklarının kullanımında gerek kurumsal kimlik oluşturma, gerekse kamuoyu ile iletişim kurma konularına profesyonel destek alarak öncelik verdi. En iyi iletişimin “başarılı örnekler” ile yaratılacağının bilincinde olarak UKH’nin hedefi de çeşitli kesimlerden iyi örnekler oluşturmak ve bunları toplumda tanıtmak olarak belirlendi.

KalDer, sadece TKY kavramının tanıtımına değil, aynı zamanda özgün içerik geliştirilmesine de önemli kaynak ayırıyor. KalDer ülkemizdeki iyi uygulamalardan ve ihtiyaçlardan esinlenerek okullarda, belediyelerde, sivil toplum kuruluşlarında TKY uygulamalarını somutlaştıran makaleler, kitaplar, vaka çalışmaları hazırlanmasını destekliyor, çalıştaylar yapıyor ve eğitimler geliştiriyor. Bu bilgilerin yaygınlaştırılması için çaba gösteriyor.

KalDer, işbirliklerine büyük önem veriyor. Öncelikli hedef kitle olarak belirlenen büyük şirketlerin en tepe yöneticilerinin de bulunduğu TÜSİAD ile kuruluştan bu yana sürdürülen işbirliği, Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip etmek ve ülkemize yansıtmak üzere EFQM’in Ulusal İşbirliği Ortağı olunması, Kocaeli ve Gaziantep Sanayi Odaları ile yapılan Kalite Odağı işbirliği protokolleri, TTGV ile yapılan UKH’ne destek anlaşması, bakanlık düzeyindeki kamu kuruluşları ile yapılan eğiticilerin eğitimi anlaşmaları, ve Boğaziçi Üniversitesi ile birlikte geliştirilen “sivil toplum kuruluşları yönetici yetiştirme programı” bu işbirliği anlayışının birer ürünüdür.

Kalder, “iyi yönetişim” kavramının yaygınlaşmasını teşvik ederken, kendisi de bu anlayışa uygun davranıyor. Bu anlayış doğrultusunda, açıklık, şeffaflık, katılımcılık, hesap verebilirlik, verimlilik ve etkinlik konularında her zaman kendini sorguluyor ve sürekli geliştirmeye çalışıyor. Hem kendi içinde, hem de üyelerine ve destekleyenlere karşı kaynaklarını nasıl kullandığı konusunda aktif bir açıklık sergiliyor. Hesaplar iç deneticilerin yanısıra bir uluslararası denetim kuruluiu tarafından da denetleniyor. Gerek önemli destekleyicilerle birebir görüşmelerle, gerekse faaliyet raporlarıyla paydaşlara hesap veriliyor. Düzenlenen üye toplantıları, Danışma Kurulu toplantıları, olağan genel kurullar, anket çalışmaları, uzmanlık grupları, komiteler gibi araçlarla geniş bir katılımcılık sağlanıyor.

Kurumsallaşmaya da özel önem veriliyor. Sürdürülebilir gelişme ve yaratıcılık için düzenli yenilenmenin gerçekleştirilmesine çalışılıyor. Kurumsal kültür olarak benimsenen bu anlayışa göre, her dönem yönetim kurulunun %30-40’ı yenileniyor. Böylelikle, bir yandan devamlılık sağlanırken, diğer yandan yönetim kurulunun yeni fikir ve enerji ile desteklenmesi de sağlanıyor. Dolayısıyla, yönetim kurumsal bir yapı kazanıyor ve kişilere bağımlı olmuyor. Her dönem yeni yönetim için adaylar, yukarıda belirtilen şeffaf kriterlere uyan ve katılımcı bir anlayışla gösterilen kişiler arasından belirleniyor.

KalDer’de uygulanan bu yönetim ilkeleri sadece KalDer’in geleceğine değil, demokrasimizin gelişmesi için gerekli olan sivil toplum kuruluşlarının etkinliğine de ışık tutacaktır.
Vatandaşlar olarak her birimiz sivil toplum örgütlerine aktif olarak katılmalıyız. Bu sorumlulukları yerine getirirken şeffaflık, açıklık, hesap verebilirlik, katılımcılık, verimlilik ve etkinlik gibi iyi yönetim ilkelerine sahip çıkmalıyız. Birer yurttaş olarak devletten, birer müşteri olarak şirketlerden ve birer birey olarak STK’lardan iyi yönetişimi talep etmeli ve kendimiz de bu ilkeleri yaşayarak çevrelerine umut veren birer örnek olmaya çalışmalıyız. Çözümün kendi içimizden başladığını unutmamalıyız.