Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Sorumlu Yatırımlar

Dünya teknolojik gelişmelerle her geçen gün daha da küçülüyor. Herhangi bir ülkede yapılacak yatırımların olası etkilerinin olumsuz olması şirketlerin tüm dünyadaki algılanmalarını ve dolayısıyla performanslarını etkiliyor. Bu nedenle, özellikle tabii kaynakları geliştirme yönünde faaliyet gösteren şirketler ciddi yatırımlara başlamadan önce birçok alanda olası etki analizlerini gerçekleştirmek ve bu etkileri en aza indirecek tedbirleri almak durumunda kalıyorlar. Bu konuda gelişen standartlar çok farklı konularda değerlendirme yapma gereksinimini ortaya koyuyor. Bu standartlardan en sık kullanılan ise IFC’nin çevre, sosyal ve yönetişim etkilerini ölçme konusunda ortaya koyduğu standarlar. Ancak, ister uluslar arası finansman sağlayıcı kurumların (Dünya Bankası, EBRD, çeşitli Exim bankaları gibi) kabul ettikleri ‘Equator Prensipleri’, isterse Global Reporting Initiative (GRI) olsun her geçen gün bu standartlar birbirlerine yaklaşıyorlar.

IFC standarlarına göre bir yatırımın sorumlu yatırım olarak kabul edilebilmesi için sekiz konuda değerlendirme ve olası etkileri en aza indirecek tedbir paketleri oluşturmak gerekiyor. Bu sekiz alan şu şekilde özetlenebilir: (i) Olası sosyal ve çevresel etkilerin ve bunları giderecek yönetim sistemlerinin tespit edilmesi, (ii) Çalışma şartları ve işgücü piyasası etkileri, (iii) Hava ve su kirliliğinin önlenmesi ve olası risklerin yönetimi, (iv) Yatırım mahalindeki yerleşkelerdeki insanların sağlık ve güvenliklerinin korunması, (v) Toprak alımlarında uzlaşmacı ve adil yaklaşımların sergilenmesi ve yerinden edinilen insanların haklarının korunması, (vi) tabiattaki türlerin çeşitliliğinin korunması ve kaynakların sürdürülebilirliğin sağlanması, (vii) Yerel toplulukların haklarının korunması, ve (viii) Kültürel varlıkların korunması.

Birçok uluslar arası kurum önemli sosyal, kültürel ve çevresel etkileri olabilecek projelere finansman sağlamadan önce bu tip standartlara uyumu şart koşuyor. Nitekim, ülkemizde de Ilısu barajı projesinin finansmanında, Bakü-Ceyhan boru hatlarının finansmanında hep bu tip değerlendirmeler birer ön şart olarak gündeme geldi.

Sorumlu yatırımlar için değerlendirmeye alınacak konular belirlenirken şu ilkelere dikkat ediliyor: (1) Olası etkilerin boyutu, (2i) Değerlendirmeye alınan paydaşların kapsamı, (3) Sürdürülebilirlik ortamı ve etkisi, ve (4) değerlendirmenin kapsamı.

Sürdürülebilirlik raporlarının kalitesi için ise şu ilklere dikkat ediliyor: (a) Olumlu ve olumsuz etkilerin dengeli olarak raporlanması, (b) Zaman içerisindeki gelişmlerin ve en iyi örneklerle kıyaslamaların raporlanması, (c) Ölçümlemelerin doğruluğu, (d) Raporlarda kullanılan bilgilerin güvenilirliği, (e) Raporların zamanında oluşturulması ve paylaşılması, ve (f) Raporların kolayca anlaşılabilir olması ve kamuoyuyla paylaşılması. Ayrıca, raporların bağımsız üçüncü partilerce denetlenmiş olması çalışmanın kalitesini artıran önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor.

Bu konularda ortaya konan standartlara uyum sağlamanın şirketlere sağladığı birçok fayda oluyor: (i) Projenin gecikme veya durdurulmasına neden olabiliecek grev, boykot, yeniden tasarlanma gereği, olumsuz algı veya yatırımcıların endişelenme sonucu finansman sağlamaması gibi risklerin baştan belirlenip, gerekli önlemlerin alınmasının sağlanması, (ii) Yatırımların uygulama performansının ve olumlu toplumsal etkilerinin artması, ve (iii) Uluslar arası kurumların desteğinin ve güveninin kazanılması gibi…

Ülkemizde artmakta olan madencilik, enerji ve ulaştırma koridorları gibi yatırımlara girerken konuyu sadece ekonomik bir fizibilite olarak değerlendirmenin ötesinde projelerin olası çevresel, sosyal ve kültürel etkilerinin değerlendirilmesi, baz ölçümlemelerin proje başlamadan önce yapılması ve olası etkileri ilgili paydaşların çıkarlarını koruyacak şekilde en aza indirgeyecek tedbirlerle ilgili bir stratejinin ve uygulama aşaması için yönetişim sistematiğinin kurgulanması önem kazanıyor.   Bu nedenle, çevresini korumayan projelerin hayata geçirilmesinin mümkün olmayacağını anlayıp, fizibilite çalışmalarının ve ön hazırlıkların çok geniş bir kapsam içermesini planlamalıyız.  Özetle, sorunsuz kazanç için sorumlu yatırım anlayışını hayata geçirmeliyiz.