Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Stratejik Riskler

Tanımlamadığımız kavramları ölçemeyiz. Ölçemediğimiz kavramları da yönetemeyiz. Bu nedenle, şirketlerin geleceğe hazırlanmasındaki en önemli unsurlardan olan strateji konusundaki riskleri tanımlayabilmek onları yönetebilmenin ilk adımıdır.

Stratejik riskler yedi farklı boyutta değerlendirilebilir: (i) Proje riski, (ii) Müşteri riski, (iii) Değişim yönetimi riski, (iv) Rakip riski, (v) Marka değerine ilişkin riskler, (vi) Endüstri yapısına ilişkin riskler, (vii) Durgunluk riski.

Şirketler kendilerini geleceğe hazırlamak üzere birçok proje gerçekleştirirler. Elbette projeler başarılı olabileceği gibi başarısız da olabilir. Projeler kapsamlarına göre şirket açısından stratejik öneme sahip olabilirler. Ancak, bazı başarısızlıklar şirket için kritik olmamakla birlikte diğerleri kritik öneme sahip olabilirler. Örneğin, şirketlerin yeni iş geliştirme projelerine ilişkin çalışmalarında başarısızlık olasılığı daha yüksek olmakla birlikte genelde bu konudaki başarısızl denemeler şirketlerin geleceği açısından nispeten daha düşük risk içerir. Oysa, büyük bir şirket evliliğinin başarısız olması şirketin geleceğini ciddi ölçüde tehlikeye atabilir. Buna karşın, şirketin iş süreçlerini yeni bir sisteme geçirirken yaşayabileceği başarısızlık, stratejik açıdan orta derecede riskli olarak kabul edilebilir.

Müşterilerle ilgili riskler de zaman içerisinde anahtar müşterilerin pazarlık güçlerini artırması, çok sınırlı sayıda müşteriye hizmet veriliyor olması ve belki de en tehlikelisi müşterilerin önceliklerinin ve taleplerinin değişmesi gibi örneklerle anlatılabilinir. Şirketlerin bu potansiyel riskleri onlar gerçekleştirmeden değerlendirmeleri ve tedbir almaları risklerin maliyetini azaltır.

Değişime ilişkin riskler arasında ise mevcut üretim teknolojilerinin güncelliğini yitirmesi, ürün portföyünün zamanında yenilenememesi, iş modelinin güncelliğini yitirmesi gibi konular sayılabilir.

Rakip risklerine örnek olarak piyasa payı erozyonu, sektöre farklı yetkinliklere sahip yeni rakiplerin girmeye başlaması, sektördeki farklılaşma alanlarının azalması ve küresel şirketlerin tehditleri verilebilinir.
Marka değerinin zaman içerisinde düşüşe geçmesi, markanın özünü oluşturan konularda başkalarının öncülüğü ele geçirmesi (Samsung’un Sony’i yenilikçilik tahtından indirmesi gibi), yaşanan olumsuzluklar ve bunların iyi yönetilememsi sonucunda markanın müşteri nezdinde olumsuzluklarla anılmaya başlanması gibi riskler de özellikle uzun seneler boyunca markaya yapılan yatırımların ayrıştırıcı özelliğini yitirmesine neden olabilir.

Endüstride önemli yüksek talep dalgalanmalarının yaşanması, tedarikçi pazarlık gücünün yükselmesi, yatırım maliyetlerinin yükselmesi, marjların düşmesi gibi riskler ise sektörde faaliyet gösteren şirketlerin hepsini etkileyen riskler arasındadır.

Satış miktarı artarken, kârlılığın azalması, ekonomik durgunluk, yeterli yeni ürün portföyünün geliştirilmemiş olması gibi riskler ise birçok sektörü aynı zamanda etkileyen riskler arasındadır.

Riskleri yönetebilmek için (i) risklerin tanınması, (ii) değerlendirilmesi, (iii) karşılaşıldığında alınacak tedbirlere ilişkin planlamanın yapılması ve uygulama deneyiminin kazanılması, (iv) risk takip sisteminin kurulması, (v) uyarı noktalarının belirlenmesi, (vi) riskleri önleyici ve/veya azaltıcı yatırımların yapılması ve (vii) alınacak riskler hakkında bilinçli olarak kararların verilmesi gerekiyor.

Risk yönetiminde başarılı olan şirketlerin önemli kazançları oluyor: (i) sağlıklı bir kurumsal yönetim yapısına sahip olmak, (ii) şirketin girişimcilik özelliğini kaybetmeden bilinçli risk alabilmesi, (iii) ilgili merciilere sunulan bilginin tutarlılığı, (iv) Paydaşlarla iletişimde güven yaratabilmek, (v) Kurumsal itibarın yüksek olması, (vi) stratejik hedeflere ulaşmak üzere odaklanmanın ortaya çıkan riskler nedeniyle kaybedilmemesi, ve (vii) uzun vadeli değer yaratma potansiyeli.

Özetle, şirketlerin stratejik riskleri tanımlamayı, ölçmeyi, onların arasında önceliklendirme yapmayı ve yeni stratejik girişimlerini ve yatırımlarını öncelikli riskleri yönetmek üzere odaklamaları bu risklerden en az etkilenmelerine yardımcı oluyor.