Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Topluma Bir Şey Verebilmek En Büyük Zenginlik

090915165207Özel Sektör Gönüllüler Derneği başkan yardımcısı Yılmaz Argüden, derneğin 10 yıldan bu yana yürüttüğü projeleri ve bunun topluma, gönüllülere ve özel sektöre olan katkılarını Vergi Portalına anlattı. Yılmaz Argüden, gönüllü projeleriyle özel sektör çalışanlarının firmalarına bağlılıklarının arttığını, kariyerlerinin geliştiğini anlatırken toplumsal sorunların çözümüne etkin katkı yaratıldığını belirtti.

Özel Sektör Gönüllüler Derneği 2002 yılında kuruldu. 10 yıldır hizmet veriyor. Derneğiniz neler yapıyor açıklar mısınız?

Özel Sektör Gönüllüler Derneği, ülkemizdeki sosyal konulara daha yetkin kaynağın aktarılması için kurulmuş bir dernektir. Bildiğiniz gibi özel sektör gerek maaşları nedeniyle daha cazip olabiliyor, rekabetçi olması nedeniyle nitelikli insanları istihdam ediyor. Bu insanların ülkenin sosyal konularına katkıda bulunmalarını nasıl sağlayabiliriz ve buraya gönüllü nasıl daha çok katkıda bulunabilirler diye kurulmuş bir dernek Özel Sektör Gönüllüler Derneği. Bunun herkese çok büyük faydası var aslında. Yani topluma bir şeyi verebilmek en büyük zenginlik. Zamanını vermek de insanları en çok tatmin eden unsurlardan bir tanesi. Özel Sektör Gönüllüler Derneği hayırseverlikten farklı. Bir para vermek değil, zamanını vermek, bilgisini ve yetkinliklerinin sosyal bir sorunun çözümü için kullanmasını sağlamak. Bu yönde özel sektör çalışanlarını teşvik etmek için kurulmuş bir dernek. Ülkemizin nitelikli kaynaklarının, gerek eğitim, gerek çevre olsun, gerek kültür alanları olsun, bu konularda gelişmemize katkıda bulunacak çalışmalara katılmaları aslında orada yapılan çalışmaların daha etkin yapılmasını sağlayabilecek bir unsurdur diye düşünüyorum. Örneğin iyi bir pazarlamacı bu sosyal amacı da daha iyi pazarlar. İyi bir finansçı buranın kaynaklarının daha etkin kullanılmasını sağlayabilir gibi.

Dolayısıyla Özel Sektör Gönüllüler Derneği tamamen şirketlere yönelik, şirketlerin kendi içlerinde çalışanlarını gönüllülüğe teşvik etmelerini sağlamak üzere bilgi paylaşımı yaptıkları, birbirleriyle yarışmalara girdikleri, iyi örnekleri paylaşarak öğrenmeyi hızlandırıcı bir takım araçları ortaya sunan bir dernek. 10 senedir faaliyet gösteriyor. Gönüllülükle ilgili çeşitli araştırmalar yapıyoruz. İyi örneklerin çeşitli kurumlar arasında paylaşılmasına destek oluyoruz.

Bunun yanı sıra kendisi bir proje geliştirmek konusuna henüz gelmemiş olan şirketlerin de başka şirketlerle beraber ortaklaşa yapabilecekleri ortak ve daha kolay projeleri geliştirip buna katkı sağlamalarına destek oluyoruz. Bu konudaki faaliyetleri teşvik etmek üzere çeşitli ödül programları organize ettik.

Çok güzel bir logonuz ve logonun çok güzel açılımı var gönüllülükle alakalı. Kalpten gelir, kalbe döner, toplumdan gelir topluma geri döner diye. Bu döngüyü sağlayabilmek adına çok güzel projeleriniz oluyor. 10 yıldır da çok güzel projeler gündeme getiriyorsunuz. Bu projelerden bahseder misiniz?

Logodan bahsettiğiniz için oradan başlayalım, hakikaten bir insan için en büyük zenginlik bir başkasına bir şeyler verebilmek. Bunu gönülden verdiğiniz zaman en büyük kazancı öyle elde ediyorsunuz. Bir çocuğa okuma yazma öğrettiğinizde o çocuğun gözündeki parıltıyı görmek kadar insanı tatmin eden bir şey az bulunur. Başka bir sorunu da çözdüğünüz zaman o sorunu çözmek için katkınızı görmek insanı çok tatmin eden bir unsur. Kendi kendini besleyen bir döngü. İnsanlar önce gönüllülük yaparken acaba benden çok mu zaman alacak, çok mu kaynağım gider şeklinde endişe içerisinde oluyorlar ama bir sefer konuya adım atan insanlar kendilerinin zenginleştiğini görüyorlar. Aynı zamanda bu özel sektörde yoğun tempoda çalışan insanların aslında hayatla bağlantısını da geliştiren bir unsur. Çünkü toplumdaki sorunları görmesi, değişik kesimlerle mesai içine girmesi, onlara katkıda bulunması o kişiyi hem bireysel olarak hem de kariyeri açısından zenginleştiriyor. Çünkü pazarlama yapacağı kitleyi de daha iyi tanımış oluyor.

Şirketler açısından da bir çok faydası var. Gönülden gelir gönüle gider açısından. Bir kere gönüllü faaliyetleri destekleyen şirketlerin çalışanlarının şirkete bağlılıkları artıyor, bu çok önemli. Ayrıca liderlik kapasiteleri artıyor. Çünkü gönüllü olarak bir şey yaparken bir takım çalışması oluyor, liderlik oluyor. Bu yönden çalışanlarının gelişmesi açısından faydalı oluyor. Şirkete bağlılığı açısından faydası oluyor. Toplumu tanımak açısından bir çok faydalar sağlıyor. Onun için logomuz hakikaten gönülden gelir, gönüle gider ve böylelikle zenginleşir.

Projelerimize gelince, ilk yaptığımız işlerden bir tanesi ülkemizde insanların hangi konulara daha çok önem verdiğini anlatmaktı. Bunların en başında eğitim geldi. Fakat eğitim konusunda ne yapılabilir. İnsanların önünde önce bir bariyer var. Acaba ben bu gönüllülüğe girersem ne kadar sürdürebilirim. Çok basit bir program geliştirdik, okul dostluk programı. Şirketlerin, genel müdürlüklerinin ya da merkezlerinin yakınındaki bir okulla dostluk kurmalarını ve çalışanların öğle saatlerinde bir saatliğine gidip çocuklara okuma konusunda destek olmalarını öngören, sınırlı, önü arkası belirgin bir programla ortaya çıktık. Ama bu program kendi kendine çok büyümeye başladı. Ve çok ciddi faydaları olduğunu da gözlemledik. Örneğin çocuklara gittiğimizde bir kariyer programı yaptık mesela, ne olmak istiyorsunuz diye. Mahallesinde gördüğü meslekleri istiyordu. Halbuki özel sektördeki farklı meslekleri görmeye başladıktan sonra bir sene sonra o çocukların vizyonları değişti. Başka şeyler olmayı istemeye başladılar. Okumaya yönelik istekleri gelişti. Çünkü okumanın kendilerini nerelere taşıyabileceğini görmeye başladılar. Okuma becerileri gelişti. Özel sektör çalışanlarının o mahalledeki çocuklarla çok yakın ilişkileri olmaya başladı. Böyle bir şey başından planlanmamış olmasına rağmen çocuklar okuldan ayrıldıktan sonra bizimkiler bu çocuklara daha ne yapabiliriz diye düşünüp bir çok okulda kütüphane yapan gönüllüler oldu. Gerek boyasından, inşasından, kitaplarının oluşturulmasına kadar veya kitapların arşivini nasıl yapacaklarına ilişkin bilgisayar programının hazırlanmasına kadar bir çok konuda gönüllü olduklarını gözlemledik. Bu bir tanesi. Bunun yanı sıra “kültür karıncaları projesi” gibi çocuklara kültür konusunda çevrelerini tanımaları, tarihi tanımaları açısından fayda sağlayan, çevreyi temizlemek açısından çeşitli çabalar gösteren bir çok projemiz oluyor.

İş sektörü için çok olumlu sonuçları olduğunu söylediniz. Fakat şöyle bir araştırma varmış, iş hayatında yer alan kişilere sorduğunuzda, yüzde 90 biz gönüllü olmak istiyoruz ama bize fırsat verilmiyor. Fırsat verildiğinde de bir haftada ayrılan birkaç saat, bir şekilde ayrılamayabiliyor. Peki ne yapılmalı, ne yanlış yapılıyor da zaman ayrılamıyor.

Bunu bizim ödüllerimizle bağlantı kurarak anlatmaya gayret edeyim. Biz kurumları ve bireyleri teşvik etmek için ödül mekanizmaları kurduk. Ama ödül mekanizmasının temel amacı bir ödül vermek değil, iyi örneklerin daha yaygın şekilde paylaşılmasını sağlamak. Teşvik etmek. Bunun için de şu tip ödül kategorilerimiz var. Her birinin de birer manası var. Birinci ödül kategorimiz “en yaratıcı proje”. Şirketler ya da gönüllüler ne kadar yaratıcı bir proje bulmuşlar bir sorunu çözebilmek için. Bunun altında yatan mantık şu. Genellikle sosyal konuların sorumluluğu kamu sektörüne düşüyor. Kamu sektöründe ise yenilikleri denemek çok zor. Çünkü çalışmayan her türlü şey için bir sürü kuralı çiğnemiş mi oluyoruz acaba diye bir endişe olabiliyor. Hatta kamu sektöründe “hiçbir hizmet cezasız kalmaz” diye bir laf vardır. Onun için bu yenilikleri özel sektörün gönüllü çalışmalarında deniyor olmaları aslında sadece o projenin daha başarılı olması açısından değil, aynı zamanda kamu sektörüne örnek olması açısından önemli. Bu nedenle yaptığınız bir işte yenilik denemenizi teşvik etmek için yenilikçi proje ödülümüz var. Projenin yenilikçiliğine, ne kadar iyi gittiğine bakıyoruz.

İkinci ödülümüz, “en etkin proje”. En başarılı proje. Bu da şundan kaynaklanıyor. İnsanlar genellikle gönüllü bir çalışma yaptıkları zaman hele bir de gönüllerini verdiler mi, her türlü kaynağı oraya açmaya başlıyorlar. Ama bir kişiyi kurtarmak yerine halbuki kurtarılacak bin kişi var. Dolayısıyla kaynakları ne kadar etkin kullandığınızı da ölçmemiz lazım. Gönüllü işlerde bu etkinlik konusuna insanlar yeteri kadar dikkat etmiyorlar. Bu nedenle de müthiş iyi okul binaları var, ama binanın içindeki eğitim kalitesine yeteri kadar katkıda bulunulmamış olabiliyor. Bu nedenle projenin etkinliğini ölçen ve etkin olmasını ödüllendiren bir mekanizma kurduk.

Üçüncü ödülümüz, “en etkin gönüllü programı”. Bu sizin deminki sorunuza geliyor. Gönüllülüğü, hadi sizi saldım çayıra, mevlam kayıra şeklinde yaptığınız zaman tabi etkinliği daha düşük olabiliyor. Oysa bir kuruluş çalışanlarının gönüllü olarak çalışmasını teşvik edecek mekanizmaları kurmuşsa, yani bunu bir program haline getirmişse, insan kaynakları sistemlerinin parçası haline getirmişse iç iletişiminin bir parçası haline getirmişse, o kurumun liderleri de bu gönüllülüğe katılıyor ve diğer çalışanları teşvik ediyorsa o zaman kurumsal gönüllülük bir kurum kültürü haline gelmeye başlıyor. Sürekliliği oluyor. Zaten taşı delen, suyun devamlılığıdır. Yoksa birer damlayla hiçbir şey olmuyor. Ama sürekli olduğu zaman taşı delebiliyorsunuz. İşte kurumların bu şekilde gönüllülüğe yaklaşmasını teşvik etmek için de hangi kurum daha iyi yaklaşıyorsa, onlara en başarılı program ödülü veriyoruz. Son olarak da koyduğumuz ödül, en başarılı gönüllü. Bu da, başka gönüllüleri nasıl teşvik ediyor, takım çalışmasını nasıl yapıyor, farklı ortamlarda gönüllülükte nasıl iyi örnek olabiliyor diye de bireye yönelik ödüllerimiz var. Gördüğünüz gibi bütün ödüllerimiz aslında doğru davranışları daha ileriye taşımak, bu konudaki en iyi örneklerin daha yaygın şekilde paylaşılmasını sağlamak üzere.

Bu ödüle başvuranların bir çok faydaları oluyor kurumlar olarak da. Bir kere kendilerine mutlaka bir rapor veriyoruz. Yani nerelerden puan kazandılar, neyi daha iyi yapabilirler, başka örnekler neler var, bunları görme imkanı oluyor ve dolayısıyla kendilerini sürekli geliştiriyorlar. Nitekim şunu söylemekten hakikaten gurur duyuyoruz, Özel Sektör Gönüllüler Derneğinin program ödülünü alan şirketlerin bir çoğu Avrupa’da en iyi gönüllülük ödülü aldılar. Çünkü bu mekanizmayı bir kez algılayıp da buna göre çalışmaya başladığınız zaman, binlerce kişiye yayılan ciddi bir gönüllü ordusu olabiliyor. Böyle tek tek projelerden daha program kapsamı içerisinde düzenli bir sistematiğe kavuşmuş oluyor. Bu sistematiğin gerek toplumdaki etkisi gerek kurumdaki etkisi çok yüksek olabiliyor.

PwC olarak bu kategorilerden birinde biz de yarıştık. Özel sektörde çok güzel bir kesim o gece oraya gittiğimizde de gördük, başarılarını teşvik eder şekilde etrafa duyurmaya çalışıyor. Bir kısmının da özel sektör gönüllüler programlarına biz de katılsak ödül alır mıyız, ne yapmalıyız diye pek çok soru var akıllarında. Şu anda biz de ödül sahibi olmak istiyoruz diyenler ne yapmalılar, geç kaldılar mı? Bu sistem nasıl işliyor, bilgi verir misiniz?

Bir kere en büyük ödül gönüllülük yapmaktır, herhangi birisinden ödül almak değil. İnsanı en büyük tatmin eden, çalışanları da bu şekilde motive etmek en büyük ödül. Bunu unutmayalım bir kere. Dolayısıyla ödüllerin hepsi birer araç. Esas ödül gönüllü yapmak. Her sene ödül veriyoruz ve sene sonuna doğru veriyoruz. Dolayısıyla bunun duyurusu da yanılmıyorsam Ağustos, Eylül aylarında oluyor. Kasım ayında da ödüllerimizi veriyoruz. Dolayısıyla 2012 için daha zaman var. Önemli olan gönüllülükleri yapıyor olmak. Bu konuda çekinmenin hiçbir manası yok. Çünkü herkes bir yerden başlıyor. Özel Sektör Gönüllüler Derneğinin kazandırdığı da şu, başka başlayanların ne gibi zorluklar yaşadıkları, ne gibi konularda başarılı olduklarını, nasıl yaptıklarını öğrenme fırsatı tanıyor. Dolayısıyla bir işi yaparken daha iyi yapmak için daha hızlı öğrenme mekanizmasını sağlayan bir dernek olarak düşünülebilir. Yakında geçmiş 10 senenin deneyimlerinden faydalanarak bu konuda Gönüllülük bir kurum içinde nasıl kurumsallaştırılır diye bir kılavuzumuz da çıkıyor. Bu kılavuzdan da faydalanılabilir. Aslında toplumda insanlar nasıl daha çok bir yere gelirlerse daha çok momentum kazanıyorlar. Bilgi bilgiyi doğuruyor. Bilgi ve sevgi paylaştıkça artan unsurlar. Dolayısıyla gönüllülük konusundaki bilgiyi ve sevgiyi daha çok paylaşma ortamı yaratan bir dernekten bahsediyoruz, Özel Sektör Gönüllüler Derneği deyince.

Türkiye’de gönüllülük çok farklı algılanıyor. Daha çok hayırseverlik, maddi destek gibi algılanıyor. Son olarak bununla bitirelim, gönüllülük nasıl algılanmalı? Kişiler gerçekten haftada bir iki saat ayırarak pek çok kişinin dünyasına bambaşka dünyalar katabilirler. Bunu nasıl yapabilirler, sizin yorumunuz nedir gönüllülüğe dair?

Bir kere bunların hepsi önemli. Hayırseverlik de önemli. Kurumsal sosyal sorumluluk da önemli. Kurumsal gönüllülük de önemli. Kurumsal sosyal sorumlulukta işinizi yaparken hakikaten sosyal sorumlulukla yapıyor olmanız çok kritik. Hayırseverlik de önemli, çünkü bir çok önemli sosyal alanın kaynağa ihtiyacı var. Ama aslında en önemli eksik, bilgi. Yani kaynakların etkin kullanılması. Zaten yaşam kalitemizi geliştirmek istiyorsak önce yönetim kalitemizi geliştirmemiz lazım. Özel sektörde ise yönetim kalitesini geliştirmek, kariyerin bir parçası. Dolayısıyla bu bilginin toplumsal sorunların çözümüne aktarılması aslında en büyük getiriyi sağlayan, en büyük kaldıracı sağlayan araçlardan bir tanesi. Bu nedenle insanların gönüllü olarak az bile olsa zaman veriyor olmaları buraya ayrılan kaynakların çok daha etkin kullanılmasına ve toplumda çok daha büyük etkilerin yaratılmasına fayda sağlayabiliyor. Üstelik insanlar birebir başka birinin hayatında bir fark yarattıklarını gördükleri zaman da parayla satın alamayacakları mutluluğa erişiyorlar.

Çok duygusal mektuplar da vardı değil mi?

Evet insanları çok tatmin ediyor hakikaten. Onun için en büyük zenginlik bir şeyler verebilmek. Ve zamanını verebilmek. Ben herkesi toplumda kendi gönlüne yakın olan konuda, hangi konuysa, gönüllülük yapmaya davet ediyorum. Bu ülke hepimizin ülkesi. Buranın daha iyi yaşanır bir hale gelmesini istiyorsak kendi bilgi birikimimizi bu yönde kullanmamız gerekir.

Çok teşekkür ediyorum verdiğiniz bilgiler için.

Ben teşekkür ederim bu konuyu işlediğiniz için.