Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globally recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Standartları Değiştirebilmek

Bir standart yaygın olarak benimsendikten sonra onu değiştirmek çok güç oluyor. Çünkü, insanlar alışkanlıklarının esiridir. Oysa, dünyada hızla değişen şartlar karşısında bazen en etkili çözümler varsayımlarımızı tekrar değerlendirip, alışkanlıklarımızı değiştirerek bulunabilir.

Örneğin, daktilo için geliştirilen “QWERTY klavye” standardı, mekanik daktilolarda yazı yazma hızını, tuşların birbirine çarpmasını önleyecek şekilde azaltmak amacıyla tasarlanmıştı. Elektrikli klavyelerin gelişmesinden sonra bu mekanik sınırlama ortadan kalkınca, yazı yazma hızını artırmak amacıyla tasarlanan “DSK klavye” standardı maalesef “QWERTY” standardının yerini alamadı. Çünkü o kadar çok kişi bu standardı öğrenmişti ki, pazarın büyük kısmını onlar oluşturuyordu ve bu kadar çok kişiyi kısa zamanda yeni bir standart öğrenmeye zorlamak mümkün olamıyordu. Bu yeni standardı öğrenmek için yapılacak zaman yatırımının 10 günlük kullanımda elde edilen yazma hızı avantajı ile geri ödendiğinin bilinmesine rağmen bu verimsiz teknoloji aşılamadı. Bugün hâla dünyada 125 yıl önce, yazma hızını yavaşlatmak üzere tasarlanmış bir standart kullanılıyor!!
Günümüzde şehirlerde yaşayan milyonlarca insan için her gün karşılaştıkları en önemli sorunlardan birisi de ulaşım sorunu. Bu sorun bir taraftan yaşamdan aldığı pay açısından, diğer taraftan da maliyetleri açısından önem taşıyor.

Bu konu ekonomik gelişme açısından da büyük önem taşıyor. Ekonomileri gelişen ülkelerde hizmetler sektörünün her geçen gün daha fazla bir pay aldığı gözleniyor. Hizmetler sektörünün en yoğun olarak geliştiği yerle ise şehirler. Üretim yaptığımız fabrikalarda verimliliği artırmak üzere yalın yönetim, altı sigma gibi çeşitli yöntemler kullanarak hammaddenin ve ürünlerin akışkanlığını artırmaya çalışıyoruz. Oysa, hizmetler sektöründeki en önemli girdi olan insanların şehirlerdeki akışkanlığını geliştirme konusuna yeterince odaklanmıyoruz.

Örneğin İstanbul’da her geçen sene milyarlarca dolarlık yatırımlar gerektiren yeni köprülere, yeni tünellere ihtiyaç doğduğu dile getiriliyor. Özellikle son dönemlerde petrol fiyatlarındaki büyük yükseliş, belki altyapı sınırı nedeniyle ulaşımın tamamen kilitlenmesini geciktiriyor, ama diğer taraftan cari açık sorunumuzu büyütüyor. Şehirlerdeki ulaşım sorununu çözmek için mevcut altyapıyı daha etkin kullanabilecek yöntemler geliştirmekten kaçınıyoruz. Bunun için varsayımlarımızı gözden geçirmeliyiz.
Büyük şehirlerde kullanılan otomobilleri ele alacak olursak, bunların çoğu zaman kullanılmadığını, kullanıldığında ise büyük çoğunlukla tek kişi taşımak için kullanıldığını görürüz. Bu otomobillerin birçoğu en az dört kişi taşımak üzere tasarlanmıştır. Oysa, dört kişi taşıdıkları zaman yaşam sürelerinin belki yüzde birini bile kapsamaz!! Bir fabrikada böylesine verimsiz bir tasarıma rastlamak mümkün olamaz. Dünyada enerji ve demir çelik gibi hammadde fiyatlarının yükselmeye devam edeceği düşünüldüğünde, bu kadar verimsiz bir tasarım yaklaşımını alışkanlıklarımızın ne kadar taşıyabileceğini de düşünmeliyiz.
Son dönemlerde, otomotiv sektöründe önemli gelişme kaydeden Türkiye acaba yükselen enerji ve hammadde fiyatlarıyla, hızlanan şehirleşme sürecinin yarattığı ulaşım sorununun çözümü için varsayımları ve alışkanlıkları değiştirecek bir çözüm üreterek dünyada yeni bir trendin öncüsü olamaz mı? Genişliği bildiğimiz otomobillerin yaklaşık yarısı kadar olacak iki kişilik otomobilleri tasarlayarak, üreterek ve kullanılmasını vergi teşvikleriyleyle yaygınlaştırarak mevcut altyapıların iki misli insanı taşımak üzere kullanılmasını sağlayabilirmiyiz?

Böyle bir tasarım, üretim maliyetleri, hammadde kullanımı, enerji kullanımı, çevre ve mevcut altyapıların daha verimli kullanılması açısından avantajlar içerir. Bu tasarımdaki otomobillerden ÖTV alınmaması, yoğun trafiği olan yollarda bazı şeritlerin bu otomobillere tahsis edilmesi gibi uygulamalar bu yeniliğin hızla yaygınlık kazanmasını sağlayabilir. Bu yaygınlığın sağlayacağı ölçek ekonomisi bu konuda Türkiye’deki şirketlerin dünyadan alacakları piyasa payını da artırabilir. Ne dersiniz?