Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Standart Oluşturmada Öncülük

“Mevcut standartların kabulu, kendimize ait standartlarımızın olmadığı anlamına gelir.”
Jean Toomer

Standartlara uyanlar değil, standartları oluşturanlar rekabette kazanıyorlar. Standartları oluşturmada başarı ise standardın niteliklerinden çok paylaşımı ve yayılım hızı ile belirleniyor. “İyi” bir standart tutturmak kazanmaya yetmiyor, “öncü” olmak gerekiyor.

Örneğin, daktilo için geliştirilen “QWERTY klavye” standardı, mekanik daktilolarda yazı yazma hızını, tuşların birbirine çarpmasını önleyecek şekilde azaltmak amacıyla tasarlanmıştı. Elektrikli klavyelerin gelişmesinden sonra bu mekanik sınırlama ortadan kalkınca, yazı yazma hızını artırmak amacıyla tasarlanan “DSK klavye” standardı maalesef “QWERTY” standardının yerini alamadı. Çünkü o kadar çok kişi bu standardı öğrenmişti ki, pazarın büyük kısmını onlar oluşturuyordu ve bu kadar çok kişiyi kısa zamanda yeni bir standart öğrenmeye zorlamak mümkün olamıyordu. Bu yeni standardı öğrenmek için yapılacak zaman yatırımının 10 günlük kullanımda elde edilen yazma hızı avantajı ile geri ödendiğinin bilinmesine rağmen bu verimsiz teknoloji aşılamadı. Bugün hâlaâ dünyada 125 yıl önce, yazma hızını yavaşlatmak üzere tasarlanmış bir standart kullanılıyor!!
Benzer şekilde dünyada en yaygın olarak kullanılan “VHS” video standardı, teknik olarak daha üstün olan “BETA” standardını tüketici piyasasından silmiş. Çünkü, “VHS” standardını geliştirenler lisans yoluyla bu standardın birçok üretici tarafından kullanılmasını sağlayarak, piyasaya yayılım hızını artırmışlar. “BETA” standardını geliştirenler ise bu daha üstün standart ile kendi üretimlerini daha kolay pazarlayacaklarını düşündüklerinden paylaşımcı olmayarak yaptıkları hatayı tüketici piyasasından silinerek ödemek zorunda kalmışlar. Bu örneğin neredeyse aynısının “Microsoft” ve “Apple işletim sistemi” arasında yaşandığını hatırlatmakta fayda var.

Birçok ülkede öğrenilmesi ve kullanılması metrik sistemden çok daha güç olan ölçüm sistemleri kullanılıyor. İngiltere’de trafiğin dünya genelinin tersine bir akış içinde olması otomotiv ürünleri maliyetlerinin artmasına yol açıyor. Bu açıdan bakıldığında Atatürk’ün harf devrimi gibi uygulamalarla toplumsal öğrenmenin önünü açmasının önemi ortaya çıkıyor.
Avrupa Birliği’nin mobil telefonlarda “GSM” standardını öncü olarak benimsemesi Nokia ve Ericsson firmalarının dünya üzerindeki başarılarının önemli nedenlerinden biri olduğunu da unutmamalıyız.

Bu örneklerden almamız gereken dersler var: (i) Hızlı bir toplumsal uzlaşma sağlanamadığı durumlarda hepimiz için olumsuz bir dengede kilitlenmek mümkün olabiliyor. (ii) Kamunun standartlara ilişkin politikaları kuruluşların rekabetteki konumlarını etkileyebiliyor. (iii) Toplumsal kapanları aşabilmek için cesur kararlar gerekebiliyor. (iv) Yayılım hızının önemli olduğu konularda paylaşma kültürüne sahip olanlar kazanıyor. (v) İdeal çözümü bulmak için kaybedilen zaman, bu çözümün hiçbir zaman pazarda yerleşememesinin nedeni olabiliyor.

Değişimin hızlandığı yeni ekonomide standart oluşturmak için paylaşma kültürüne, uzlaşmaya ve hızlı davranmaya önem vermeliyiz.