Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Sosyal Girişimcilik

Girişimcilik sadece iş dünyasında değil, aynı zamanda toplumsal sorunların çözümünde de etkili oluyor.

21. yüzyılın toplumsal sektör kuruluşlarının yüzyılı olacağı görüşü günümüzde en çok yandaş bulan değerlendirmelerden birisi. Bu görüşü savunanlar, yalnızca sivil toplum kuruluşlarının toplumun gerçek potansiyelini en geniş ölçekte seferber etme olanağına sahip olduğuna dikkat çekiyorlar. Bunda önemli bir doğruluk payı var.

Çünkü insan, doğasında olan “yararlı olma” duygusunu, parasal karşılık beklemeden bir amaca bağlanma, içinde bulunduğu topluma bir değer katma ihtiyacını yalnızca sivil toplum kuruluşlarında doyurabiliyor. Ve bu kuruluşlar, çok büyük sayıda insanın yaratıcı, yapıcı potansiyelini ortaya çıkarıyor, bir amaca yönlendirerek tüm toplum için yararlı bir sonuca dönüştürüyor.

Bugün ABD’de 90 milyon kişi, yani yetişkin, üretebilir durumdaki nüfusun neredeyse tamamı haftada en az 3 saatini sivil toplum kuruluşlarında karşılıksız çalışmaya ayırıyor. 2010 yılında bu sayının 120 milyona, çalışma saatinin de 5’e çıkacağı öngörülüyor. İnsanları buna iten ise “katkıda bulunma”, “bağlanma” ve “yararlı olma” ihtiyacı. Fransa’da Toplumsal Sektör toplam istihdamın %4.2 bölümünü karşılıyor. Bu, hizmet sektöründeki istihdamın %10 gibi önemli bir oranına tekabül ediyor. Bu oran İtalya’da %2, Ingiltere’de %4 dolaylarında. Böylece Sivil Toplum Kuruluşları, anlamlı bir yaşamın ve sorumlu yurttaşlık bilincinin yaşama geçirildiği kurumlar haline geliyor.

İnsanlar mahallesine, kentine, ülkesine ve giderek dünyaya fark yaratacak bir değer katmanın hazzını sivil toplum kuruluşlarında yaşıyorlar. Sivil toplum kuruluşları çevre sorunlarından sağlığa, eğitimden sakat haklarına kadar birçok alanda tek başına devletlerin yetersiz kalacağı küresel sorunlara çözümler getirmek üzere büyük insan ve parasal kaynakları harekete geçirebiliyor. Dünyaya baktığımızda çevre sorunlarına karşı duyarlılığı, sivil toplum kuruluşlarının başlattığı hareketler geliştirdi ve bu hareketler dünyanın en büyük petrol şirketlerine kararlarını geri aldırmayı başardı. Tarihte de köleliğin kaldırılması, “insan hakları beyannamesinin” kabul edilmesi, kara mayınlarının yasaklanması gibi önemli gelişmeler sivil insiyatifler sayesinde gerçekleştirilmiştir.

Ülkemizde de Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’nın, TEMA’nın, AKUT’un, KalDer’in katkıları hepimizin malumu. Sosyal girişimci olarak toplumsal sorunlara çözüm arayanların dikkat etmeleri gereken bazı ortak özellikler var: (1) Projelerin gerçek bir ihtiyaca cevap vermesi; (2) Bu amaçla kurulan kurumun güvenilir ve etkin bir yönetim kadrosu tarafından yönetilmesi; (3) İyi bir model oluşturulduğunda ekonomik olarak çoğaltılma fırsatının olması; (4) Projenin dönemsel masraflarını karşılayacak gelir kaynaklarına sahip olması; (5) Proje sonuçlarının ve faydalarının düzenli olarak ölçülerek şeffaflıkla paylaşılması.

Sosyal girişimcilerin dikkat etmeleri gereken bir başka kavram da “verimlilik”. Yakın geçmişe kadar bizim için verimlilik bir “iş” kavramıydı, “ticari” bir kavramdı. Toplum yararına bir iş yapmak söz konusu olduğunda “iyi niyet”, “özveri” gibi sübjektif güdüler yeterli görülürdü. Bir parçası olduğumuz Doğu kültürü de, “yüksek değerler” arasında saymadığı “ticari” kavramlarla düşünmeye de elvermiyordu. Verimlilik, verim almak, “kâr”la ilintili bir olgu olarak görülüyordu. Oysa artık biliyoruz ki, verimlilik, yalnızca ticari kuruluşlar için değil, bir işlev yerine getirmesi söz konusu olan her türlü kuruluş için geçerlidir.

Son olarak, iş hayatında olduğu gibi gönüllü kuruluşlarda da yeni fikirlerin test edilmesinde riskten korkmak, yaratıcılığı sınırlandırır. Bu konudaki anlayışımızı değiştirmek, denenmemişi denemek sosyal konularda önemli atılımların başlangıcı olabilir.

Özetle, toplumsal gelişme iş dünyasında olduğu kadar, gönüllü kuruluşlarda da iyi yönetim, yenilikçilik ve yaratıcılıkla sağlanır. Ülkemizde sosyal sorunların çözümü için bu anlayışa sahip sosyal girişimcilere ihtiyaç var.