Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Standartları Oluşturabilmek

Rekabette kazananlar standartlara uyanlar değil, standartları oluşturanlar oluyor. Standartları oluşturmada başarı ise standardın niteliklerinden çok standartların paylaşımı ve yayılım hızı ile belirleniyor. “İyi” bir standart tutturmak kazanmaya yetmiyor, “öncü” olmak gerekiyor.

Örneğin, müzik dinlemede mekan bağımsızlığı ile kapasite sınırsızlığını birleştirerek iPod’u geliştiren Apple birçok rakibinin zorlandığı dönemlerde önemli kârlılık artışları yakalayabildi. Hemen arkasından geliştirdiği iPhone’un birçok özelliği ise cep telefonlarında resim kullanımı ve paylaşımını standart haline getirdi.

Ancak, geliştirilen standartlar çoğu kez daha iyinin önünü de kesebiliyor. Örneğin, daktilo için geliştirilen “QWERTY klavye” standardı, mekanik daktilolarda yazı yazma hızını, tuşların birbirine çarpmasını önleyecek şekilde azaltmak amacıyla tasarlanmıştı. Elektrikli klavyelerin gelişmesinden sonra bu mekanik sınırlama ortadan kalkınca, yazı yazma hızını artırmak amacıyla tasarlanan “DSK klavye” standardı maalesef “QWERTY” standardının yerini alamadı. Çünkü o kadar çok kişi bu standardı öğrenmişti ki, pazarın büyük kısmını onlar oluşturuyordu ve bu kadar çok kişiyi kısa zamanda yeni bir standart öğrenmeye zorlamak mümkün olamıyordu. Bu yeni standardı öğrenmek için yapılacak zaman yatırımının 10 günlük kullanımda elde edilen yazma hızı avantajı ile geri ödendiğinin bilinmesine rağmen bu verimsiz teknoloji aşılamadı. Bugün hâlaâ dünyada 125 yıl önce, yazma hızını yavaşlatmak üzere tasarlanmış bir standart kullanılıyor!!

Benzer şekilde dünyada en yaygın olarak kullanılan “VHS” video standardı, teknik olarak daha üstün olan “BETA” standardını tüketici piyasasından sildi. Çünkü, “VHS” standardını geliştiren Matsushita lisans yoluyla bu standardın birçok üretici tarafından kullanılmasını sağlayarak, piyasaya yayılım hızını artırmayı tercih etti. Oysa “BETA” standardını geliştiren Sony ise bu daha üstün standart ile kendi üretimlerini daha kolay pazarlayacağını düşündüğü için paylaşımcı olmayarak yaptığı hatayı tüketici piyasasından silinerek ödemek zorunda kaldı. Üstelik, kendi ürünlerinde VHS standardını kullanmak üzere lisans bedeli ödemek durumunda kalarak paylaşımcı olmamamanın bedelini ödedi.

Birçok ülkede öğrenilmesi ve kullanılması metrik sistemden çok daha güç olan ölçüm sistemleri kullanılıyor. İngiltere’de trafiğin dünya genelinin tersine bir akış içinde olması otomotiv ürünlerinin maliyetlerinin artmasına yol açıyor. İngilizler daha pahallı otomobil kullanmak durumunda kalıyorlar. Bu açıdan bakıldığında Atatürk’ün harf devrimi cesur bir kartaarla okuma yazmayı kolaylaştıran bir standardın benimsenmesinin ve toplumsal öğrenmenin önünü açmasının önemi ortaya çıkıyor.

Avrupa Birliği’nin mobil telefonlarda “GSM” standardını öncü olarak benimsemesi Nokia ve Ericsson firmalarının dünya üzerindeki başarılarının önemli nedenlerinden biri olduğunu da unutmamalıyız.

Bu örneklerden almamız gereken dersler var: (i) Hızlı bir toplumsal uzlaşma sağlanamadığı durumlarda hepimiz için olumsuz bir dengede kilitlenmek mümkün olabiliyor. (ii) Kamunun standartlara ilişkin politikaları kuruluşların rekabetteki konumlarını etkileyebiliyor. (iii) Toplumsal alışkanlıkları aşabilmek için cesur kararlar alabilmek gerekebiliyor. (iv) Yayılım hızının önemli olduğu konularda paylaşma kültürüne sahip olanlar kazanıyor. (v) İdeal çözümü bulmak için kaybedilen zaman, bu çözümün hiçbir zaman pazarda yerleşememesinin nedeni olabiliyor.

Değişimin hızlandığı yeni ekonomide standart oluşturmak için paylaşma kültürüne, uzlaşmaya ve hızlı davranarak kullandığımız standardı yaygınlaştırmaya önem vermeliyiz.