Türkiye’nin dünyada en iyi tanınan yönetim danışmanlık şirketiYaşam kalitesi, yönetim kalitesi ile artar Globaly recognized Turkish management consulting firmImproving quality of management improves quality of life

Türkiye AB’ye Güç Katar

Türkiye Avrupa’nın üretim üssü, eğitim sisteminin rekabetçiliği için gerekli talebin kaynağı, emeklilikte en kaliteli yaşam merkezi ve enerji kaynaklarını çeşitlendirme aracı olan bir ülke olarak konumlandırılabilinir.

Bölgemizde iklim, eğitim ve insan yapısı olarak emeklilikteki yaşam koşullarını en kaliteli ve ekonomik olarak karşılayabilecek ülke Türkiye’dir. İşgücü eğitimi ve altyapı planlarımızı bu görüşü göz önüne alarak gerçekleştirirsek AB’nin Florida’sı olabiliriz. Gerek fiziksel, gerekse insan kaynakları altyapısı olarak buna hazırlanacak olursak ülkemize önemli bir katma değer yaratma fırsatı sunmuş oluruz.

Türkiye AB’nin üretim merkezi de olabilir. Nitekim bunu otomotiv sektöründe görüyoruz. Avrupa’da birçok ülkede fabrikalar Türkiye’ye taşınıyor. Taşınan bu fabrikalar ise şirketlerin en kaliteli ve en kârlı fabrikaları haline geliyor. AB işçilerin serbest dolaşımını kısıtlıyor, ancak işlerin serbest dolaşımının önünde engel yok. Bu da işlerin Türkiye’ye taşınmasına neden oluyor. Üstelik, ülkemizdeli çalışma bilinci ve kalitesi de her geçen gün gelişiyor. Avrupa’da en çok kalite ödülü alan iki ülkeden birisi de Türkiye. Bu nedenle, Türkiye’nin Avrupa’nın üretim merkezi olmasını hedeflememiz son derece doğal.

Ayrıca AB açısından en önemli risk alanlarından birisi de enerji yollarının çeşitlendirilmesi konusu. En önemli enerji kaynağı petrol ve gaz. AB bu kaynaklar açısından çok az ülkeye bağımlı. Bu riskin dengelenmesi için özellikle Orta Asya kaynaklarının pazara daha kolay ulaşabileceği bir takım çıkış noktalarına ihtiyaç var. Ceyhan bunlardan bir tanesi olma yönünde önemli fırsat yaratıyor. Aynı şekilde özellikle gazın ulaşımında boru hatları boyunca kullanılması da önemli. Bu nedenle, enerji talebi yüksek bir Türkiye doğal gazın Avrupa’ya ulaştırılması açısından önemli bir alternatif yol oluşturuyor. Enerji yollarındaki bağlantıların çeşitlendirilmesine sadece Avrupa’nın değil, aynı zamanda Orta Asya ülkelerinin de çıkarı var.

Türkiye’nin AB’ye katkı yapabileceği alanlardan birisi de eğitim konusudur. Bugün Avrupa’da 94 milyon öğrenci kapasitesi var ve önümüzdeki 40 sene içerisinde bu rakam 20 milyon azalacak. Burada bir kapasite fazlası ortaya çıkacak ve bu 40 sene sonrasının sorunu değil. Bu bugünün sorunu. Çünkü kapasite fazlası olan bir alanda yeni yatırım yapılması da güç oluyor. Oysa dünyanın başka yerlerinde kapasite yetmediği için yatırımlar yapılıyor. Kim daha yeni yatırım yaparsa daha yeni teknolojileri, daha iyi eğitim sistemleri kurar. Dolayısıyla Avrupa’nın bugün daha iyi eğitim verebilmesi ve rekabetçi olabilmesi için kapasite fazlasını gidermesi gerekir. Avrupa’da durum bu iken, Türkiye’de de kapasite yetersizliği var. Burada birlikte olmaktan yaratılabilecek çok büyük bir sinerji var. Yani Avrupa kendi geleceğini, Türk gençlerini eğiterek hazırlayabilir. Böyle bir fırsat var. Bu Türk gençliği için de faydalı, Avrupa’nın geleceği için de faydalı, ayrıca Avrupa’nın bugünkü eğitim sisteminin dünyada rekabetçi olabilmesi içinde gerekli.

Özetle, kendine güvenen bir ülke olarak Türkiye’nin hedefini sadece AB’yi örnek almak olarak değil, aynı zamanda AB’ye örnek olacak yaklaşımlar üretmek olarak belirlemesi ve toplumun her kurumunda bu anlayışın, hakim olması yaşam kalitemizi arttıracaktır.