Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Toplumsal Bakış Açısı ve Büyüme

Yeni tanıştığınız bir kişinin en son işinin başarılı olamadığını ve battığını öğrenirseniz ne düşünürsünüz? (a) “Bu adam/kadın ahlaksız, mutlaka şirketten para çalmıştır.” (b) Bununla iş yapılmaz, kendi işini bile yürütememiş.” (c) “Bu adam/kadın cesur, helal olsun yeni bir iş denemiş, kim bilir ne kadar deneyim kazanmıştır.”

Genç bir girişimci size yeni bir fikirle gelip yatırımına ortak olmanızı isterse, hemen aklınızdan ne geçer? (a) Eski köye, yeni adet getirmek zordur. Bu iş zor çalışır. (b) Bir akıllı sen misin? Bu sektörde bu kadar çalışan firma varken, onların uygulamadığı bir yaklaşımdan para kazanılmaz.” (c) “Enteresan bir fikir. Bunun gibi proje üreten insanlar olsa da , yatırımlarımın bir kısmından büyük kazanç elde edebilsem.”

Yeni çıkan bir teknolojik ürünü size pazarlamaya çalışan bir satıcıyla ilk görüşmenizde ne düşünürsünüz? (a) “Bu ürünü hele bir başkaları alsın da göreyim. Ondan sonra düşünürüm. “ (b) “Benim çalışanlarım bu ürünün nasıl kullanılacağını öğrenen kadar, elimizdeki teknolojiyle daha çok çalışıp, daha çok üretsinler.” (c) “Bu yeniliği ilk önce ben uygularsam, toplumda öncü olurum ve bu konuda en bilgili çalışanlar benim firmamda olur.”

Bir toplumda bu sorulara verilen cevaplar ağırlıklı olarak a ve b şıklarıysa, o toplumda yenilikçilik ve girişimcilik zor gelişiyor. Oysa, cevapların c ağırlıklı olduğu toplumlar ise daha rekabetçi, daha başarılı şirketlere sahip oluyorlar.

Bir sektördeki rekabeti etkileyen beş güç var. Bunlar (i) sektör içi rekabet, (ii) tedarikçilerin pazarlık gücü, (iii) müşterilerin pazarlık gücü, (iv) ikame ürünlerin bulunabilirliği ve fiyatı ve (v) piyasaya girişin ve çıkışın önündeki engeller olarak sıralanabilir. Ayrıca, devletin düzenleyici ve denetleyici rolü ile her bir güç dengesini değiştirebileceği de gözardı edilmemeli. Bu faktörler arasında sektörleri en derinden etkileyen faktör ise piyasaya yeni girişlerdir. Gerek devlet düzenlemeleri, gerekse toplumsal yaklaşımlar nedeniyle piyasaya giriş ve çıkış engellerinin yüksek olduğu toplumlarda gelişme hızı olumsuz olarak etkileniyor.

Gelişmiş ekonomileri olan ülkelerde her sene piyasaya yeni giren ve çıkan firmaların toplam firma sayısına oranı %15-%20 arasındadır. Çalışan sayısı ağırlıklı olarak hesaplandığında bu konuda lider olan A.B.D.’de toplam çalışanların %8’i piyasaya yeni giren veya bir sene içinde kapanacak firmalarda çalışmaktadır. Bir başka ifade ile çalışan nüfusun yaklaşık 1/12’si her sene yeni açılan veya kapanan bir şirkette çalışmaktadır. Toplam iş değiştirme oranı ise daha yüksektir. Böyle bir toplumun toplumsal risk alma eğilimi yüksek olup, başarısızlık tabu olmaktan çıkmaktadır.

Bu durum kendisini yeni kurulan şirketlerin gelişme hızında da göstermektedir. Yeni açılan işlerin %50-60’ının ömürleri 5 seneyi, %40-50’sinin ise 7 seneyi aşmaktadır. Finans piyasaları ve toplumsal anlayış, kaynakların teminatı yüksek olan işlere değil, potansiyeli yüksek olan işlere akmasını sağlamaktadır. A.B.D.’nin en önemli özelliklerinden birisi de yeni kurulan işlerin bir kısmının büyük bir hızla büyeyebilmesidir. Pazar büyüklüğü ve finans kaynaklarına ulaşım kolaylığının yanısıra, yeniliklere açık bir toplumsal bakış açısının da bu gelişmeye önemli katkısı vardır.

Unutmayalım ki Edison ampulü bulurken beşbin başarısız deneme yaptığını, artık bu işten vazgeçmesi gerektiğini söyleyenlere, ‘Ben beşbin çalışmayan yöntem buldum. Bu yolda çalışmaya devam etmek, başarıya ulaşabilmemi sağlayacak.’ demiştir.

Özetle, toplum olarak mevcutları koruma içgüdüsünün aşırıya kaçmasının gelişmeyi engelleyeceğini, yenilikleri kucaklamak ve yenilikleri geliştirmek için kaynak ayırmanın ise gelişmeyi tetikleyeceğini iyi anlamalyız.