Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Test Odaklı Eğitim Sistemi

Dünya ile rekabet edebilmek için tüm kaynaklarımızı verimli ve etkin kullanmalıyız. Ülkemizde her yıl yaklaşık 17 milyon ilköğretim ve lise öğrencisi zamanlarının önemli kısmını okullarda ve dersanelerde hayatlarını etkileyecek bir teste hazırlanarak geçiriyorlar.

Ülke kaynaklarının böylesine önemli bir kısmının ne kadar etkin kullanıldığını sorgulamalıyız. Eğitime ilişkin sorgulamalar genellikle okul sayısı, öğretmen sayısı, GSMH’dan ayrılan pay gibi nicelikler üzerine odaklanıyor. Ölçülmesi daha güç olduğundan niteliğe ilişkin konular pek gündeme gelmiyor.

Test odaklı bir eğitim sistemi ile gençlerimizi geleceğe, ve ülkemizi dünya ile rekabete hazırlayıp hazırlayamayacağımızı sorgulamalıyız.

Ekonomik kalkınmanın en önemli belirleyicisi olarak toplumsal eğitim seviyesi gösteriliyor. Çağdaş, rekabet gücü olan birey sorgulayıcı, araştırmacı, katılımcı, paylaşımcı, iletişim becerisi olan, insiyatif alan ve sorumluluk sahibi insandır. Çağdaş bireyler yetiştirmek için tasarlanacak eğitim sistemi bilgi depolamak üzerine değil, düşünmeyi öğrenmeyi ve bilgiye ulaşabilmeyi ön plana çıkarmalı.

Gençlerimizi geleceğe hazırlamak için onları öğrenmeyi seven, yenilikçi ve yaratıcı olan, ekip çalışmasından haz duyan, toplumsal sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirmeliyiz. Dengeli bireylerin yetişmesi, zihinsel gelişimin sağlıklı bir beden ve güçlü sezgilerle bezenmesi için insanın bir bütün olarak eğitilmesi gerekir. Bireye özel ilgi göstermek kişisel yeteneklerin ve özgüvenin gelişmesini sağlar. En etkin eğitim örnek oluşturarak verilen eğitimdir. Eğitimde katılımcılığın ve uygulamanın özendirilmesi eğitimin verimini artırır.

Dünya örnekleri test odaklı eğitimin, eğitimi değerli ve verimli kılan bu özellikleri zaafiyete uğrattığını göstermektedir. Test odaklı eğitim sistemleri öğrencileri düşünmekten, araştırmacılıktan ve ekip çalışmasından uzaklaştırıyor, ezberciliğe ve kalıplar içinde düşünmeye yönlendiriyor. Günümüz iş dünyasında büyük önem taşıyan takım çalışması yerine, bireysel rekabeti ön plana çıkarıyor. Başarı düzeyi düşük öğrencileri, kendi yeteneklerini geliştirmeye yönlendirmek yerine küskünlüğe itiyor, öğrenme zevkini yaşamaktan uzaklaştırıyor.

Test odaklı eğitim sistemleri öğretmenleri de olumsuz etkiliyor. Onları ayırımcılığa yönlendiriyor. Öğretmenler “başarılı” olmak için her öğrencinin yeteneklerini geliştirmek yerine üstün yetenekli öğrencilerin bulunduğu ortamları seçmeye çalışıyorlar!! En popüler özel öğretmenler gerçekten en “başarılı” öğretmenler mi? Yoksa, öğrenci seçiminde mi en “başarılılar?”

Öğretmenler, öğrencileri bir bütün olarak eğitmek yerine testlerde daha fazla soru sorulan alanlara odaklanıyorlar. Bu hem gençlerimizin genel anlamda dengeli yetişmesini engelliyor, hem de testlerde öncelikli olmayan konulardaki yetenekleri yüksek olan gençleri başarısız göstererek onların motivasyonlarını kırıyor.

Test odaklı eğitim sistemi ülkemizde eğitime ayrılan sınırlı kaynakların verimsiz kullanılmasına yol açıyor.

Eğitimde yeni teknolojileri kullanmaksızın ve eğitimin içeriğini güncelleştirme sürecimizi yeniden yapılandırmaksızın dünya ile rekabet edebilecek nesiller yetiştiremeyiz.

Örneğin, son yıllarda hayatımıza cep telefonları, otomobil satışları, televizyon programları ve internet ile gelen değişimlerin ne kadarını eğitim sürecine ve materyaline yansıtabildik? Okul kitaplarının içeriği ne kadar değişti? Bu değişimleri gerçekleştirme süreçleri ve karar mercileri teknolojik gelişmeleri takip etme esnekliğine sahip mi? Yoksa, 17 milyon gencimizi temel olarak 20 yıl öncenin teknolojisi ile mi eğitmeye çalışıyoruz? İlköğretim süresini 8 yıla çıkarmak yeterli mi? Yoksa, 8 yılın sonunda hangi beceri ve yeteneklere sahip mezunlar yetiştirmemiz gerektiğini yeniden düşünmemiz ve eğitim sistemimizi buna göre yapılandırmamız mı gerekiyor?

Çağdaş eğitim sistemi için öncelikle her sınıf için kapsanacak konular her yıl elden geçirilmeli; her bir konunun içeriği o konunun uzmanlarını, çocuk psikologlarını, grafikerleri ve teknoloji uzmanlarını barındıran takımlar tarafından hazırlanmalıdır. Bu içerik hem okul kitaplarına, hem de internette etkileşimli ortama yansıtılmalıdır.

Birçok okulumuzdaki laboratuvar eksikliği göz önüne alındığında sanal deneylerin hazırlanması ve internet aracılığı ile bilgisayara ulaşabilen tüm öğrencilere sunulması eğitim açısından faydalı olacaktır. Yine öğrencilerin kapsamdaki konularla ilgili sorularını internet üzerinden cevaplandıracak bir sistem kurulması öğrenme etkinliğini artıracaktır.

Öğrencilerin kendilerini test edebilecekleri, ve geliştirmeye ihtiyaç duydukları alanları görebilecekleri ve bu alanlarla ilgili bilgilere ulaşabilecekleri bir ortamın internette oluşturulması özel derslerin her isteyene açık olması anlamına gelecektir.

Güncel olayların tarihçesini ve önemini anlatan kısa bilgilerin derlenmesi ve yine internet üzerinden sunulması öğrencilerimizin ilgi düzeyini yükseltecek bir yaklaşımdır. Öğrencilerin dünya üzerindeki diğer bilgi kaynaklarına rahatlıkla ulaşmalarını sağlamak üzere bir arama ve tercüme motorunun sağlanması da önemlidir. Eğitsel oyunların internet üzerinden sunulması da ilgiyi artıracaktır.

Yine öğrencilerin ilgi alanlarını daha iyi belirleyebilmeleri ve daha bilinçli meslek seçimleri yapabilmeleri için konularında uzman kişilerle söyleşilerin de sanal ortamda sunulması faydalı olacaktır.

Eğitim anlayışı ve süreçlerinde bu dönüşümü sağlayabilirsek gençlerimizin eğitimden anladıkları, mekanik bir şekilde “bilgi yüklemesi” değil, öğrenme, bilgiye erişme, düşünme ve paylaşma yeteneklerinin gelişmesi olabilir.

Eğitim sistemini dünyanın en iyileriyle rekabet edebilecek konuma getirmeyen ülkeler dünya ile rekabette başarılı olamayacaklar.